A password will be e-mailed to you.

baycentilmen

Sosyalleşmeden Olmaz

Merhabalar dostlar.

Sizlere sürekli bir şeyler anlatıyoruz. Anlıyorsunuz ama uygulamaya kalkınca aynı böyle oluyorsunuz.

Bunun nedeni temelde bir şeyi atlamanız. Bu atladığınız şey ise “sosyalleşmek”. Bu zaten hayatta başarılı olmanızın ön şartı. Çevreniz olmazsa girdiğiniz işi batırırsınız. İhtiyacınız olduğunda yardıma koşacak arkadaşınız olmaz. Takılmak, eğlenmek istediğinizde yapamazsınız. Çevre olmadan hiçbiri olmaz. Kadın da olmaz. İnstagramdan beğenip yazarsınız. Yada sokakta konuşmaya çalışırsınız. Ama sosyalleşmeyi bilmeyen bir adam olduğunuz için hebele hübele yapıp onuda başaramazsınız.

Şöyle düşünün. Koşmadan futbolcu olabilir misiniz? Mümkün mü böyle bir şey. Olamazsınız. Çünkü koşmak zaten ön şart. Bunu zaten yapabilmeniz lazım. Bu olmadan zaten olmaz.

İçinizde bazıları var. Benim çevremde de var hatta bir tane bu model. Daha koşmayı bilmiyorken, 2 kişiyi çalımlayıp 30 metreden gol atmak istiyor. Olmaz amınakoyim.

Adam evden okula, okuldan eve gidiyor. Ama pussy leri ağzında çalkalamak istiyor. Olmaz adaş.  Baştan bir koş. Sonra çalım atarsın.

Aranızda da böyle arkadaşlar olduğunu bildiğim için bu konudan bahsetmek istedim.

Genelde üniversite de ortaya çıkıyor bu anlattığım bu arkadaşlar. Çünkü daha öncesinde lisede falan sınıf ortamı en sessiz çocuk bile bir şekilde sosyalleşiyor. Ama üniversitede olaylar farklı. Çoğu derste zaten devam zorunluluğu yok. Kimse adam akıllı okula gelmiyor. Üniversite sınıfındaki ortamda öyle lise gibi samimi değil. Sessiz insanlarında kaynaşabileceği bir ortam kesinlikle yok. Hal böyle olunca asosyal arkadaşların türemesi normal.

Şimdi sizde böyle biriyseniz önce bunu kabullenmeniz gerekiyor. Bunu da şöyle yapacağız. Şuan yaşadığınız şehir de 1 gün (hadi max 2 gün olsun) boyunca hiç kimse sizi takılmaya aramadıysa; tebrikler asosyal bir piçsiniz fdsfds

Peki bunu nasıl düzelteceğiz.

O da basit. Girişkenlikle. Gidin azıcık hergün aynı ortamı paylaştığınız adamlarla sohbet edin aq.

Spora gidiyorsanız oradakilerle tanışın. Bir kafeye bile 3. ye gittiğinizde artık garsonlar tanıyor sizi aq. Konuşun insanlarla çekinmeyin işte.

Bir de şöyle bir tavsiye vereyim. Eğer normalde doğup büyüdüğünüz şehrin dışında bir yerdeyseniz; sizin gibi dışarıdan gelenler yerine oranın yerlileriyle takılmanız çevrenizi her zaman daha fazla genişletir. Aynı zamanda daha çok şey öğrenir ve daha çok eğlenirsiniz. Bu da baycentilmen tavsiyesi olsun.

Sonuç olarak bu hayattan keyif almanız için sosyalleşmeniz lazım. Tek başına hiçbir şeyin keyfi çıkmıyor beyler. Hadi keyfini sikeyim başarılıda olamazsınız hayatta. Akademik başarıyla karıştırmayın. Hayattaki başarıdan bahsediyorum. Akademik olarak bir yere gelseniz nolucak evde elinizi siktikten sonra. Sabahtan akşama kadar bir kişi bile aramadıysa sizi sikeyim öyle akademik başarıyı. Anca kendinizi tatmin edersiniz. Öteki tarafta ise orta 2 den terk yırtık bir adam gelir bağlantıları ve çevresi sayesinde büyüttüğü işte, sizin 2 yılda kazanacağınız parayı bir ayda kazanır. Hayat başarısı böyledir işte. Çevre gerektirir.

Bir sonraki yazıda görüşürüz. Öptüm.

 

Erkekte Küpe ve Piercing

Merhaba dostlar.

Bugün ele alacağımız konu; erkekte küpe ve piercing.

Şimdi ilk olarak şunu söyleyeyim. Ben ikisini de kullanmıyorum ve hiç kullanmadım. He ama yanlış anlamayın. Bu kesinlikle, “erkek adam küpe mi takar Len Mq” gibi aptalca bir düşünceye sahip olduğum için falan değil :))

Bir de öyle tipler var. Her küpe takan erkeğin baş düşmanı. Aklı sıra taşşak geçip onun karizmasını aşağı çekmeye falan çalışır. Boş hareketler sergiler. Sizinde çevrenizde böyle birileri varsa onu, “Bir kere daha aynı şeyi söylersen alır bu sprite şişesini götüne sokarım.” şeklinde kibarca uyarabilirsiniz. ( Ürün yerleştirme bulunmamaktadır. )

Şaka bir yana, sallamayın bile dostlar. Arkadaş ortamında bunun makarası yapılır edilir. Bu normal bir şey zaten. Aman ciddi ciddi böyle bir şey söyleyen biri varsa çevrenizde onu siktir edin zaten hayatınızdan. Yıl olmuş 2020 aq.

Gelelim şimdi konumuza.

Şimdi üstün gözlem yeteneğime göre küpe mevzusu; eğer ona uygun renkli bir tarzınız yoksa sizde çokta etkili olmuyor. Hatta fark edilmiyor bile. Çevremde bir çok arkadaşımda var. Ama sadece 1-2 tanesine gerçekten yakıştığını düşünüyorum.

Yakışanlardan bir tanesini size tanımlayayım. Kulak kepçesinde halka şeklinde bir küpe. Yine o kulağına yakın olan kaşında da bir piercing var. Boynunda marihuana kolyesi. Kolda dövmeler.  Giyim tarzı rahat ve renkli şeyler. Böyle neşeli bir arkadaş. Şimdi böyle bir tarzı olduğu için bu arkadaşta hiç sırıtmıyor. Aksine onu tamamlıyor.

Ama bir de şöyle bir tip düşünün. Sürekli ciddi ve belli renkleri giyen daha ağır başlı bir abimiz var. Şimdi bu abimiz küpe takınca güzel durmuyor işte. Çünkü tarzıyla uyuşmuyor. Yakışıklıysa yine kurtarır bir şekilde de değilse at sikinde kelebek gibi duruyor.

Bu yüzden eğer gerçekten belli başlı renklerin dışına çıkmayan nispeten daha ağır bir tarzınız varsa bu tarz küpe, piercing işlerine hiç girmeyin derim ben.

Heh eğer diyorsanız ki benim tarzım bunu kaldırır; o zaman şimdi beni takip et.

Genel olarak asimetrik şeylerin göze daha hoş geldiğini düşünüyorum. Yani iki kulakta küpedense sadece bir tanesinde olması bence her zaman daha iyidir. Bu yüzden hızınızı alamayıp iki kulağınızı da delik deşik yapmayın.

Taktığınız küpenin şekli çok önemli. Eğer Nba oynayan esmer bir arkadaş değilseniz elmas küpeler yüksek ihtimal size yakışmayacak. Çünkü dünya üzerinde bir tek onlara yakışıyor.

Halka şeklinde olanlara yönelin. Bunların birde zincirli versiyonları var. Aşağı gitar, marihuana vs. şeyler sarkar genelde :)) Böyle anlatınca komik ama bence bu modellerde dikkat çekici duruyor.

Küpenin şekli kadar takıldığı yerde önemli. Son zamanlarda kepçeye çok fazla takan gördüm. Denenebilir. Kulak memesinde olan kadar dikkat çekmiyor. Daha cool bir görüntüsü var. Kulak kepçesindeki küpeyle, kaştaki piercing i kombinleyebilirsiniz. Tabi ikisi de aynı tarafta olması şartıyla. Birkaç defa gördüm iyiydi. Dediğim gibi asimetrik şeyler bence göze daha hoş geliyor. Örneğin iki kolun full dövmeyle kaplı olmasındansa, tek kolun kaplı olması da daha hoştur. Bunu dövme başlığımızda konuşuruz ayrıntılı.

Piercing demişken gelelim piercing davasına.

Bu meret kadınlarda çok iyi duruyor aq. Göbek deliğinde, burunda, dudakta. Nereye taksalar yakışıyor. Erkeklerde ise tam tersi aq. Sadece az önce yukarıda bahsettiğim o kulak kepçesi ve kaşta bir arada görünce hoşuma gitti. Onun dışında hiç hatırlamıyorum estetik bulduğumu.

Sizin yine hevesiniz varsa deneyin. Beğenirseniz takarsınız.

Tüm aksesuarlar gibi bunlar da ufak bir dokunuşlar. Yani küpe takıyorsunuz diye hatunlar gelip kucağınıza oturmayacak. O yüzden fazla şişirmeyin. Gereksiz anlam yüklemeye gerek yok. Beğeniyorsanız takın devam edin.

Genel olarak bütün aksesuarlarla ilgili teker teker yazılar yazayım ben. Hepsi için ayrı ayrı. Daha iyi olur sizler için.

Haydi bakalım bir sonraki yazıda görüşmek üzere öptüm hepinizi.

 

 

 

 

Neden Yoktum

Merhabalar dostlar.

Baycentilmen geri döndü. Bir süredir yoktum. Ben yokken umarım evde jikleyi çekmemişsinizdir bütün gün.

Mesaj kutum o kadar fena halde ki artık dönmek istedim.

“Be amınakodumu piçi nerdesin”, “öldün mü aq”, “reis artık yazılar gelmiycek mi”, “yazı at artık amınakoyim” tarzında birçok motive edici mesaj aldım. Gerçekten çok sağlam bir okuyucu kitlem var :))

İşin şakası bir yana bir süredir yalnız kalamama hastalığım var dostlar. İşler güçler, okul, sosyal hayat vs derken şunu farkettim. Yalnız kalamıyorum aq. Sürekli yanımda birileri var. Kafamda sürekli bir şeyler var. Eve geliyorum yanımda yine birileriyle. Ciddi söylüyorum evde kahvemi yapıp bir dizi, film seyretmeyi özledim.

Uzak kaldığım için valla çok über şeyler gelmeye başladı hee bunlar. Ne güzel lan yapıyorsun çay, kahve; sonra açıp bir şeyler izliyorsun. Max harcadığın para 75 kuruş. Müthiş hayat.

Hal böyleyken siteyi boşladık. Düşünün sizin için tam 1 sene önce Udemy ye kurs hazırladım. Bildiğiniz her işi bitti. Edit vs dahil bütün işler. Ama hala yayınlayamadım öyle bekliyor. Size hep bahsettiğim proje buydu işte.

Yazıları biraz hızlandırıcam bu ara. Takipte kalın. Kursla ilgili de ayrıntılı bir açıklama yapacağım. Kursu da yakın zamanda yayınlarım zaten. Yıllandı aq videoları.

Bana dm den “neredesin amınakoyayım yazı at” diyen piçlere gelsin bu. Yoktuk belki ama kurs hazırladık size. Bir ton video çektik. Düşünüyoruz yani sizi. Yazı atmıyorum diye sövenler udemy kursu muhabbetini duyunca; ayazda kalmış bekçi yarraa gibi kalmıştır umarım fdsfds

Bundan sonra buradayım. Hodri meydan Bilocaaann.

İnstagram dm lerine yavaştan dönüyorum şuanda yazıyı yazarken. Ama birikmiş baya var. Hepsine dönücem merak etmeyin.

Neyse canlarım fazla uzatmayayım muhabbeti. Küpeyle alakalı bir soru çarptı az önce gözüme dm de. Bende hemen küpe ve piercing kullanımı hakkında bir yazı hazırladım. Şimdi buradan oraya zıplayalım. Sizleri seviyorum. Değişmeye ve gelişmeye devammm.

Ufak Dokunuşlar

Merhaba baycentilmen.com okurları.

Sizleri özledim. Mesaj kutusundan anladığım kadarıyla sizde beni özlemişsiniz. O yüzden sizlere büyük fayda sağlayacak ufak dokunuşlardan bahsetmeye karar verdim bu yazıda.

Dediğim gibi ufak dokunuşlar. Yapın hemen etkisini görün.

Birinci önerim; gidin bütçenize göre herhangi bir giyim mağazasını lootlayın. Kendinize yeni ve güzel şeyler alın. Görüntüyü netleştirin.

Çoğunuz yıllardır alışveriş yapmamış. En son anasının ona aldığı şeyleri giyiyor. Haliyle giydiğiniz şeyler içinize sinmiyor. Bu yüzden kendinize güvenmiyorsunuz. Ananız sizi giydirdiği için çağın gerisinden geliyorsunuz. Genç kardeşlerim artık giyim alışverişini kendiniz yapın. Gidip kendinize zaman ayırıp üstünüze yakıştırdığınız kıyafetler almak hemen sizin özgüveninize olumlu katkı sağlayacaktır.

İkinci önerim; evden çıktığınız zaman daima mermi gibi olun. Ev dışında herhangi bir yerde halsiz, cansız, hantal veya mutsuz gözükme şansınız yok. Kötü enerjiniz 1 km uzaktan belli oluyor. Böyle yıkık gibi gezmeyin sokakta.

İlla hepiniz bu durumu hayatınız da bir kere mutlaka yaşamışsınızdır. Dışarı çıkarsınız. Sosyal ortamlara girersiniz. Farkedersiniz ki o gün diğer bütün günlerden farklıdır. Her girdiğiniz ortamda insanlardan daha fazla reaksiyon alırsınız. Sanki her dediğiniz onları güldürüyor ve eğlendiriyor gibidir. Kadınların daha fazla dikkatini çekersiniz ve kendinizi müthiş enerjik hissedersiniz. Heh işte bu durumu hatırladınız. Bu durumun yaşanmasındaki kilit nokta sizin enerjiniz beyler. Sizin içinize sığmayan o yüksek enerjiniz. Bunu dertler, sorunlar ve insanlar sürekli olarak sömürürler. Bu yüzden yüzde 100 ü yansıtamazsınız çoğu zaman. Ama bu sizin probleminiz. Yüzde 100 ü yansıtmak istiyorsanız eğer daha kapıdan çıkarken kendinizi buna şartlamanız gerekiyor.

Dışarısı sürprizlerle dolu bir açık dünya oyunu. Orada davranışlarınız ve değeriniz kadar saygı ve ilgi görürsünüz. Düşük enerjinizle diğer botların arasında katılmayın. Yüksek enerjinizle onların ilgi odağı ve eğlence merkezi olun. Altın kural : Kapıdan çıktığın anda oyunun içindesin. Sen, evdeki sen değilsin. Buna göre davran.

Üçüncü ve son önerim hikaye anlatıcılığınızı geliştirin. Ne kadar iyi bir hikaye anlatıcısı olursan çevrende o kadar fazla insan toplarsın. E tabi hikaye anlatıcılığının iyi olması için ortada bir hikaye olması gerek en başta. Bu da sizin yaşam tarzınızla alakalı. Efendi çocukların kaybettiği yerlerden biri de bu. O kadar sağlamcılar ki hiçbir riske girmeden yaşıyorlar. Sarhoş olmayacak kadar içiyorlar. Daima ceplerinde ki para kadar harcıyorlar. Bunlar aslında mantıklı şeyler şimdi yazınca bana da mantıklı geldi gskdgdfsgs

Ama arada bununda dışına çıkmak lazım beaa. Bazen çizginin dışına çıkıp rüzgarın götürdüğü yöne gitmek lazım. Güzel anılar böyle ortaya çıkar. Diğerleri sıkıcıdır.

Siz beni anladınız :))

Ufak dokunuşları uygulayın. Faydasını görün. Daima zevk almaya bakın. Öptüm sizi bir sonraki yazıda görüşürüz.

En Sevdiğim Yabancı Diziler

Merhaba gençler. Epey düşünmem gerekti bu listeyi yaparken. Bu kadar düşünmemin ilk nedeni listeyi olabildiğince top 3 şeklinde yapmak istememdi. En en ennn sevdiklerimi görün istedim. Çok fazla dizi olduğu için karar vermek zordu. Bu yüzden top 4 oldu liste.

İşimi bu kadar zorlaştıran 2. neden ise henüz bitmemiş dizileri listeye eklemekten vazgeçmemdi. Game of Thrones’un final sezonunu gördükten sonra; henüz bitmemiş bir diziyi almanın mantıksız olduğunu düşündüm gdmgfgfdg

Şaka maka ne iğrenç bir final sezonu izlettiler bize ya. Kitaplarını da okumakta olan biri olarak, kitap kalitesinde bir şey beklemiyorum tabiiki. Ama adamın mis gibi eserini iyi kötü buraya kadar getirmişken, son sezonda piç etmeseydiniz keşke. Neyse umarım artık dizi bittikten sonra çıkacak olan spin-off ları güzel yaparlar.

Henüz bitmemiş dizileri eklemediğim için listede Peaky Blinders, Westworld gibi diziler yok.  Normalde onları da eklerdim bu listeye ama dediğim gibi daha ne olacağı belli değil :))

Bitmemiş diziler için daha sonra ayrı bir liste yaparız.

Şimdi top 4 ü açıklayalım.

Rome

İsminden de anlayabileceğiniz üzere, antik Roma da geçen bir dizi. Entrika, taht oyunlar, kan, savaş, seks. Ne ararsanız var. Oyunculuklar harika. Diyaloglar süper. Atmosfere zaten diyecek bir şey yok.

İlk defa bu kadar fazla övdüm herhalde bir diziyi :)) Ama hak ediyor. İzleyin eminim siz de çok seveceksiniz.

Bu diziyi Spartacus’le kıyaslayan bazı kişiler var. İki diziyi de çok seven bir olarak şunu söylemeliyim ki, Rome Spartacus’ün içinden geçer.

Rome kült bir eserdir. Spartacus ise izleyenlere keyifli vakit geçirtecek güzel bir yapımdır.

Rome, Al Pacino ve Robert De Niro’lu, “Heat” filmidir. Spartacus ise “Hızlı ve Öfkeli” serisidir.

Farkı anlatmaya gerek yok.

En sevdiğim karakter : Marcus Antonius

Sons of Anarchy

Daha önce önerdim sanırım. Harikadır. İçinizde azıcıkta olsa bir motorsiklet tutkusu varsa, bu dizi alır onu 100 le çarpar. Müziklerini diziyi bitirdikten sonra bile açıp dinlersiniz. En iyi müzik seçimleri kesinlikle bu diziye aittir.

Şimdilerde bir spin-off u çıktı. Fakat beni sarmadı.

Hiç düşünmeden izleyin.

En sevdiğim karakter : Opie Winston

Oz

Hapisane temalı harika bir dizi. Başrolü yok. Ne zaman ne olacağı hiç belli değil. Uyandırayım :))

Psikolojik ve sosyolojik çıkarımlar da içeriyor. Karakter gelişimleri çok iyi yansıtılıyor. İçeriye bir süt çocuğu olarak giren birinin nasıl yavaş yavaş psikopata bağladığını çok net görüyorsunuz.

Özellikle hapisane temalı filmleri sevenler kaçırmasın.

Bunu da Prison Break dizisiyle kıyaslayanlar var. Az önce Rome ve Spartacus için ne dediysem aynısı bunun içinde geçerli. Oz içinden geçer beyler :))

En sevdiğim karakter : Ryan O’reilly

Band of Brothers

2. dünya savaşına özel bir ekibin hikayesini konu alan 10 bölümlük bir mini-dizi. Bir başyapıt.

Her bölümü film kalitesinde.

Bizde 1000 tane Band of Brothers çekebilecek kadar hikaye olmasına rağmen bu konuda malesef bir bok yapılmıyor. Üzüntü verici.

En sevdiğim karakter : Dick Winters

 

Tavsiyelerim bu kadar dostlar. Sizinde tavsiyeleriniz varsa aşağı yorum kısmına yazabilirsiniz.

Bir ara genel kültürünüzü artıracak ve keyifle izleyeceğiniz belgesel önerisi de yaparız.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

 

 

 

Bir Kadın ve Sekiz Beta

Merhabalar baycentilmen.com okurları. Bugün flaş bir konuyla karşınızdayım.

Bundan bir süre önce youtube ta gözüme çok saçma bir video çarptı. Aranızda mutlaka izleyenler vardır. Normalde ilk izlediğimde yazacaktım fakat unutmuşum galiba :))

Videonun adı 8 erkek 1 kız. 8 erkek bir odada maskeli bir şekilde oturarak, ortada duran bir kızı mesajlaşma yoluyla etkilemeye ve sona kalmaya çalışıyor.

Uzun zamandır izlediğim en cringe videolardan biri baştan onu söyleyeyim. Şimdi bu videoyu koyuyorum. Sizlerde izleyin ve ardından bu konu hakkında konuşalım.

 

 

İzlediyseniz başlayalım bakalım.

Şimdi bu videoyu 2 açıdan incelemek istiyorum. Birincisi böyle bir konseptin erkekler için ne kadar aşağılayıcı olduğu yönünde bir inceleme olacak. İkincisi de video içerisindeki diyaloglar ve yazışmalar hakkında olacak.

Şimdi hep soruyorsunuz ya “abi bu kızların götü neden bu kadar kalkık” diye. Bu videodan sonra sormazsınız herhalde. 8 tane erkek, sona kalanın ödül olarak kızla kahve içmeye çıkacağı, adeta battle royale formatında bir oyuna gönüllü olarak katılıyorlar ve buradan bir başarı bekliyorlar.

Neden böyle bir şeyi kabul ettiniz ki ? Siz geçin ortaya, 8 tane kadın sizin için kapışsın. Ödül olarak gördüğünüz şey cidden değerli mi ? Ben söyleyeyim. Hiçbir değeri yok. Dışarı çıkın, milyonlarcası var. Kısacası gelip böyle bir videoda maymunluk yapıp kendinizi rezil etmenize gerek yok. Ortada bir ödül varsa, bu ödül her zaman için siz olmalısınız. Zaten kendinizi değil karşınızdaki kadını ödül olarak görüyorsanız, kadınlar karşısında şansınız “0” . Çünkü onlarda kendilerine ödül muamelesi yapan erkeklere karşı arzu duymuyorlar.

Kısacası bu sokuk yarışmada sona kalsanız bile o kadın size karşı hiçbir arzu duymayacaktır. Ki zaten kızın sona kalan elemanın elini nasıl tiksintiyle tuttuğunu hepiniz gördünüz sdadsadada

Şimdi gelelim ikinci kısıma.

Videodaki kız; kadınsı özelliklerini ön plana çıkartmayı seven ve günümüzde instagram sayesinde de aşırı ilgiden dolayı kendini bulunmaz hint kumaşı sanan tipik kız modeli.

Erkeklere gelelim. Saçma sapan giriş cümleleri. Karşı tarafın hak etmediği iltifatlar. Sürekli kendini anlatarak sohbeti ilerletme çabaları. Bir anda şaire yada filozofa dönenler. Kızın yazdığı bir satır cümleye destan yazanlar. Kızı soru bombardımanına tutanlar. Elenip çıkarken utana sıkıla çıkanlar. Sen kaybettin diyen pasif agresifler.

Kısacası neresinden tutarsanız tutun elinizde kalıyor gençler :))

Şimdi videoyu bu kadar gömdük. Ama buradan çıkaracağınız dersler yok mu ? Var tabiiki.

Yukarıda aslında hiçbir kadına karşı yapmamanız gereken hataları yazdım. Saçma sapan girişler yapmayın. Giriş cümleniz sıradan değil, farklı olsun. İltifat etmeyi bilmiyorsanız asla iltifat etmeyin. Şairliğe soyunmayın. Çok aç gözüküyorsunuz. Aynı şekilde soru bombardımanı yapanlar sizde aç gözüküyorsunuz. İdeal konuşma, kendinizden olabildiğince az bahsettiğiniz konuşmadır. Bir gizeminiz olsun. Konuşmayı kızın üstüne çekin. Zaten kendileri hakkında konuşmaya bayılıyorlar. Sona kalan elemanda diğerlerinden farklı olarak bunu yaptı.

Kız en son, “Ödül olarak bir kahve içmeye çıkarız” dediğinde eğer eleman “Buradaki tek ödül benim. Seninle kahve içmekte ilgimi çekmiyor.” yada “Ben gerçek hayatta da alışığım bu duruma. Benim içinde antrenman oldu.” minvalinde cümleler kursaydı o zaman arkadaşı bir bölüm sitemiz de ağırlardık ama malesef onunda diğerlerinden çok bir farkı yok :)))

Sonuç olarak hayatınızın merkezinden kendinizi çıkarıp oraya bir kadını koyduğunuz gün bittiğiniz gündür gençler. Bizim trakya da bu tarz erkeklere “amsalak” denir. Kesinlikle kendinizi, ailenizi, geleceğinizi bir kadın için 2. plana atmayın.

Eğer atarsanız “amsalak” olursunuz :))

Bir sonraki yazı, uzun zamandır çok istenen “Baycentilmen’in En Sevdiği Diziler” olacak. Bugüne kadar ufak tefek önerilerde bulundum. Fakat top 3 yada top 5 tarzı bir liste yapmak beni gerçekten zorlayacak. Bakalım hangileri olduğunu göreceğiz.

Görüşmek üzere.

 

 

 

 

 

Gerçek Dövüş Kulübü : Bare Knuckle Boxing

Merhaba dostlarım. Geçen yazıda söz verdiğim gibi yeni bir sporu bugün sizlerle tanıştırıcam.

Açıkçası benim gibi manyakların uzun süredir beklediği bir spordu. Sporumuzun adı “bare knuckle boxing”. Türkçe adıyla “eldivensiz boks”.

Yeni bir spor gibi göründüğüne bakmayın. Belki de insanlık tarihinin en eski sporlarından biri. Modern boksun atası. Antik yunan olimpiyat oyunlarında da bile var olan bir dal.

İngilizler 1719 yılında, belli başlı kurallar ekleyip bu sporun temellerini atmışlar. Fakat eldivensiz olduğundan, maçlar çok kanlı geçtiği için daha sonradan günümüzdeki boks sporuna doğru evrilmiş.

Boks sporuna evrilmiş diyorum çünkü aslında birbirlerinden çok farklılar. İlk bakışta tek fark eldiven faktörü gibi gözükse de, o eldiven faktörü bir çok farklılığı da beraberinde getiriyor. Örneğin bokstaki temel gard pozisyonunu, bir bare knuckle boxing maçında denerseniz, çok sağlam bir dayak yeme garantiniz var. Boksta eldivenler suratın neredeyse tamamını kaplarken bunda böyle bir durum yok. Üstüne bir de elleriniz haşat olur. Benden söylemesi.

Bu arada bu sporun şuan ki çıkış yeri Amerika. Orada da yasaktı. Fakat bir şekilde güzel bir projeyle legal olarak şuan için başladı. “Bare Knuckle Boxing Championship” ismiyle kurulan ilk organizasyon şuan başarıyla ilerliyor. Ufc den Bec Rawlings ablamız ve son olarak Artem Lobov transferiyle de ileride bu sporun bir yerlere geleceğinin sinyallarini alıyoruz.

Küçükken internetten, Kimbo Slice’ın sokak kavgalarını izleyerek büyüdüğümüz için beklentiler yüksek. Keşke şuan yaşasaydı da onu da bu sporu yaparken izleyebilseydik. Kesin şampiyon olurdu. R.i.p Kimbo Slice diyip yazımıza devam edelim.

Şuan ki seyir zevkine gelirsem, baya tatmin edici. Vuruşlar çıplak elle yapıldığı için çıkan sesleri tahmin edebiliyorsunudur 🙂 Bir hayli kanlı olduğunu da belirtmem gerek. Kan görmekten hoşlanmayanlara göre bir spor değil.

Tabiiki de seyir zevki olarak bir ufc değil. Ama sporun gelişimiyle birlikte seyir zevki de iyice artacaktır.

Bazı çok humanist(!) arkadaşlar, bu tarz mma, boks tarzı sporlara; “Birbirlerini döverek bayıltma amacı güden spor mu olur aq” gibi yorumlar yapıyorlar. İzleme kardeşim o zaman. Efendilik arıyorsan git beyaz show izle. Kimse seni zorlamıyor.

Bazıları motor sporlarına ve yükselişte olan e-spor dallarına da benzer yorum yapıyor. “Oturduğun yerden spor mu yapılır len amq ” tarzı boş yorumlar. Onlara da cevabım şu : Evet kardeşim olur. İçinde rekabetin ve mücadelenin olduğu her şeyden spor olur. Bu konuya da bu şekilde noktamızı koyalım.

Son olarak, Vice kanalı bu yeni sporun ilk event ini, minik bir belgesel niteliğinde çekmiş. Merak edenler izlesin diye buraya bırakıyorum. Video nun içerisinde maç içi görüntülerde var. İzlerseniz görebilirsiniz. Ama bunlar beni kesmez derseniz, bare knuckle fc youtube hesabından, bazı free maçlara ulaşabilirsiniz. Cümleten iyi seyirler dilerim. Bir başka yazıda buluşmak üzere. Hoşçakalın.

 

 

Ağır Abi vs Esprili Erkek

Merhaba arkadaşlar. Kısa süre önce güzel bir soru geldi mail adresime. Arkadaşa da bunu sitede cevaplayacağımı söyledim.

Yazan arkadaş baya uzun yazmış. Ben uzatmak istemediğim için size özet geçeceğim.

Arkadaşınız yazdığı mesajda; zeki, komik ve enerjik biri olmanın her ne kadar başlarda ortamdaki insanları etkilediğini düşünse de, daha sonrasında bu etkileyiciliğin azaldığını ve ortamdaki ilginin daha çok sessiz, ağır takılan adamlara kaydığını düşündüğünü söylemiş.

Son olarak ise aynen şu cümleyi yazmış :

Benim sorum şu : Sence ilk tanışmada enerjik olarak insanları etkiledik tamam. Peki daha sonra nasıl bir karakter olmalıyız? (bunu sadece kızlar için değil genel olarak hem kız hemde erkekler tarafından aranılan kişi olmak)

Şimdi soruya cevap vereyim.

Öncelikle dostlar, bu arkadaşınız herkesi memnun etmek istiyor. Bu çok yanlış ve imkansız bir düşünce. Şunu asla unutmayın : Her insanı etkilemeniz mümkün değil !!!

Bu kesin bir bilgi, yayalım bunu.

Sadece kadın olarak düşünmeyin bunu. İnsan ilişkilerinin geneli böyle. Bir insan asla herkesle iyi anlaşamaz. Zaten herkesle iyi anlaşan biri varsa çevrenizde; bilin ki en büyük ibne o.

Bir insan nasıl herkesle iyi anlaşabilir amınakoyim. Hiç mi biriyle fikir ayrılığına düşmezsin. Hiç mi birinin saçma bir huyu seni rahatsız etmez. Böyle bir şey yok. Bu tarz bir insan varsa çevrenizde, direk yol verin.

Kadın-erkek ilişkilerinde de bu olay aynen böyle. Sizin eğer temel özellikleriniz (tip,para,statü,sosyal beceriler ve madde x) yeterince iyiyse yani en azından ortamdaki diğer erkeklerin hepsinden iyiyse, diğerleri ne yaparsa yapsın yine ilgi odağı siz olacaksınız. Karakterinizde herhangi bir değişim yapmanıza gerçekten gerek yok. Çünkü hiçbir zaman herkesle iyi olamazsınız.

He eğer insanların hepsinin ilgisi sizden kopup başka birilerine kaymaya başladıysa; bu demektir ki düşündüğünüz kadar yüksek değerli bir erkek değilsiniz. Yada ortama daha yüksek değerli biri geldi.

Ayrıca şöyle de bir konu var. Genel olarak ortamda dikkat zaten her zaman enerjik, sürekli insanları güldüren kişinin üzerinde olur. Yani siz böyle olduğunuz halde ilgi başkasına kayıyorsa, o ortamda bir tane sessiz sikici var demektir :)) Ama bu tamamen o insanın değerinin yüksek olmasından kaynaklıdır.

Çünkü bu bahsettiğimiz 2 insan profilinin de aslında iyi yönleri ve kötü yönleri var. Mesela enerjik ve sürekli ortamı güldüren adam, ilgiyi daha fazla üzerinde toplar fakat çok fazla konuştuğundan bazıları için fazla gizemli bir tarafı yoktur.

Diğer ağır takılan karakter ise dışarıdan gizemli ve merak uyandırıcı gözükür. Bu iyi bir şeydir. Ama aynı zamanda genel olarak sessiz olduğu için bazı insanlar onun özgüvensiz yada bilgisiz biri olduğu için konuşmadığını düşünebilir.

Kısacası düşündüğünüz zaman her 2 karakterin de iyi ve kötü noktaları var.

O yüzden tekrardan söylüyorum. Siz yerine göre enerjik ve komik yerine göre de ağır ve gizemli takılın. Ben illa şu olacağım diye takmanız gayet gereksiz. Çünkü hiçbir zaman insanların tamamını etkileyemezsiniz.

Bu aynı müzik gibi. Örneğin rap müzik sevmeyen bir kadına, Eminem’in ass like that şarkısını dinletirseniz tabiiki de o, bunu sevmeyecektir. Çünkü kadın belki türkü seviyodur amınakoyim.

Bu dediklerimi asla unutmayın gençler. Eğer herkesi etkileyebileceğinizi düşünüp sürekli karakterinizi değiştirirseniz, uzaktan dansöz gibi gözükürsünüz.

He son olarak şunu da belirtiyim. Hayatta sadece siyah ve beyaz yoktur. Gri alanlarda vardır. Yani bir adam hep enerjik bir karakter olacak diye bir şey yok. Yada hep ağır abi. Bunlar ikisi aynı anda olamıyor mu ? Olur gayette güzel olur.

Kasmayın kendinizi fazla :))

Bugünlük bu kadar. Bir sonraki yazımız, yeni bir sporla ilgili. Hoşçakalın.

 

 

 

Boy Uzatma Yöntemi

Merhaba dostlar. Bugün sizlere faydası dokunacak bir konuyla geldim.

Birçok arkadaşımız bana dm den tavsiye almak için yazıyorlar. Hepsinin kadınlarla arasının kötü olmasının nedenleriyle alakalı bahaneleri var 🙂 Bunlardan bir kısmının ise bahanesi boylarının kısa olması. Kimse boyunun kısa olmasını istemez. Herkes olduğundan daha uzun olmak ister. Ama bu bir bahane değil kusura bakmayın 🙂 Ne kısa boylu adamların yanında manken gibi kızlar var. Siz de bunu görmüşsünüzdür.

Daha önce kısa boyluların nasıl giyinmesi gerektiğiyle ilgili bir yazı yazmıştım. Hatta o konuda araştırma yaparken ekşi sözlükte önüme çıkan bir entry den alıntı yapmıştım.

Bugün ise daha da etkili bir konuyla karşınızdayım. Size boyunuzu kıyafetlerinizle nasıl daha uzun gösterebileceğinizi değil, boyunuzu yaşınız kaç olursa olsun; nasıl uzatabileceğinizi anlatacağım.

Evet yanlış duymadınız. Pratik olarak şuan olduğunuzdan 2 ile 4 cm arasında daha uzun gözükebilirsiniz.

Peki bu nasıl olacak ?

İlk olarak şunu söyleyeyim. İnsanların hepsi günlük hayatında ya sürekli oturuyor yada ayakta duruyor. Oturduğumuz yerlerde genel olarak kuş tüyünden yapılma rahat koltuklar olmuyor. Genel olarak sikko sikko yerlerde oturuyoruz. Bu sebepten ötürü herkeste ufakta olsa bir duruş bozukluğu var. Yani omurgamız üzerinde sürekli bir baskı olduğu için bir nevi omurlarınız birbirine yaklaşıyor. Bu yüzden olduğunuzdan daha kısa gözüküyorsunuz.

Hele hele yaşlanınca omurların arasındaki sıvıda da bir azalma olduğundan dolayı, vücut iyice kısalır. Yaşlıların çökmesinin nedeni budur. Genelde hiçbiri gençken olduğu boyunda değildir.

Bu yüzden eğer bu durumu ortadan kaldırırsanız, 2-4 cm arasında uzayıp daha uzun gözükebilirsiniz. Bu durumu ortadan kaldıracak şey ise esneme hareketleri ve eğer şişman iseniz kilo vermektir. Kilo verip omurganıza binen baskıyı azaltırsınız; esneme hareketleri yaparak ise vücudunuzu iyice esnetirsiniz, bu sayede duruşunuzda düzelir. Ve sonuç : Tebrikler, uzadınız :))

Aslında bilimsel olarak bu bir uzama değil. Çünkü kemiklerinizi uzatmıyorsunuz. Eğer gelişiminizi tamamlamış yani artık 22-23 yaşlarında bir bireyseniz; sizin vücudunuzdaki kemiklerin uzama ihtimali yok. Hatta bu daha erken yaşlarda bile gerçekleşmiş olabilir. Ama farketmez. Bizim bununla bir işimiz yok. Sizin yapmanız gereken vücuttaki baskıyı azaltmak ve duruş bozukluklarını gidermek. Bunları yaparak daha uzun olabilirsiniz.

Bu olayı çok uzun yıllardan beri biliyorum aslında. Komşum olan bir hatun bir süre düzenli pilatese gidiyordu. Pilatesin ne olduğunu biliyorsunuz. Genel olarak vücudu esnetme üzerine kurulu bir sistem.

Bu hatun pilatese başladıktan sonra boyunun 2 cm uzadığından bahsetmişti. Bende tabi daha önce böyle bir şey duymadığım için baya şaşırmıştım. Çünkü o zaman bile 30 lu yaşlarının başında bir ablamızdı. Kadınların uzamasının erkeklerden de daha erken olduğunun düşünürsek normal bir şekilde uzamadığı gayet aşikar. Kısacası ilk o zaman böyle bir olayın varolduğunu öğrendim.

Daha sonra takip eden yıllarda ise bir yerden elime bir kitap geçti. Kitabın adı “Yaş 75, Yolun Yarısı”. Bazen aylak kaldığımda böyle cins cins kitaplarda okurum. Taşak geçmeyin hemen gfgfsgds

Bu kitabı yazan gazeteci abimizde, 75 yaşında olmasına rağmen yaşıtlarının boyları 5 ila 10 cm arasında kısalırken; kendisinin nasıl gençken 1.86 olan boyunu uzatıp 1.88 yaptığını anlatıyordu ufak bir yerde. Bu abinin tekniği de yine esneme hareketlerine dayanıyordu. Fakat ekstra olarak ve cidden düşündüğümde ulan bunun harbiden faydası olur aq dediğim bir hareket vardı. Bu hareket ise ayaklarınızdan kendinizi baş aşağı sarkıtmak. Evet baya asıyorsunuz kendinizi ayaklarınızdan. Kısa bir sürede olsa her gün bu şekilde vücudu esnetmenin çok faydalı olduğunu ve yaşıtları 5-10 cm kısalırken kendisinin uzamasını buna bağlıyordur abimiz. Baş aşağı asılma olayını da ayaklara takılan bir aparatla yapıyordu o. Ben daha önceden yurtdışında ki bazı insanların farklı bir aletle günün yorgunluğunu atmak için baş aşağı durduğunu duymuştum. Ama böyle bir faydası da varmış. Eğer bu konunun iyice meraklısıysanız kitabı alıp okuyabilirsiniz. Orada büyüme çağındaki bir arkadaşının oğluna da bu olayı uyguladığı ve bu sayede o çocuğun sülalede ki herkesten daha uzun olduğunu fotoğraflarla destekliyordu adam.

Valla dostlar, benim anlatacaklarım bu kadar. Eğer bu konuda ekstra bir bilgiye sahipseniz yorum bölümünde yazarsanız diğer arkadaşlarınız da bundan faydalanabilir.

Hangi esneme hareketini yapacaz ulennnn diyen arkadaşlar bunu youtube a yazabilirler. Milyon tane video çıkacağına eminim.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Hoşçakalın.

 

 

Yabancı Dizi Önerileri vol.1

Merhaba baycentilmen.com okurları.

Aramızda üniversite okuyan, lise okuyan birçok arkadaşımız var. Tamda sömestra yeni girmişken onlara bir jest olsun diye böyle bir yazı yazmak istedim. Diğer arkadaşlarda tabiiki bu dizileri kesinlikle izlesinler. Çünkü bu diziler son dönemlerde izlediğim en iyi netflix dizileri.

Bu sefer önereceğim diziler özellikle uzun metrajlı diziler değil arkadaşlar. Çünkü sömestr dedik. Tutup 7 sezonluk dizi önersem saçma olurdu :))

Zaten kendimde bu sıralar tek sezonluk mini-dizileri yada henüz tek sezonu çıkmış yeni dizileri tercih ediyorum. Uzun bir diziye başlayacak hem zamanım hem de isteğim yok. Sizde bu durumdaysanız şimdi söyleyeceğim dizilerin size ilaç gibi geleceğine eminim.

Eveeeet şimdi başlayalım.

Dogs of Berlin

Listemin göz bebeği olan bu diziyi bilerek en başa koydum.

Kesinlikle son zamanlarda izlediğim en güzel dizi. Hikayesi, kurgusu, oyunculukları her şeyi çok güzel.

Dizi müthiş bir polisiye örneği. Bol bol Türk var. Zaten dizi de, Almanya-Türkiye maçından bir gün önce Alman milli takımında oynayan Türk asıllı bir futbolcunun ölü bulunmasıyla başlıyor ve olaylar öyle gelişiyor. Fazla da ayrıntıya girmeyeyim. Kaçırmayın, izleyin 🙂

Bad Blood

Mafya filmleri seven bünyeme ilaç gibi gelmiş dizidir. Üstüne bir de gerçek hikaye olması olaya daha bir güzellik katıyor arkadaşlar.

Başrolde, Sons of Anarchy den tanıdığımız, sayko rollerin adamı, Kim Coates var. Bu dizide de her zamanki gibi sayko :))

Dogs of Berlin kadar iyi olduğunu söyleyemem. Ama mafya dizilerini ve filmlerini gerçekten seviyorsanız; bunu kaçırmayın.

 

Manhunt : Unabomber

Geldik buram buram zeka kokan bir diziye. Gençler, hani böyle 2 farklı büyük zekanın çarpıştığı diziler,filmler vardır ya; işte bu dizi öyle bir dizi.

Bu da gerçek bir hikayeden alıntı. Bir dönem yaptığı bombalı eylemlerle, Amerikayı epey uğraştırmış Ted Kaczynski ile onu yakalamak için görevli olan Jim Fitzgerald’ ın hikayesi.

Bu diziyi 1 günde izledim. Gece yatacaktım. Ama dizi o kadar heyecanlı ve merak uyandırıcı ki sabahlamak zorunda kaldım. Hatta diziyi bitirdikten sonra Ted Kaczynski’nin manifestosunun tamamını açıp okudum. 167 iq zeka düzeyinde olan bir manyağın yazdıklarını okumak cidden ilgi çekici bir deneyimdi. KESİNNN izleyin dostlar.

 

 

Şimdilik bu kadar öneri yeter arkadaşlar. 3 tane fıstık gibi tek sezonluk dizi önerdim. Sizi idare eder sanırım 🙂

Önümüzde ki günlerde de yeni paylaşımlar yapacağım. Beklemede kalın.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.