Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

baycentilmen

Farklı Bir Dizi: StartUp

Merhaba baycentilmen.com okurları.

Zamanımın çok olmadığı bu dönemde; siteyi boşlamamak için sevdiğim dizileri, belgeselleri, filmleri ve stand up gösterilerini sizlerle paylaşmaya karar verdim. Bugün de özellikle girişimci olmayı ve iş kurmayı isteyen kişilere ışık tutacak, motive edecek, bir dizi önericem.

Böyle söyleyince aklınıza sıkıcı beyaz yaka tiplemelerin bol olduğu, yavaş ilerleyen bir dizi geliyor. Kesinlikle böyle hayal etmeyin. Tam aksine çok farklı karakterlerin bir araya gelip bir fikri hayata geçirmek için nasıl belalar atlattıklarını görüyoruz dizide.

Dizimizin adı “StartUp” .

Dizinin şuana kadar 2 sezonu çıktı. Buna rağmen Türkiye de şuan çok bilinmiyor. Gerçi Peaky Blinders’ı da size önerdiğimde kimse bilmiyordu. Şuan herkes geziniyor sokakta, peaky “Fucking” shelby diye :)) İnşallah bu da öyle patlamazda, saçma tipler görmeyiz.

Özellikle bilinmeyen şeyleri öneriyorum. Toplumun genelinden bir farkınız olsun diye.

Dizinin aksiyonlu ve akıcı olması dışında, oyunculuklarda çok iyi. Özellikle 2. sezonda Ron Perlman’ın da diziye girmesiyle dizi farklı bir boyuta geçiyor.

Kesinlikle izlemenizi istiyorum dostlar.

Uzatmadan fragmanı vereyim. Bir sonraki önerim bir stand up olabilir. Haberiniz olsun.

Şimdiden iyi seyirler dilerim.

Fragman

 

Zor Sorular Serisi #1: İş Yerinde Baskınlık

Merhaba baycentilmen.com okurları.

Geçenlerde bir arkadaşınız bana instagramdan üzerinden güzel bir soru sordu. Soru o kadar güzel ki çözümünü bulup ona yazmak yerine direkt olarak sitede buna özel bir yazı yazmak aklıma geldi. Buradan o arkadaşa da teşekkür ederim.

Eğer sizinde kafanızda birazdan atacağım tarzda sıkıntılı sorular varsa bana yazın. Burada birlikte konuşup tartışalım, çözüm arayalım. Böyle de bir serimiz olsun sitede.

Şimdi soruya geçelim.

 

Şimdi dostlar olayı anladınız fakat ben yinede bir kere üstünden geçeyim. Bu arkadaş çalıştığı yerde diğer çalışanlar tarafından eziliyor. Belki mobbing uygulanıyor. Arkadaş haklı olsa bile onu haksız çıkartıyorlar. Çok sık görülen bir durum aslında. O yüzden çoğunuza bu olay gayet normal gelebilir. Ama çok yaşanması bu olayın hiçbir çözümü olmadığı anlamına mı geliyor ? Bence orası tartışılır.

Öyle bir yol bulmalıyız ki; arkadaşınız işini kaybetmemeli ve o ortamda bir daha asla ezilmemeli, aksine baskın taraf olmalı.

Bu konu aklıma geldikçe hep ara ara düşündüm.

Şimdi buna birlikte bir çözüm arayalım.

İlk akla gelen ve en kolay çözüm yöntemi; arkadaşınızın hırslı bir şekilde diğerlerinden daha iyi çalışıp, patronla da daha iyi ilişkiler kurarak, çalıştığı yerde yükselmesi. Bu ilk akla gelen yöntem. Böyle bir durum gerçekleştiğinde ister istemez durum tam tersine döner. Bu sefer bu arkadaş diğerlerini ezmeye başlar :)) Tabi böyle bir şeyi istiyorsa.

Bir diğer yöntem ise her ne kadar etik gözükmese de şu: Dış dünyaya ne zaman ne yapacağı belli olmayan, her an kavga etmeye hazır bir sinyal vermek. Bunun nedeni modern erkeğin kavga etmek istemeyen yapısı. Modern erkek, özellikle de karşısındaki kişi ondan daha güçlü ve tehlikeli gözüküyorsa, çoğu zaman olayları alttan almaya meyilli. Bu yüzden o kişiye bırak mobbing yapmayı, onunla iletişim kurmaktan bile olabildiğince kaçacaktır. Üstüne bir de iş yerinde kavga ederse kendi işini de kaybedebileceğini bilir. Bu yüzden, ne zaman ne yapacağı belli olmayan tiplere bu şekilde davranamazlar.

Şimdi bu arkadaşın hikayesinden, arkadaşı çıkarıp onun yerine joker karakterini koyun. Sizce orada çalışan garsonlar ve diğer çalışanlar jokeri de aynı şekilde ezmeye çalışırlar mıydı ? :))

Sanırım Sigmund Freud’un, psikoanalitik kuramında bahsettiği; karakterimizin yapıtaşlarını oluşturan elementlerden biri olan ” id ” elementi fazla olan kişiler böyle durumlarda daha avantajlı. Bu konuya da bir ara değinip daha ayrıntılı anlatırım.

Ben bugüne kadar bir sürü iş yerinde çalıştım. Genelde çevremdekilere mobbing uygulasalar bile bana o tarz bir hamlede bulunamıyorlardı. Ama sadece 1 kere böyle bir olay başıma geldi. Hemen onu size anlatayım.

2-3 sene önce yaz tatilinde epey büyük bir fabrikada çalışıyordum. Benim yaptığım iş belliydi. Fakat çalıştığım banttan başka birinin o gün aniden çıkması gerektiği için beni onun yerine ani bir şekilde, işi de hiç öğretmeden koydular. Ben işi bilmediğim için etrafa sorular sorarken, bu sürede banttaki ürünler arka arkaya birikmeye başladı tabi haliyle. Zaten bilmediğim bir şeyi yapmaya çalışan ben, üstüne birde ürünlerin birikmesiyle birlikte iyice strese girdim. O stresin üstüne gelip birde bana orada bizden sorumlu olan ve beni hiç bilmediğim bir işe, bu işi bana öğretmeden veren usta, bana ürünler birikiyor diye herkesin içinde bağırıp çağırmaya başladı.

Şimdi burada ben hiç sesimi çıkarmadan işime devam etseydim, yada bahaneler sunsaydım o usta beni bulduğu her fırsatta ezecekti. Belki bana sürekli mobbing uygulayacaktı. Ama ben ne yaptım. Önce durup suratına baktım. Bakışlarım her şeyi açıklıyordu aslında :))) Son sürat buna doğru hızlandım. Araya diğer çalışanlar vs. girdiler. Zaten bu hareketim pısıp kalmasına yetmişti.  Ondan sonra ki günlerde hiçbir zaman benimle konuşmadı. Bana işe ilgili söyleyeceği şeyleri bile gelip bana kendisi değil de diğer insanlar vasıtasıyla söyledi. Hoş bir örnek olmadığının farkındayım. Ama bazı insanlara dişlerinizi göstermezseniz sizi daima ezmeye çalışacaklardır. Garip olan şeyse orada bu hareketi bunları düşünerek yapmadım. Cidden sinir olmuştum ibneye ve dövücektim dsgdsgd Ne kadar aptal ve kontrolsüzmüşüm.

Burada olay o kişiyi dövmek değil. Döverseniz işten atılırsınız. Ceza ödersiniz. Hapse girersiniz. Bunun size zarardan başka hiçbir katkısı olmaz. Buradaki olay sağlam durmak. O kişiye aradığı tavizi vermemek. Bir kere verirseniz bir daha hep olur. Bu arkadaş o tavizi galiba vermiş. Bundan sonra tavrını değiştirirse, onlarında düzeleceğine inanıyorum.

Benim aklıma gelen fikirler bunlardı dostlar. Çok zor bir durum açıkçası. Ama bu 2 fikir bence arkadaşımıza istediğini verecektir.

He birde naçizane bir tavsiye vereyim. İş hayatında asla insanlarla çok samimi olmayın. Yani muhabbet sohbet edin. Ama arada hep bir duvar olsun. Böyle daha rahat edersiniz. Bu arkadaş samimiyet kurmasaydı; kendini karşı tarafa hava basmak zorunda bile hissetmezdi mesela 🙂

Bu konuda daha başka ve yaratıcı fikirleri olan arkadaşların yorumlarını bekliyorum aşağıya.

Bundan sonrada sizlerden gelen güzel bulduğum soruları bu seri altında paylaşacağım. Haberiniz olsun.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

No Fap Saçmalığı

Merhaba baycentilmen.com okurları.

Gün geçmiyor ki sanal alemde saçma bir akım peydahlanmasın. Bu akımlar içinde ise yıllardan beri beni en çok güldüren ve eğlendiren akım: No fap.

Akımın olayı 31 çekmemek arkadaşlar. Bu kadar. Başka bir olayı yok :)) Bir sürü 31 çekmeyen erkek toplanmış birbirlerine geçirdikleri değişimi anlatıyorlar. En komiği de bu akıma katılan yıkıkların youtube ta “no fap 60. gün” gibi videolar çekmesi. Adam resmen kamera karşısına geçip; 10 dakika boyunca, son 2 aydır 31 çekmediğini anlatıyo amınakoyim sdgpdfpfğpdbd

Yanlış anlamayın. Mastürbasyonun kuvvetli savunucularından falan değilim. Mastübasyon bana göre hiçbir zaman bir erkeğin kendini rahatlatma yöntemi olmamalı. Erkek kendini rahatlatmak için direkt olarak seks yapmalı. Doğrusu budur. Mastürbasyonu kendini rahatlatmak amacıyla yapanlar zaten bu no fapçi yıkıklar :)) Çünkü yıllarca her gün mastürbasyon yapıp rahatlamışlar. Dışarı çıkıp avlanmaya halleri ve istekleri yok. Kısaca canları seks yapmak istediği tüm zamanlarda mastürbasyon yapıyorlar. Sonra bakıyorlar bir akım çıkıyor ve diyor ki; mastürbayon yapmayın, hayatınız değişsin. Yok sesiniz kalınlaşsın, yok suratınız daha erkeksi olsun, yok kızlar direk kucağınıza otursun…

Sürekli 31 çekmenin iyi bir şey olmadığını herkes biliyor zaten. Bu mucize bir fikir değil ki. Ama insanlara, hayatlarında kötü giden her şeyin tek ve en büyük nedeni aslında buymuş gibi neden anlatıyorsunuz olum bu olayı. Sonra gidip gece uyurken yorganı ıslatıyorlar :))

Sakın böyle akımlara kapılmayın gençler. Mastürbasyonu düzenli seks hayatına sahip insanlarda yapıyor. Siz sanıyor musunuz ki evlenince yada düzenli bir şekilde seks yapmaya başlayınca hiç 31 çekilmiyor. Yok öyle bir şey amınakoyim. Mastürbasyon bir fantezidir. Örnek veriyorum. Normalde nerede göreceksiniz kendisine aşırı sert davranılmasını isteyen kadınları yada öğrencisiyle birlikte olan öğretmenleri ve bunun gibi uçuk örnekleri. Gerçek hayatta da bu örnekler var ama çok nadir. Ama mastürbasyon ve onu yaparken izlediğiniz videolar size bunları hayal etme fırsatı veriyor. Bu yüzden fantezi. Yoksa oturup aletini sıvazlamak bir fantezi değil tabii ki. Kısacası bu bir ihtiyaç giderme aracı değil. Bakış açınız böyle olsun. Böyle olursa zaten mastürbasyon sizin için ayda 1-2 defa yaptığınız bir fanteziden başka bir şey olmayacak.

Böyle saçma sapan fotolarla da akımı yaymaya çalışıyorlar. Ulan yer mi trakya çocuğu. Adam ilk fotoğrafta 5 kilo daha ağır. Bakımsız bir suratı var. Saçları da öyle. Diğer fotoda kilosunu vermiş. Berbere gidip 30.000 bakımını yaptırmış. Birde aklınca yanaklarını içeri doğru vakumlayarak, artık daha köşeli ve erkeksi bir suratı var gibi göstermeye çalışmış gsdögsdö. Sonrada yazmış altına 30 gün boyunca çekmedim. Tmm knk böyle devam :))

Türkiyede de birkaç kişi youtube a bu konuda değişim videosu yüklemiş. Normalde koyardım buraya da kimseyi rezil etmek istemedim. Gülmek istiyorsanız açıp bakarsınız :))

Bugün yarın fırsat bulursam bir yazı daha gelebilir haberiniz olsun. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere dostlar.

Erkekliğe Giriş Görevi

Merhaba baycentilmen.com okurları.

Bugün size bir görevim var. Bu görevi geçen senede verdim. Eskiler hatırlar. Bu görev sizin için bir nevi erkekliğe giriş.

Göreviniz : Yaz tatilinde bir iş bulup çalışmak.

Bunu siteyi takip eden büyük çoğunluğun 18-24 yaş aralığında olduğunu bildiğim için söylüyorum. Büyük abilerimiz yada zaten çalışan kardeşlerimiz bunu dikkate almasınlar.

Eğer artık 15 yaşının üzerindeyseniz; yaz tatillerinde evde oturmayın artık amınakoyim. Girin bir işte çalışın. Yada kendiniz bir değer üretin. Kısacası sorumluluk alın. İnin artık babanızın taşaklarından. Adam bir nefes alsın aq.

Bu sizin için bir nevi erkekliğe giriş ritüeli. O yüzden bunu yapmanızı kesinlikle yapmalısınız. Sadece yaz tatilinde bile olsa tüketen değil üreten, kazanan olmanızı istiyorum. Ailenizin durumunun çok iyi olması beni ilgilendirmiyor. Çalışmıyorsanız hala babanızın taşaklarına asılıyorsunuz demektir. Çünkü o avlanıyor. Getirip ağzınıza besliyor. Bir de siz avlanın da görelim bakalım.

Haydiii şimdiden kolay gelsin gençler. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Ortamda Dominantlık

Merhaba baycentilmen.com okurları.

Bugünkü konuyu seveceksiniz. Çünkü bulunduğunuz ortamlarda ve çevrenizde baskın bir karakter olmak hepinizin arzuladığı bir özellik. Bunda hemfikiriz.

Öncelikle bu dominantlığın tam olarak nasıl bir şey olduğundan bahsedelim. Bu kesinlikle ortamda bulunan insanların bilinçli şekilde kabul ettiği bir şey değildir. Hiçbir sınıfta yada grupta insanlar: ” Baycentilmen bizim liderimizdir. Ne derse yaparım. ” demezler. Yada bu kişi ” Ben liderim. Ben ne dersem o olur. ” diye gezmez. Bu olay günümüz dünyasında tamamen bilinç dışı gerçekleşen bir olaydır.

Ortamdaki diğer insanlar, sizdeki bir takım özellikler nedeniyle tamamen bilinç dışı bir şekilde sizi takip etmeye meyilli olur. İşte dominantlığın açıklaması tam olarak budur. Kadınlarda daima ortamdaki dominant erkekle birlikte olma eğilimindedir. Çünkü ortamda dominant kimse, onlara göre en iyisi o’dur 🙂

Peki neden ? Neden o kişi diğerlerinin arasından sıyrılıp ortamın kralı oluyor ? Neden kadınlar onun için birbiriyle kavga ediyor ?

Şimdi bu dominantlığı madde madde açıklayayım. Her maddeden sonrada; bir film karakterinden yada ünlüden örnek vererek, olayı pekiştirmenizi sağlıycam.

İlk olarak; fiziksel güç, bu maddelerden biridir. Erkeklerin %90 ı güçlü ve iri bir erkekle münakaşaya girmekten çekinir. Bunun altında yatan neden asırlar boyu güçlü erkeklerle tartışan kişilerin hayatta kalamamasıdır. Bu yüzden de onunla zıtlaşmamak için onu takip etmeye ve söylediği şeylere katılmaya meyillidirler. İşte bu özellik, dominant bir birey olmanızı sağlayabilir.

Bu madde için örnek olarak, Hızlı ve Öfkeli serisinin Dominic Toretto’sunu verebiliriz.

Bir diğer özellik ise aşırı öz güvenli olmaktır. Şahsım adına konuşacak olursam hiçbir zaman öz güveni düşük bir birey değildim. Her zaman özgüvenim yüksekti. Böyle olduğu halde eskiden öz güvenim 1 ise, şuan öz güvenim 1324575744332 falan :)) Çünkü şunu farkettim. Sen mükemmelmiş gibi hissedersen ve böyle davranırsan, bir süre sonra insanlarda buna inanmaya başlıyorlar. Bu sözümü unutmayın 🙂

Bu madde içinde örnek olarak, Robert Downey Jr. ın canlandırdığı Tony Stark karakterini örnek olarak verebiliriz.

3. özellik, dışa dönük ve enerjik biri olmak. Çevrenizde böyle olan insanlara dikkat edin. Genelde çok fazla gezer ve takılırlar. Çok fazla takıldıkları için anlatacak bir ton; komik, garip, enteresan hikayeleri vardır. Bu yüzden de ortamdaki bütün dikkatler onların üzerindedir. Herkes o kişiyle takılmak ve zaman geçirmek ister. Bundan da keyif alırlar. Çünkü eğlence vadeden bir kişiliğe sahiptirler. Kız yada erkek farketmez :

Eğlence = İnsan Mıknatısı

Bu maddenin örneği, bir komedyen olan Dave Chappelle olabilir.

Son maddeye gelelim. Bu bence tartışmasız en iyisi. Ortamda “kıskanılan” kişi olmak. Bu kişiler başarılarıyla, yaşam tarzlarıyla, elde ettikleri servet yada ünle, giyim tarzlarıyla çevredeki herkesten daha farklı oldukları için herkes tarafından kıskanılırlar. Bu da zaten onların ortamdaki en dominant kişi olmaları için yeterlidir.

Böyle olmak için kesinlikle hırslı, disiplinli ve farklı olmak gerekiyor.

Bu son maddeye örnek olarak dövüşçü Conor Mcgregor’ı verebiliriz. Khabib ile maç yaparsa karizması çizilebilir ama bekliyoruz 🙂

Bu anlattıklarım doğrultusunda artık baskın olmanın şartlarını öğrenmiş oldunuz. Peki çevrenizde kimin daha baskın olduğunu nasıl anlayacaksınız ? Şimdi bir de onlara bakalım.

Her ne kadar insanlar ortamda kimin borusunun daha çok öttüğünü dile getirmese de istemsizce yapılan bazı hareketler; bu kişinin kim olduğunu anlamanıza yardımcı oluyor. Örnek vermek gerekirse; bir masada oturduğunuz süre boyunca insanların en çok kime dönük oturduklarına dikkat edin. En çok kime dönüklerse onun ağzından çıkacak şeyleri daha merakla ve dikkatle dinliyorlardır. Genel olarak dominant olan erkek diğer herkesle dalga geçip eğlenirken onunla dalga geçen pek olmaz 🙂 Dominant kişi, genelde bir yere gidildiğinde de masanın başına oturur. Yani merkezine. Başka bir örnek vermek gerekirse; sanki bilinçliymiş gibi dominant olan kişi arkadaşlarıyla yürürken her zaman ortadadır. Bu hiç sekmez. Bilinç dışı yaptığımız hareketler gerçekten ne kadar enteresan dostlar.

Bu verdiğim örnekleri çoğaltabilirim. Ama gerek yok. Bu saydığım özelliklere bakarsanız zaten kimin dominant olduğunu anlarsınız. Eğer bu kişi sizseniz; tebrikler ortamdaki en baskın erkek sizsiniz 🙂 Değilseniz de artık bu yazıda anlattıklarımı dikkate alıp, uygulayarak kendinize değer katabilirsiniz.

Bugünlük bu kadar yeter. Bir sonraki yazı da görüşmek üzere dostlarım.

Yıkık Arkadaşlarınızdan Kurtulun

Merhaba baycentilmen.com okurları.

Birlikte 1 seneden fazla süreyi devirdik dostlar. Bu süre zarfında sadece kadın-erkek ilişkileri değil; her türlü konudan bahsettik. Bugünkü konununda size faydalı olmasını istedim. Konumuz sürekli çevrenizde olup size hiçbir şey katmayan, parazit, asalak, kanser, yıkık arkadaş çevreniz.

Bu ciddi bir sorun gençler. Lise çağlarında hatta dahada önce başlayan bu arkadaşlıklar, uzun yıllar mecburen aynı yerde bulunduğunuzdan dolayı samimiyete dönüşüyor. Sonrada manasız şekilde sürüp gidiyor. İşin kötü yanı size bir değer katmayı bırak, sizi aşağıya çekmekten başka bir boka yaramıyorlar.

Bir çoğunuz bunu şimdi anlayamayacaksınız. Arkadaşlarınıza böyle bir şeyi konduramayacaksınız. Ama yaptıkları tam olarak bu. Sizi aşağıya çekmek.

Bu tip yıkık insanları anlamanız için şimdi size onların özelliklerinden bahsedeyim. Ve eğer çevrenizde bu tip insanlar varsa onları hemen hayatınızdan çıkartın.

Çoğunlukla başarısız insanlardır. Başarıdan kastım sadece akademik başarı değil. Ben bir fen lisesinde okudum. Çevremde bir sürü yıkık insan vardı. Benim bahsettiğim şey, direkt olarak hayatın ta kendisinde başarısız olmaları. Genel olarak yetersiz bir birey oldukları için bu yetersizliği diğer insanlarla dalga geçip kapatacaklarını düşünürler. Akademik olarak başarılı olsalar da bir vizyonları yada hayat görüşleri yoktur. Popüler olan şeyler her neyse onları takip ederler, dinlerler ve okurlar. Gündemde olan bir konu dışında doğru düzgün muhabbetleri yoktu. Kısacası size hiçbir şey katmazlar. Bütün gün boş muhabbet edersiniz o kadar.

Bir futbol takımının koyu bir fanatiği olmaları muhtemeldir. Bunu bir marifet sanarlar.

Kızlarla araları iyi değildir. Genelde bu konuda çok fazla atıp tutarlar ama icraatleri sıfırdır. Siz bu konuda iyiyseniz yani sürekli olarak sevgiliniz yada seviştiğiniz kızlar oluyorsa sizi kıskanırlar.

Atıp tuttukları bir diğer konu da kavga etmektir. Ama bu konuda da kofturlar. Çoğu hayatında hiç kavga bile etmemiştir. Sizlere başkalarından dinledikleri kavga hikayelerini sanki kendileri yaşamış gibi anlatırlar gfdgfdgfd Bir mevzu olunca ilk onlar sıvışırlar.

En kötü özellikleri; eğer siz ondan her konuda iyiyseniz, sizi demotive etmeye çalışırlar. Kendiniz için faydalı bir şey yaptığınızda sizinle dalga geçiyorsa o kişiyi hayatınızdan çıkartın. Çünkü o kişi yıkıktır fdgfdg

Ben şuanda anlatsam da, bazılarınız çevresinde böyle insanlar olduğunu kabullenmeyecek.

O yüzden beni dinlemeyip arkadaşlığını bitirmeyecek kişilere tavsiyem, yaptığınız bir işi bitirine kadar hiçbirine anlatmayında motivasyonunuzu kırmasınlar. Atıyorum yazılım mı öğreniceksin. Söyleme. Öğren. Sonra söylersin.

Bu konuda tavsiyelerim bu kadar. Arkadaşlık çok önemli bir şey gençler. Arkadaşlık ilişkisi kurduğunuz kişiler sağlam ve başarılıysa sizde öyle olursunuz. Yıkıksa sizde büyük ihtimal yıkık olursunuz. O yüzden iyi seçin 🙂

Son olarak yıkık bir dosttansa, akıllı bir düşmanı tercih edin.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

 

Kadın Duygusallığı Hack

Merhaba baycentilmen.com okurları.

Bugün sevdiğiniz bir yazı dizisi ile birlikteyiz. Bugüne kadar birlikte; toplum içerisinde ve kadınlar karşısında sizi diğerlerinden ön plana çıkartacak bir sürü özelliği hackledik. İşte bugün de bunlardan birini yapacağız. Şimdi daha fazla uzatmadan yazımıza geçelim.

Erkekler ve kadınlar arasında bir çok fark var. Bunu hepimiz biliyoruz. Bu farklardan belkide en bariz olanı ise duygusallıktır dostlar.

Biz erkekler olarak kesinlikle kadınlardan daha mantıklı ve daha tutarlıyız. Bir erkeğin söylediği şeyler ile yaptığı şeyler genel olarak her zaman aynı paraleldedir. Kadınlarda ise bu durum kesinlikle tam tersidir. O yüzden size her zaman söyledikleri şeylere değilde yaptıkları şeylere bakın diyorum. Sokak röportajları tarzında kanallarda kadınlara istedikleri erkek tipi sorulduğunda söyledikleri erkek profilini hatırlayın :)) Heh şimdi de o çizdikleri profilin gerçek hayatta ne kadar yıkık bir durumda olduğunu kendi gözlerinizle görebilirsiniz çevrenizde fsdfds Sözde sevmedikleri ve istemedikleri piç, kaslı, ukala vs. erkeklerin ise nasıl bir bollukta olduğuna bakabilirsiniz.

Kısacası duygusal olmaları kadınları bizden epey bir ayırıyor. Buraya kadar hiçbir sıkıntı yok. Beni rahatsız eden şey bundan sonrası.

Beni rahatsız eden şey erkeklerin her fırsatta kadınların duygusal yapıya sahip olmalarından şikayet etmeleri amınakoyim. Ne bekliyodunuz ? Kadınlarında sizin gibi mantıklı olmalarını mı ? Sokakta bir kadın bir erkeğe gidip, ” Sevişelim mi ? ” derse erkek kızın güzelliğine bakar ve mantık çerçevesinde evet yada hayır diye bir cevap verir. Bu bir erkek için en güzel ve en hızlı yoldur. Ama aynısını bir kadına yapmayı beklemeyin aq. Bir takım şeyleri kabullenmek gerekmiyor mu sizce de gençler ? 🙂 Kadınlar duygusal. Bu yüzden oyunu buna göre kurmanız gerekiyor. Gidip 10 yaşındakini bir çocuk gibi ağlamanın size bir faydası yok.

Bakın dostlar bu konuyu hacklemek cidden çok kolay. Öncelikle bu konuda yaptığınız ilk hatayı size tekrardan söyliyim. Kadınların duygusal yapısına kızmak ve yargılamak. Bu yaptığınız ilk hata. Yargılamayın. Çünkü bu onlarında elinde olan bir şey değil.

Heh şimdi geldik en önemlisine. Çoğunuz işte tam burada eleniyor.

Neredeyse hepiniz kadınlara sadece pozitif duyguları yaşatıyor yada yaşatmaya çalışıyor. Kadını sürekli sevindirip, mutlu etmenin onu sizin yanınızda tutacağını düşünüyorsanız; yanılıyorsunuz dostlar.

Kadınlar hem pozitif hem negatif bütün duyguları yaşamak ister. Bu yüzden inişli çıkışlı, mutsuz sonlu romantik filmleri çok severler. Hiçbir kadın her şeyin yolunda gittiği ve herkesin sürekli mutlu olduğu bir diziye ya da filme prim vermez. Çünkü bütün duyguların tadına bakmak isterler.

Sizler ise sadece mutlu etmeye odaklanmışsınız. Bu koca bir hata. Sürekli olarak pozitif duyguları yaşatırsanız kadınlar bundan sıkılacaktır. Sürekli negatif duygular yaşatırsanız da bu kadını yıldıracaktır.

Bu yüzden hem pozitif hem negatif duyguları aynı anda yaşatmanız gerek dostlar. Yani ne güvenli bir liman olun ne de sürekli dalgalı bir deniz. Okyanus gibi olun. Bazen çok sakin ve güvenli. Bazende çok sert ve dalgalı. Okyanus macera dolu gözüküyor bir kere aq. Ne zaman ne olucağı, ne çıkacağı belli değil. Eğlence vadediyor. Hep diyorum eğlence vadeden bir sohbete yada teklife sahipseniz insanlar buna bedava uyuşturucu bulan müptezeller gibi tepki verirler diye.

Kadınlara bu duygulardan hepsini yaşatmalısınız.

Bu yüzden iyi davranayım sürekli mutlu edeyim diye kendinizi kasmaya hiiiç gerek yok gençler. Sırf mutlu etmek için kendi karakterinizden ödünler verip kızın karşısında bir eziğe dönüşmektense, dimdik durup ona negatif duyguları da yaşatmak sizin başarılı olmanızı sağlayacak.

Bu yazıyı da anladığınızı farz ederek burada bitiriyorum Yazılar bu sıralar hızlanacak. Onunda müjdesini vermiş olayım dostlarım 🙂

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

İnstagram Saha Raporu #2 : Başarılı Ama Hep Tutmaz

Merhaba baycentilmen.com okurları.

Bildiğiniz gibi geçen yazıda yeni konsepti duyurdum. Epey ilgiyle karşıladınız bu durumu. Benim içinde daha iyi oldu açıkçası.

Kadın-erkek ilişkilerini anlatan siteler bir süre sonra sürekli birbirini tekrar eden, aslında hep aynı olan şeyleri yeni bir şeymiş gibi anlatan ve tartışan birer çöp yığınına dönüşüyorlar. Bu işi, bu şekilde yapan yabancı sitelerde de aynı böyle oluyor. Türkiye deki sitelerde de böyle.

Bunu sevmediğim için sizinle konu dışı şeylerde paylaşıyorum. Ara ara giyimden, ilgi alanlarımdan ve başka şeylerden de bahsediyorum. Bu instagram raporları da, size somut örnekler üzerinden bilgi vermemi sağladığı için güzel bir nane oldu. Bana ss attığınız sürece bu konsepti devam ettiricem. Tabii bu sırada normal yazılarda gelmeye devam edecek.

Şimdi daha fazla uzatmadan yeni raporumuza geçelim.

Evetttt. Şimdi gelelim asıl mevzuya.

Geçen seferki raporda; başka yerlerden kopyala yapıştır cümlelerle yürümeyin, söyleyeceğiniz cümleler her zaman kişiye, duruma ve ortama göre değişkenlik gösterir dememe rağmen bu arkadaş ve bana ss atanların %90 ı, gidip geçen ki raporda benim o arkadaşa önerdiğim şeyleri aynen kopyala yapıştır yapmış amınakoyim. Olum manyak mısınız lan gfgfdgfdgdvdsfs

Adamlar gitmiş her kıza ” sen instagram kullanmayı sevmiyorsun aslında ? ” yazmışlar :)))) Size, atılan bütün ss leri göstersem gülmekten yerlere yatarsınız aq dfbfdbfdtl

Tekrardan söylüyorum gençler. Bir daha böyle bir şey yapmayın 🙂 Yaratıcılığınızı köreltmeyin. Şimdi ne yazacağınızı bulamıyor olabilirsiniz. Ama bu da tıpkı bir kas gibi. Kullandıkça ve zorladıkça gelişecek emin olun.

Rapora dönecek olursam; erken bir “ilgimi çek” gelmiş. Bunu demeden önce en azından bir laf daha atar, kızı biraz daha kendime doğru çekerdim.

Kızda erken geldiği için zaten öyle bir cevap vermiş. Ama aynı zamanda nasıl çekerim gibi bir şey de dediği için avantajı kaybetmemiş arkadaşınız. Ardından doğrusunu yaparak kızın ilk sorusuna hiç cevap vermeyip direk 2. ye geçmiş. Burası güzel. Eğer ortada birden fazla soru varsa, sevmediğinize cevap vermeyin 🙂 Diğer sorularla uğraşırken o zaten unutulacak.

Kız, ödül için uğraştı ve sevdiği müziği söyledi bile. Hep söylüyorum ama bir daha söylüyeyim. Ödül sizsiniz. Bunu hiçbir zaman unutmayın. Geçen seferki arkadaş gibi bir sıçma yaşanmadı bu kısımda 🙂

He birde söylediği şeyden çok etkilenmiş gibi görünmeyin. Burada kızın söylediği şarkıyı hiç bilmiyorum fakat arkadaşınızın verdiği cevap gayet güzel. Kıza, onun önerdiği şeyden tatmin olmamış gibi bir cevap vermiş dikkat ederseniz.

” İyi güzel melodisi var ” . Eh işte fena değil gibi bir şey bu 🙂

Bir doğru daha geldi. Mesaj faslını asla uzatmayın derim hep. Arkadaşınız da bunu yapıyor ve kızla buluşmayı hemen ayarlıyor. Ardında yaptığı ” seni güneşe çıkarayım, çok beyaz tenlisin ” manevrasıyla da buluşmayı kesinleştiriyor.

Bu cümle hem kıza eğlence vadeden bir cümle hemde beyaz tenli olduğunu vurguladığı için bir neg. İşte neg tam olarak böyle olur. Eğer bir neg hem kızla dalga geçiyor hem de onu güldürüyorsa, bu başarılı bir negtir.

Son espriye gelelim. Bence gerek yokmuş kardeşim sdfds Ben gülmedim.

 

Vee geldik finale. Artık kızı iyice uygun kıvama getiren arkadaşınız sonunda numarayı istememiş, onu almış. Numara istenmez gençler. Numara alınır.

Eğer bu kadar güzel getirip “numaranı verebilir misin? ” gibi aciz bir soru sorsaydı cidden üzücü olurdu. Kız numarayı verse bile “ödül” imajı sarsılırdı.

Yani doğru hareketlerle arkadaşınız sadece oturduğu yerden dakikalar içinde hatunu ayarladı. Teknolojinin böyle yararları da olabiliyor 🙂

Kötü yönleri de var elbette. Mesela arkadaşınıza resimlerde çok güzel gelen kız, buluştukları zaman çirkin gelebilir. Bu da işin biraz sürpriz tarafı :))

O yüzden sadece sanal aleme saplanmayın. Bunlara sadece işi kolaylaştıran birer araç olarak bakın.

Gerçek hayatta yapacağınız başarılı bir tanışma ve ardından gelen kapanışın tadını, sanaldaki hiçbir şey veremez.

Yeni raporlarınızı bekliyorum. Lütfen kopyala-yapıştır cümlelerle yürümek yerine kendi yaratıcılığınızı zorlayarak kuracağınız cümlelerle yürüyün. Bir süre sonra raporlar çoğalınca aralarında en yaratıcı ve güzel olanı felan seçeriz, eğlenceli olur.

Bugünlük bu kadar yeter. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere dostlar.

Yeni Konsept: İnstagram Saha Raporu #1

Merhaba baycentilmen.com okurları.

Sizlere hep söylediğim bir şey var. Bana asla “usta kıza ne yazayım”, “ne diyeyim de kucağıma zıplasın” minvalinde mesajlar atmayın bakmıyorum diye. Ama geçen gün bir istisna yaptım ve bu sitemiz için yeni bir konsepti doğurdu.

Aranızdan bir arkadaş instagramdan tanımadığı bir kıza yazmak istiyormuş. Bu yüzden benden tavsiye istedi. Bu arkadaşın uzun ısrarları sonucu ona açılış yapması ve devamında kızın ilgisini çekip onu etkilemesi için gereken kelimeleri fısıldadım. O ara dışarı çıkacağımdan daha sonradan bana konuşmaları ss atmasını istedim. Daha sonra arkadaşınız yollayınca ss leri, bu instagram raporlarını burada paylaşıp yanlışlarını düzeltip tavsiyeler vermenin eğitici olucağını düşündüm. Böylece yeni bir konseptimiz oldu gençler ?

Lafı fazla uzatmadan artık şu instagram raporumuza geçelim. ( bunlara yeni bir isim bulalım. yorumlarda önerileri istiyorum. )

Tavsiye vermeyi kabul ettiğim zaman, arkadaşınıza ilk sorduğum şey kızın biosunda neler yazdığıydı. Eğer bio da enteresan bir şey yazsaydı konuya oradan giriş yaptıracaktım fakat bioda bir bok yokmuş 🙂 Biosunda yazan tek şey adı ve okulu. Yani biodan giriş yapmak pekte mantıklı değildi dostlar.

Ondan sonrasında kızın enteresan bir fotoğrafı olup olmadığını da sordum arkadaşınıza. Olmadığını söyledi. O yüzden ilginç bir fotoğraftan giriş yapma olayını da kafamda eledim.

Eee geriye bir tek fotoğrafların altına yazdığı açıklamalar kaldı. Sordum arkadaşınıza.

Kız hiçbir fotoğrafın altına açıklama yazmamış :))

Şimdi siz bu kızın sisteminde hiçbir açık olmadığını düşünüyorsunuz dimi ?

Uzaktan öyle gözüküyor. Ama sistemde koca bir yarık var.

Ve ben her zaman bunu görür ve o yarıktan geçerim.

( Yanında kırmızı yıldız olanlar benim tavsiye ettiklerim )

Evet dostlar. Kız hiçbir yere açıklama yazmayarak yeterince büyük bir açık veriyordu zaten. Orayı kullanarak sisteme soktum arkadaşı.

Eğer zararsız ise yapacağınız karakter analizi, psikolojik çıkarım, yada bir takım testlere,  kadınlar adeta ışığı gören sinek gibi yapışırlar.  Çünkü en sevdikleri konu kendileridir. Birinin onları çözmesi yada çözmeye çalışması hoşlarına gider. Bu yüzden saçma onedio testlerinde de saatlerini harcarlar 🙂

Bende bir çıkarım yaptım ve öyle girdik oyuna. Hatunda merakla atlamış haliyle. Ben farklı bir şekilde ilerletirdim sohbeti fakat kardeşimiz bir fotoğraf üstünden devam etmiş. Fena değil. Şuana kadar gayet başarılı. Kız soru yönelterek artık yaklaşmaya başlamış bile yukarda gördüğünüz gibi.

 

Kıza açılışı yaptıktan söylemesi için birde bunları söyledim. Neden ?

Çünkü ödül her zaman sizsiniz. O sizin ilginizi çekmek için uğraşmalı.

Hatunların ilgisini çekmeye çalışan yeterince erkek var zaten. Onların buna ihtiyacı yok. Onların bir ödüle ihtiyacı var.

Heh geldik şimdi finale.

Arkadaşınız benim replikleri kullanarak kızın ilgisini çekti. Ve ondan koca bir sinyal aldı. Buraya kadar her şey çok iyi. Kız, onun bir ödül olduğunu kabul etti. İlgisini çekmek içinde uğraşmaya başladı. Kısaca artık değerli erkeği bulduğuna inanıp boyun eğdi.

Fakat bizimki naapmış :)) Gerçekten kız okurken bile canım sıkıldı demekte haklı amınakoyim.

Gençler; siyaset, futbol, tarih, bilim vs. konular bizim ilgi alanımız. Alla aşkına bunlarla ilgilenen kaç tane kadın gördünüz.

Her zaman eğlence vadetmeniz gerekiyor. Hep söylüyorum ama ohooo

Arkadaşınızın, kızın gözündeki imajı burada bariz bir şekilde düşüyor tabiiki.

Hee unutmadan ben kızın sorduğu bu soruya, ” Hiç duymadığım bir müzik olabilir aslında :)” derdim. Kız benim ilgimi çekmek için gider en beğendiği şarkılardan seçmeye çalışırdı. Kısacası benim için uğraşırdı. Yani ödül için.

Daha sonrada kahvede ilgimi çekiyor aslında. ” Beni kahvesi güzel olan bir mekana götürürsen benden puanları toplarsın :)” deyip son yumruğu vururdum.

Mekanizmamın nasıl çalıştığını anlamanız için anlatıyorum bunları dostlar.

Şimdi rapora geri dönelim bir şey kalmadı zaten.

Arkadaşınız az önce sıçmıştı ve kıza ” senin ilgini ne çeker ” diyerek tam anlamıyla sıvadı. Kıza bu soruyu sorarak kızın kendisini bir ödül olarak görmesine neden oldu. Asla bunu yapmayın. Dikkat ederseniz devamından kız “aynn” moduna geçiyor.

Ve final bölümü. Arkadaşınız kızın ilgisini kaybettiğini farkedince saçmalayıp tüyü dikmiş. Olum Yunus Günce’nin kitabı ne alaka şimdi. Benim daha önce bir yazımda size örnek olarak verdiğim D&R deki kıza açılış olayından repliği almış, buraya kopyalamış?

Gerçekten gülsem mi, ağlasam mı bilemedim.

Tekrardan söylüyorum. Kelimeler değişir. Gidip kopyalamayın. Yolu öğrenin. Üzerinde yürüyün. Gerekirse düşün, kalkın. Ama asla haritada bir yeri ezberleyip, her yerde o saçma şeyi uygulamaya çalışmayın amınakoyim.

Bu yazıda anlatacaklarım bu kadar dostlar. Özellikle açılışlar ve ödül mekanizmasıyla ilgili epey yararlı olucağını düşünüyorum.

Şimdi gençler, bu konseptin devam etmesini istiyorsanız; bana instagram ve benzeri platformlardaki raporlarınızı atmanızı bekliyorum. Başarılı/başarısız farketmez. SS leri yollayın. Doğruları, yanlışları birlikte tartışıp, konuşalım.

He birde isimleri, yer isimlerini ve resimleri karalıyorum gördüğünüz gibi. Bunu ya ben yaparım yada siz bana atmadan yaparsınız.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Esen kalın.

 

Erkeklerde Saç Dökülmesi ve Kellik

Merhaba baycentilmen.com okurları.

Bugün, daha önce instagramdan söz verdiğim gibi erkekte saç dökülmesi ve kellikten bahsedicem.

Öncelikle saç dökülmesi genetik bir problemdir gençler. Yani bu demek oluyo ki sizin genlerinizde saç dökülmesi varsa o saç sike sike dökülecek o kafadan 🙂

Bunu kabullenin öncelikle.

Kabullenmek çözümün birinci adımıdır. Bunu da unutmayın.

Şimdi eğer genlerde varsa sike sike dökülecek dedim. Ama bu dökülme olacaksa bunu öne çekmekte sizin elinizde. İleri bir zamana ertelemekte yine sizin ellerinizde.

Şimdi eğer saçlarınızı temiz tutmazsanız, kalitesiz şampuanlarla yıkarsanız, günde 1 paket sigara içerseniz, bir de üstüne 5-10 liralık wax, sprey gibi şeyler kullanırsanız siz bu genetik saç dökülmesini daha da erkene çekersiniz.

Ha eğer iyi bakarsanız da bu saç dökülmesini 50 li yaşlara itersiniz. O yaştan sonrada olması gayet doğal bir şey zaten.

Şimdi bunu ertelemek için neler yapacaksınız ona gelelim.

İlk olarak saçlarınızı yıkadığınız şampuanla başlayalım gençler. Şu reklamlarda futbolcularla birlikte gördüğünüz şampuanların hepsinde trilyon katkı maddesi var. O yüzden o şampuanları bundan sonra almayın.

Bundan sonra kullanacağınız şampuanlar, bebek şampuanları olucak. Evet bebek şampuanları. Ne oldu şaşırdınız mı ?

Bu şampuanlar bebeklerin hassas saç ve derileri için üretildiği için minimum katkı maddesi mevcut bunların içinde. O yüzden en güvenebileceğiniz şampuanlar bebek şampuanlarıdır. İnanmayanlar dalin ve clear men in içeriklerini açıp ikisini karşılaştırsınlar.

Şimdi 2. tavsiyeye gelelim. Saçlarınızı en kötü 2 günde bir yıkayın dostlar.

Nedeni basit. Saçınızdaki kiri, tozu, kepeği, ölü derileri arındırmak için. Bu sayede yeni çıkan saçların büyümesi engellenmez ve daha sağlıklı saçlarınız olur. Eskiden her gün saç mı yıkanırmış diyenler var bu konuda. Eskiden bu kadar çok zararlı gaz, egzos dumanı, arabaların geçerken yerden kaldırdığı tozda yokmuş kardeşim. Geçin artık bunları. 21. yy dayız ve çoğumuz şehirde yaşıyoruz amınakoyim.

Birde bunların sabunla saç yıkayan versiyonları var. Neymiş eskiler anlatıyormuş. Onlar böyle yaparmış. Saçları da fırça gibiymiş bu yüzden. Evet öyleymiş. Ama sor bakayım senin şuan kullandığın sabunda o eski sabunlar gibi miymiş ?

Evet dediğim gibi bebek şampuanlarından bir tanesini kafanıza göre alın.

3. tavsiyem de şu. Saçlarınızı seviyorsanız sigarayı bırakın. Kendimde içtiğim için bu tavsiyeyi fazla uzun tutmuyorum :))

4. tavsiyem ise saç şekillendirici ürünler kullanmayın. O turuncu morfose spreyi artık görmeye bıktım aq.

Şahsen saç kurutma makinesini bir kere vurur geçerim. Bu kadar. Zaten saçları sürekli aynı model yapınca saç alışıyor yani. Saç kurutma makinesi kullanmasam da alacağı şekil aynı.

He belki saç yapınızdan dolayı ( ince tel ) şekil vermek zorsa, o ayrı. O zamanda gidip azcık para bayılıp bu işin kralı schwarzkopf tan alın. Not : Fiyatı acıtabilir 🙂

Son tavsiyem  de saç dökülmesini engellemek yada durdurmak için kullanılabilicek ürünlerle alakalı. Bu konuda araştırmalarım sonucu en iyisi minoxil forte. Diğerlerinin hepsi mantık olarak zaten tırt. Etki olarak ilaç sıkılan yere daha fazla kan yani daha fazla besin ve mineral gitmesini sağladığı için zayıflamış saç tellerini güçlendirmede ve yeni çıkanların güçlü olmasında etkili. Bazı ilaçlar daha var ama onlar direk testestron hormonuna etki ettiği için bence sakıncalı olabilir.

He bir bu saydığım bütün tavsiyeleri saçlarınız dökülünce yada seyrelince değil şimdi yapmaya başlamanız gerekiyor. Zira dökülen saç bir daha geri gelmez gençler.

He unuttuğum bir şey daha var. Halk arasındaki koca karı ilaçlarına inanmayın. Saç dökülmesine sarımsak iyi felan gelmez. Sonra sirke. O da kepeğe iyi gelmiyo. Küçükken bir ara pederin tavsiyesiyle kepek yüzünden sirkeyi denedim ve onayladım iyi gelmediğini. Kendi ufaklığıma veriyorum. Şuan para versen yapmam.

Tüm bunları yaparsanız, sağlıklı saçlarınız olur.

Şimdi gelelim bu işin sosyal yönüne. Zaten saç dökülmesi şikayeti olanların en çok taktığı şey budur muhtemelen. Siz internetten Jason Statham ve Dwayne Johnson fotolarına bakıp teselli bulmadan önce ben söyliyim. Kellik tabiikide dış görünüşü olumsuz etkiler. Ama güzel bir vücudunuz ve iyi bir tarzınız varsa bu durumdan çok fazla etkilenmezsiniz. Yani kafaya takmayın bu durumu.

Her ne kadar takmayın desem de takanlar olacak. O yüzden benim tavsiyem imkanınız el veriyo ise saç ektirin ve bu takıntıdan kurtulup daha güzel bir görüntüye kavuşun. Bu kadar basit.

He bu arada kadınlar kel erkekleri çekici buluyo gibi yalanlarada inanmayın. Çünkü yok öyle bir şey dsgdsgfdsf Bir erkek zaten çekici ise kel olunca az bir şey kaybedeceği için çekiciliğinden, yine kadınlara çekici gelecektir. Yani özellikle keller seksidir diye bir şey yok 🙂

Yararlı olduysam ne mutlu bana. Çok fazla istendi bu konu çünkü.

Bir başka yazıda görüşmek üzere.