Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

baycentilmen

Kolay Hedef+İyi Oyun= %100 Başarı

Merhaba dostlarım. Sizlere hep diyorum, Judi James’ in beden dili kitabını okuyun. Beden dili konusuna hakim olmak yalnızca kendi hareketlerinizi düzeltmek için değil çevreyi de doğru analiz etmek için kullanabileceksiniz.

Yakın zamanda youtube ta bir kanal dikkatimi çekti. Yabancı bir kanal. İsmi Jack ManleyTV.

Konsepti bildiğiniz sokak röportajları. Türkiye de de bu tarz yayın yapan trilyon kanal var zaten. Yurtdışında da aynısının laciverti. Orda da bir sürü bu konseptte kanal var.

Bu kardeşimizi diğer röportaj kanallarından ayıran bir özellik var. Bu da röportaj yaptığı kadınların çoğunu daha orada tavlaması 🙂 Hatta bir çoğuyla ayaküstü yumuluyolar birbirlerine.

Ben tabiiki de size bunu nasıl başardığını anlatıcam.

İlk olarak Jack kardeşimizin yaptığı doğru şey, nerede avlanacağını bilmesi. Yayın yaptığı yer yanılmıyorsam Las Vegas ta barlar sokağı tarzı bir cadde. Binlerce sarhoş insanın bir caddede aşağı yukarı yürüdüğünü hayal edin. Heh işte öyle bir ortam. Alkolün etkisiyle cinsel isteği ve cesareti de bir o kadar artan kızları hedef olarak seçip onlarla röportaj yapıyor. Ve böylelikle başarı ihtimalini daha da arttıyor gençler. Daha öncede söylemiştim. Hatunlara açılma dersiyle ilgili yazdığım yazılarda. ( okumayanlar okusunlar ) Demiştim ki eğer işin içinde alkol varsa sadece oltayı atmanız bile yeterli olabilir. İşiniz çok daha fazla kolaylaşır yani. Sizde başarı ihtimalinizi artırmak istiyorsanız, reddedilmek moralinizi bozuyorsa ( çok saçma ) , kolay hedef seçeceksiniz kendinize. Bunun başka bir yolu yok.

Jack kardeş hedefi doğru seçiyor. Orası kesin. Ama bir alfa erkek gibi yaklaşmasa kadınlara, bu kadar başarılı olamaz. Arada bazı erkekler bunun çevresine gelip hatunlara karşı onlarda şanslarını deniyorlar mesela ama onlar başaramıyorlar. Jack bir alfa. Öyle olmasa bile öyleymiş gibi yaptığı kesin. Tavrı ve beden dili kesinlikle çok iyi. Şimdi videosunu izleyelim. Daha sonrasında ben yaptığı doğruları size aktarayım ve sizde anlattıklarımı kendinize olumlu şekilde yansıtın tabiiki.

Bu da daha iyi analiz etmek için bonus olsun.

 

Şimdi Jack kardeşin hareketlerini sizin için bir analiz edelim bakalım.

Öncelikle çok rahat bir tavır sergiliyor. Ağzından hiç düşürmediği sakızıyla ve suratından hiç eksik olmayan o piç gülüşüyle adeta karşısındakine; ben senden üstünüm imajını rahatlıkla veriyor.

He sakız demişken ona da bir değineyim. Hayvan türlerinin neredeyse hepsinde şu özellik vardır. Yemeği yemeden önce ortalığı iyice kolaçan eder. Hiçbir tehlike unsuru yoksa rahat rahat yemeğini yer. Aslan belgesellerindeki ceylanları görmüşsünüzdür. Sesi duyunca nasılda hemen çiğnemeyi bırakıp kulakları dikerler. Bir tehlike unsuru varsa çiğneme işi artık bırakılır. Vücut içgüdüsel olarak donma ve hemen ardından kaç yada savaş sinyalini verir. Bu insanlarda da böyledir. Neticede hep şuan ki gibi eti marketten almıyoduk. İnsanlığın tarihi çok uzun olduğu için uzun bir süre biz de aynılarını yaptık. Dolayısıyla bu içgüdüler hala bizde de var. Sakız çiğnemenin bize olan etkisi de bu yüzden şöyledir : Rahat rahat çiğnediğime göre etrafta herhangi bir tehlike yok. O yüzden rahatıma bakabilirim. Bu yüzdendir ki sakız çiğnemek kişiyi rahatlatır. Stresi azaltır. Bu yüzden sürekli yanınızda bulundurmanızda fayda var gençler.

Jack in bir başka iyi yaptığı harekete geçelim şimdi. Dikkatli şekilde bir daha izlerseniz, hatunlara neredeyse vücudunu yaslayacak kadar çok yaklaşıyo, adeta meydan okuyo. Ben senin alanına rahatlıkla girerim imajı veriyo. Cüretkar bir hareket. Genelde bir kızdan hoşlanan beta bir erkek kızı dansa kaldırdığında bile arada 1 metre mesafe olur illa görmüşsünüzdür 🙂 Aradan kamyon geçer. Jack bunu yapmıyor. Tam tersi meydan okuyo.

Yaptığı bir diğer hareket ise, bu açıkçası hareketleri arasından en dikkat çekeni. Hatunlarla normal bir konu konuşurken bile kafasını iyice yana eğip göz teması kurması. Bunu genelde öpüşmeden hemen önce yapar herkes. Jack bunu normal bir konu üzerinden konuşurken yapıyor. He haliyle karşıdaki erkeğin sanki her an onu öpücekmiş gibi durması hatunların içini kıpır kıpır yapıyor. Kusursuz bir beden dili örneği.

Son olarakta yaptığı bir şeye daha değineyim. Sohbetin samimiyetinin arttığını hissettiği gibi hemen temasta bulunuyor. Ya elini omzu atıyor. Ya elini beline doluyor. Ama bir şekilde temas ediyor. Bu da işin artık son noktası zaten. Buna da itirazı olmayan bir hatun artık çoktan düşmüş oluyor gençler.

Gördüğünüz gibi baya bir analiz ettim. Aslında bomboş bir içeriğe sahip bir video dan neler çıktı. Beden dilini bu yüzden öğrenmeniz gerekiyor dostlar. Size bu yazıdaki son tavsiyem de bu olsun.

İnsanları istediğiniz gibi yönlendirmek istiyosanız, onların içini okuyabilmelisiniz.

Hadi eyvalla. Bir başka yazıda görüşmek üzere.

 

Mutlaka İzlemeniz Gereken Türk Dizileri

Merhaba dostlar. Bugün güzel bir konumuz var.

Bilenler bilir. Severim dizi, film, belgesel olayını. Daha öncede size dizi ve film tavsiyeleri yaptım. Fakat farkettimki yerli yapım dizileri atlamışım.

Bu dizi olayı Türkiye de artık değişmesi gerekmiyo mu sizce de gençler ?

Çukur diye dizi yapmışlar. Herkes izliyor. Ama dizi 2.5 saat amınakoyim. Tamam 2.5 saatte atomu parçalamıycam. Ama o kadarda değersiz bir vaktim yok. Gerçi dizinin çok iyi olduğuna inancım tam olsa sokarım vaktine, illa ayırırım vakit. Ama açıkçası çokta mükemmel bir şey beklemiyorum. Dizi hakkında duyduklarım ve sosyal medyada gördüklerim sayesinde bütün konuya hakimim, siz düşünün. Hee çok iyi oyuncular var. Rıza Kocaoğlu gibi. Ama çok bir şey beklemiyorum ne yalan söyliyim. Benim görüşüm bu yönde.

Bugün sizlere şuana kadar izlediğim en iyi Türk dizilerini önericem. Size şunun garantisini veriyorum ki bunlar ayırdığınız her saniyeye değecek diziler. Sizde bu dizileri mutlaka izlemelisiniz. Çok uzatmadan dizilere geçelim.

Ezel

Abartmadan söylüyorum. Ezel, gelmiş geçmiş en iyi Türk dizisidir. Ve bana göre dünya çapında bir iştir. Şuana kadar yabancıların yaptığı çoğu efsaneyi izledim. Game of thrones , oz, spartacus bu liste baya uzar gider. Ama hiçbirinde Ezel’i izlerken aldığım kadar keyif almadım.

2009 yılında çıkan bir dizi. Başrolde Kenan İmirzalıoğlu. Severim kendisini. Mankenlikten geçipte bu kadar iyi oyuncu olan nadir kişilerdendir. Dizinin senaryosu ünlü roman, Monte Cristo Kontu’ndan esinlenerek yazılmış. Çok farklı tabi ikisi. Ben kitabı da okumuştum. Ezel daha iyi ?

Her karaktere ayrı bir dizi çekilse izlenir. Dayı, Ezel, Cengiz, Kerpeten Ali, Eyşan. Hepsi ayrı bir hikaye.

Süre olarakta diğer dizilere göre çok daha iyi. Ezelin bölümleri 1 saat 30 dakika gençler. Gayet güzel bir süre Türkiyedeki bir dizi için.

Benim dizide en beğendiğim karaktere gelirsek, o da Kerpeten Ali gençler :)) Reis bu nası bir oyunculuktur be. Efsane inişleri çıkışları ve tarzı olan bir karakter. Evi ve arabası da hayran bırakır.

He Ramiz Dayı hariç en sevdiğim karakter bu tabi 🙂 Onu saymama gerek bile yok. Tuncel Kurtiz’e burdan bir allah rahmet eylesin demeyi de unutmayalım.

Eyşan’ın babası da türk dizi tarihinin en piç karakteridir. Yakışıklı Serdar. Dikkatle izleyin :))

Ramiz dayının ve Kerpeten Ali’nin bir arada olduğu şu güzel sahneyi de buraya bırakıp bir sonraki dizimize geçelim.

 

 

Kuzey Güney

Bir diğer efsane. Bu diziyi izleyip te Kuzey gibi konuşmaya, onun gibi davranmaya başlamayan bizden değildir :))

Nedense öyle bir etkisi vardır. Ben bile telefonu işaret parmağımla tutardım o ara he 🙂 Gel aslan, amınakodumu zıpzıpı gibi kelimeleri de yıllarca kullandık :))

Mükemmel bir senaryo ve çok iyi bir başrol karakterine sahip dizidir. Yan karakterleri de en az başrol kadar iyidir. Rıza Kocaoğlu’nun hayat verdiği Ali karakterini de bir ayrı sevdik hepimiz.

Dizi 2011 yapımı. Başrol de Kıvanç Tatlıtuğ. O role o kadar çok oturmuş ki sanki gerçekte de öyleymiş gibi geliyo bana 🙂

Dizi süre olarak 2 saat dostlar.

Kuzey Güney de yer yer “makara” da çoktur. Hatırlayınca güldüğüm epey bir sahnesi var.

Kesinlikle izleyin.

O güldüğüm sahnelerden birini de buraya bırakıp bir sonraki dizimize geçelim.

 

 

Suskunlar

Bir diğer efsaneye geldik. Suskunlar, ağlatır dostlar. Acıtır bu dizinin hikayesi. Daha sonra da intikam zamanı geldiğinde sanki sizde alıyomuşsunuz intikamınızı gibi hissettirir. Rahatlatır.

Dizi 28 bölüm. Biraz erken bitti. Doya doya biraz daha izlemek isterdik ama kısmet böyleymiş. Her bölüm ezel de olduğu gibi 1 saat 30 dakika. Çok iyi.

Oyunculuklar burada da üst düzey. Sarı karakterini canlandıran Sarp Akkaya, Ezel de olduğu gibi burada da çok iyi bir iş çıkarıyor.

Bu diziden de bir sahne bırakalım buraya 🙂

 

 

Evet dostlarım, benim izlediğim en iyi yerli diziler bunlar. Bunlar kadar iyi olmasa da yine çok iyi diziler de var.

Karadayı, Kardeş Payı ve Behzat Ç. Bunlarda standartların epey üstünden diziler.

Farkettim ki yukardaki dizileri anlatmışım ama hiçbirinin konusunu yazmamışım :)) Gerek yok. İzleyince görürsünüz.

Şuanda da güncel diziler arasından izlediğim, sıfır bir var gençler.

Birde izlemeyi düşündüğüm var bir tane. Börü. Yeni başlıycaktı bu ara. Biriktirip izlerim büyük ihtimal. 60 dakika olmasıda ayrı bir sevindirdi gerçekten.

Bu yazı burada biter. Eğer sizlerinde bana önerileri varsa yerli yapımlardan, aşağı yazarsınız. Bir daha ki yazıda görüşmek üzere.

Kısa Boylu Erkekler İçin Giyim

Merhaba dostlar. Kısa arkadaşlar çok bastırdı yazı isteriz diye kıramadım. Açıkçası bu konuyu dert etmeyin. Kilo konusunu dert edin, göbeği edin. Ama boyunuzu değiştiremezsiniz. Bunu benimseyin. Yapılan bir şakada darmaduman oluyosunuz amınakoyim. Suratınız düşüyo, yada sinirleniyosunuz. Hatunların testlerinden nasıl geçeceksiniz ? Tamam kısa boy kötü bir özellik. Tercih hakkı olsa hiçbiriniz seçmezsiniz bunu. Fakat bunu benimsememekte bir özgüvensizliktir.

Yakın çevremde bazı arkadaşlar var. Kısalar fakat özgüven bomba. Olması gerektiği gibi yani.

Zaten diğer özellikleriniz iyiyse, özgüveniniz yüksekse hatunlar bu durumu çok dert etmiyolar gençler. Tabi aynı özelliklere sahip bir uzun erkeğin daha çok şansı var bu da bir gerçek. Sizin yapacağınız şey boyunuzu olduğundan daha uzun göstermek. Bu da tarzla olur. Uzun göstermekte kilit nokta bacak boyudur. Bacak boyunuzu daha uzun gösterirseniz, olduğunuzdan daha uzun görünürsünüz. Bir illüzyon gibi adeta.

Kadınların bacak boyları, erkeklere göre daha uzundur her zaman. Benim boyum 180-185 arası. Aynı boyda bir kadın benden çok daha uzun gözüküyo mesela. Tabi her şey yan yana gelene kadar 🙂 Yan yana gelince ya aynı yada kısa. İşte bacak boyunun böyle bir etkisi var dostlar.

Kısa erkeklerin spesifik olarak nasıl giyinmesi gerektiği konusunda çok fazla bilgim olmadığı için bu konuda bir araştırma yaptım. Güzelde bir entry buldum ekşi sözlükte. Tamda bu konu hakkında. Size yardımcı olucağını düşünüyorum. Başlığın adı : kısa boylu erkeklere verilen tavsiyeler. Yazarın adı : yalanda olsa mutluyum. Burdan ona respect atın 🙂 Yazısıda şu şekilde :

” gercekten yardimci olmasi gereken tavsiyelerdir.

ama burda öyle mi? yok amk. uzunlar kendi egosunu parlatmis, kisalar para bul huzur bul demis, birkac iyi niyetli arkadas ise kisilik, beyin, kafa filan demis.

olm bu dediklerinizden cogunu belli bir yastan sonra degistirmesi cok zor. ben vereyim tavsiye de su kisa kardeslerim bayram etsin.

ben kendim cok uzun degilim, 170 cm den hallice. topuksuz ayakkabisi olmadan 174 cmlik türk hatun ile de takildim, 172 lik polonyali ile de ve az kalsin 180 lik litvanyali ile bir aksam arkadaslik etmek üzereyken imana gelip uzaklastim ortamdan. neyse bunlar derin mevzu. 

simdi ben size esprili olun zeka gösterin diyemem eger sizde az varsa bu yeteneklerden. 

kilik-kiyafet;

babacim lütfen genis sekilde duran boru paca pantolona son verin. tasli desenli kot olmayacak. düz lacivert düz siyah olmadi düz italya milli forma mavisi pantolon giyecen. tam athena gökhaninkiler gibi olmasa da assagi dogru hafif daralacak. pacasi gerekirse kisa kesim olacak (hipsterler gibi degil anla iste) yani ayakkabi üzerinde kümelenmeyecek o paca. kis mevsiminde daha dar paca altina karizma yine düz desensiz kahve yada siyah yarim bot. ama o topuklari grayder gibi olanlardan degil. hep elegant ama hafif yüksek hep sade. bu entry sevilirse fotolar eklerim.

pantol ayakkabiya devam; yazin kar gibi beyaz ama yine sikmayacak kadar dar kesim güzel keten pantol. altina maalesef iste topuksuz giyecez. yazlik ayakkabilar varya adini bilemedim onlardan. terlik opsiyon bilemem.

üst kisma gelelim. sadece arkadas ortaminda üzerinde koca koca joker, batman, superman logo resim neyse onlardan olan seylerden giyecez, tatmin olacaz. hatunlu ortamlarda t-shirt üstü büyük motif kesinlikle yasak. yassak. kisa ve sikmayacak kadar yine dar kesim, düz renklerde t-shirt olacak. ha pazardan alinma gibi olmasin tabi ama, misal isim vermek istemiyorum bazi markalarin ufak bir amblemi var gögüs yada kolda gerisi cok tatli, pembe, mavi, kirmizi t-shirt iste. altina iyi pantolonla mükemmel gider. genis gömlek bize yasak. gömlegi pantolon icine sokmadan sarkitmak yasak. biz kisayiz. olaki buldun bir kisa spor gömlek birak pantol üzerine. 

slim fit. iste bizim sihirli kelimemiz. takim elbisede slim fit gömlekte slim fit. bukadar. o nedenle bize göbek yasak. her nekadar bazi inekler ötsede burda yelek bile giyersin o gömlege.

kis mevsimi geldi. bize uzun palto sadece dügün, nikah gibi ortamlarda gerek, acil durumda. yoksa dar deri ceket. yada kisa kesim kislik ceket. götün altina inmesin lütfen. buralari editlerim istek olursa.

saclar;

eger dikince yakisiyorsa istedikleri kadar apaci desinler sen hafif dik yukari. ama apaci gibi degil. tezata gel. uzun sac malesef olmuyor bize. kenarlar mümkün mertebe kisa üstler uzun hafif havaya kalkacak saclar. hem bu aralar moda. yirttik yani. sakal opsiyonel. 

hayvan gibi büyük saatler olmaz. yasak degil ama mekruh. hep nazik, takilar olacak. bir ince deri bileklik filan iyidir. agir demir kordonlu saatleri birak. nazik, deri, karizma kordonlu saatlere yönel.

aklima simdi bukadar geldi. bu yazdiklarim sallama degil son 10 yilin birikimi. sac da uzattim sakal da, uzun pardesü de giydim, bol paca pantol da. her boku yedim.

su anki partnerim 170 cm boyunda. topuklu giyince benden uzun oluyor. ama misal bir party, kokteyl bilmem ne ortaminda jilet gibi slim siyah takimlari cekip 2-3 cm topuklu (cok aradim bunu, özel yapim gibi) sade kunduralarimi giyince, gayet yakisiyoruz. kadin bana diyor ki sen bukadar kisa olup nasil manken gibi karizma olabiliyorsun.

ha unutmadan özgüven lazim. dik duracaksin birde. sakin omuzlarin düsmesin. elinde bardak bir ortamda ayakta dururken kendini daniel craig gibi düsüneceksin. tom cruise yi unutma. takip et bu adamin tarzini. 

bir de kisilik, insaniyet gibi konular var. o zaten kisa uzun herkese lazim. ben kendimde olduguna az da olsa inaniyorum. iyi günner. “

Bu yazı eminim yardımcı olmuştur. Bir daha ki yazıda görüşmek üzere dostlar.

Kadınların Birinci Süzgeci

Merhaba gençler. Merak edilen bir konuya açıklık getirmek amaçlı bir yazı olucak.

Biz erkekler cinsel çekim konusunda çokta fazla süzgeçe sahip değiliz biliyorsunuz. Götü güzel mi, memeleri güzel mi, yüzü güzel mi, bitti. Bu kadar :)) Tek süzgeç yani. Fiziksel özelliklere çekiliyoruz içgüdüsel olarak.

Fakat hatunda olay farklı baba. Süzgeç süzgeç üstüne. Yakışıklı mı , uzun mu , zengin mi , çevresinde saygı duyulan biri mi , maskülen mi… Böyle uzar gider işte hep anlatıyoruz zaten neler olduğunu.

Bu süzgeçlerden ilk olanı tahmin edebileceğiniz gibi dış görünüş. Sonuçta kız sizi tanımıyor. İsterseniz astronot olun. Hatunun ilk süzgecini geçemedikten sonra o sizin ne olduğunuzla açıkça çokta ilgilenmez dostlar.

Bu süzgeci geçmeniz için dikkat çekici durmanız şart. Hayatta her konuda gerçekçi olun. Bu konuda da öyle. Dışarı çıktığınız bir gün bir aynada kendinize bakın. Sonrada çevredeki diğer erkekleri gözlemleyin. Eğer sizde herkes gibiyseniz, korkarım ki daha iletişime geçmeden kaybettiniz. Ya sizi kullanır, ya da sizi kullanmaz bile. Kibar bir şekilde siktir çeker 🙂

Yakışıklı, uzun, fit olmak büyük avantaj. Doğuştan avataj hemde. Eğer bu özelliklere sahipseniz şanslısınız. Eşofmanın altına kahverengi bot giyip gezseniz bile ilk süzgeci geçersiniz 🙂 He yinede bunlarla yetinmeyip birde üstüne iyide giyinirseniz zaten o zaman hatunların büyük çoğunluğunun ilk süzgecini geçersiniz. Sinyallerde de bariz bir artış gözlenir.

Ama çirkinseniz, kısa boyluysanız yada ortalama bir görünüme sahipseniz iyi giyinmek zorundasınız. 

( Bu agayı intagramdan takip edin : @iamgalla )

Dış görünüş bir vitrindir dostlar. Vitrin güzelse kız mağazaya girmek için can atar 🙂 Vitrini beğenmezse oradan uzaklaşır. İşte iyi giyinmek bu yüzden iyidir. Vitrininiz hoş gözükür. Kız içeri girmek için can atar. Bu yüzden bir tarz oluşturmalısınız. Klasik en iyisidir.

Bunu bir ödevle kanıtlayayım. Çoğunuz yazın tişört, kışında kazak giyiyor. Herkes böyle zaten.

Göreviniz kendinize güzel bir gömlek almak. Kot zaten vardır. Kemer yoksa kemerde alın. Sonra giyin 🙂 Gerisini ben anlatmıycam. Sadece gözlemleyin.

Ben bu konularda sizi daha fazla aydınlatmaya devam edeceğim gençler.

He bu arada ortalama veya çirkin olan erkek, alfa özellikleri sağlıyorsa, yakışıklı ama sünepe erkeği tokatlar. Bu da aklınızda olsun 🙂

Bir daha ki yazıda görüşmek üzere.

 

Müzik Kültürüne Sahip Olun

Merhaba dostlar. Arada bu şekilde kadınlar dışında konularda yazmayı seviyorum. Hep bir konunun üstünde durmak beni sıkıyor çünkü dostlarım. Size sadece kadın-erkek ilişkilerinde değil diğer konularda da değer katmam gerekiyor. Bugün de bunu yapıcaz.

Konumuz müzik kültürü. Müzik hayatın tartışılmaz bir parçasıdır gençler. Dışarıda sosyalleşirken, hangi ortama girerseniz girin, hiç farketmez hepsinde bir müzik vardır. Kafeye gidersiniz müzik çalar. İçmeye club, pub, meyhane tarzı ortamlara gidersiniz bir müzik mutlaka vardır. Kızlı erkekli sahilde içerken arkada sakin sakin çalması amacıyla müzik yine vardır. Onu siktiret girdiğiniz mağazalarda bile bir müzik vardır.

Hal böyle olunca müzik güzelde bir sohbet konusu, sosyalleşme aracıdır. Eğer müzik kültürünüz iyiyse, tabiiki sadece bu yönden kültürlü olmanız yetmez fakat ne konuşucam derdiniz olmaz işte dostlarım.

Her şeyi salla en güzel yanıda size mutluluk, huzur ve enerji vermesidir.

Bu yüzden müzik kültürünüzün olması hoştur gençler.

Peki nasıl olucak ?

Sizlere bu konudaki birincil tavsiyem, tek bir türe saplanmamaktır. Bu en sık görülen vaka. İnsanlar müzik kültürlerine göre bile bölünebiliyor amınakoyim. Coolio – Gangsta’s paradise şarkısını duyan rockçı hatun bu ne yaağğ abiğğğ şarkı mı bu diyebiliyo. Baştan aşağı simsiyah giyinmiş. Ojelerde siyah. Bomonti filtresizi çok sever. Onsuz yapamaz. Hobileri arasında bar tuvaletinde sakso çekmekte var. Neyse aq iyice konudan saptık.

Kısacası belli bir türe saplanmayın gençler. Şahsen ben en çok rap dinlerim fakat gün içinde dinlediğim müzikleri yüzdeye vursak yüzde 50 rap, yüzde 50 diğerleri diyebilirim. Sabahları rap i kafam kaldırmıyo diye genelde spotify dan Cem Karaca’nın sanatçı radyosunu açarım. Böyle bir ritüelim var bu ara. Geceleri iyice geç saatlerde de daha çok yavaş şarkıları severim. Tür önemli değildir. Her tür müzik güzeldir.

İkinci önerime gelirsek güzel takip ettiğiniz bazı müzik listeleri olsun. Bunu spotify kullanan arkadaşlar çok rahat bir şekilde yapabilirler.

Üçüncü önerim spotify ı kesin alın. Rahat edersiniz kardeşim. Bu konularda cimri olmayın bu kadar. Öğrenciye aylık 7 lira mı neydi galiba. 30 gün için düşündüğünüz zaman 7 lira para değil gençler. Kafede 2 çay az içersiniz. Alırsınız. Steam den oyun almazsınız. Direk bir senelik üyelik bile yaparsınız. O yüzden buna verdiğiniz paraya acımayın. Bu konularla alakalı ekşi sözlükte yazılmış çok güzel bir entry i okutmuştu bir arkadaşım. Onu atıcam buraya.

Son olarakta çeşitli türlerden ve ülkelerden müzik dinlemeniz amacıyla youtube ta şahsen takip ettiğim bir sayfayıda önermek istiyorum. Sayfanın adı “Dünyadan Sesler”. Çok başarılı bir sayfa gençler. Daha önce duymadığım müzikleri paylaşmaları çok hoş.

Kesin bakın ve takip edin dostlarım.

Son önerim ise şu : Klasikleri mutlaka dinleyin ve öğrenin.

Her türün belli klasikleri vardır dostlarım. Bunları bilmezseniz müzik söz konusu olduğunda bir ortamda, biraz fransız kalabilirsiniz.

Mesela arabesk deyince, babaları bilmiyosanız gidin dinleyin. Pop deyince Demet Akalın gibi değilde bu türün klasiklerinden Tanju Okan’ı dinlemediyseniz dinleyin. Bunlar basit örneklerdi. Siz ne demek istediğimi anladınız. Yabancı ve türkçe farketmez. İkisinde de klasikleşmiş bütün şarkıları dinlemeye çalışın dostlarım. Bunları yazarken aganızda klasikleşmiş bir parça olan Led Zeppelin – Stairway to Heaven dinliyor. ( Dinlemeyenler dinlesin )

Bu konudaki önerilerim bu kadardı dostlarım. Bunları uygularsanız, hayattan daha çok keyif alabilirsiniz. Şimdilik söyleyebileceklerim bu kadar.

Bir daha ki yazıda görüşmek üzere.

Erkekler İçin Mont Giyme Rehberi

Merhaba gençler. Giyimle ilgili pek paylaşım yapmadığımı farkettim. Dışarıda da hemcinslerimin yaptığı yanlışlar, beni bu konuda paylaşım yapmaya itti açıkçası.

Öncelikle kardeşlerim, moda dediğimiz şey kara bir deliktir. Hemde sizi her sene gardırobunuzu yenilemeye iten bir kara delik. Onu takip ederseniz diğer insanlardan farklı olduğunuzu sanırsınız ama aslında aynı olursunuz ?

Özellikle de son yıllarda erkek modasının geldiği nokta, hiç hoş değil. Sanki bilinçli bir şekilde o sikik kısa paçalar ve uzun aptal tişörtlerle, sizi olduğunuzdan daha kısa ve daha feminen göstermeye çalışıyolar amınakoyim. İşin kötü yanı çoğunluğun bunlara uyması.

Bunlara uymanız değil, karşı durmanız gerekiyor gençler. Kendinize gelin.

Ben bugün tabii ki kısa paça ve upuzun tişörtler gibi berbat bir görüntüsü olduğu aşikar, sizin de rahatlıkla farkedebileceğiniz bir şeye değinmiycem. Herkesin bildiği ve rahatlıkla farkedebileceği şeyleri anlatsaydım zaten şuan beni dinlemiyo olurdun ?

Benim bugün değineceğim konu, mont.

Bu şişme montlar yada benzerleri, özellikle son 10 yıldır kanser gibi yayılmış durumda. Bundan 1-2 sene öncede bunların böyle rengarenk yeleklerini çıkardılar ? Gençler yapmayın, etmeyin lan. Şişme yelek mi olur.

Böyle şeyler yapmayın ? Bırakın herkes bunları giysin. Siz giymeyin. Toplum sizi dışlamaz. Merak etmeyin ?

Bakın bu tarz şeyler nasıldır biliyor musunuz. Yapıldıktan 5-10 sene sonra boyaları dökülen, bir depremde yıkılan bina gibidir. Alırsınız. 1 sene giyer, sonra çöpe atarsınız. O yüzden klasikten şaşmayacaksınız.

Her erkeğin gardırobunda mutlaka olması gereken mont türü kabandır. Bu diğeri gibi değildir.

Nesiller boyu ayakta kalan bir yapı gibi düşünün bunu. Asla ölmez. Erkeksidir. Klasikleşmiştir.

Tam tarih bilmesekte, fotoğrafın epey eski olduğu konusunda hemfikiriz. Ve kesin olarak söylüyorum ki aynı kabanı şuanda da giyip çok şık ve erkeksi olabilirsiniz.

O yüzden gazoz olma,

Efsane ol kardeşim.

Bu da bonus olsun.

Aradaki farkı daha fazla anlatmama gerek yok sanırım? Mutlaka bu tarz kabanlardan alın. Abartmıyorum, ilerde oğlunuz bile giyer. Çünkü en iyisi klasiktir.

He bu arada artık kullanmayacağınız şişme montlarıda atmayın he. Şişme tarzı montları daha çok dışarı eşofman gibi şeyler giyip çıkarsanız, onların üstüne giyersiniz?

Gençler giyimle alakalı böyle yazılar yazmayı düşünüyorum. Özellikle değinmemi ve yazı yazmamı istediğiniz noktalar varsa giyim hakkında, yorum kısmına yazabilirsiniz.

Bugünlük bu kadar. Baycentilmen kaçar.

Hatunlara Açılma Dersi 201

Merhaba gençler. Geçenlerde yazdığım “Hatunlara Açılma Dersi 101” den sonra güzel geri dönüşler aldım. Bazı arkadaşlar söylediğim şeyleri uygulayarak başarıya ulaştılar.

Ama yeterli değil dostlar. Hepinizin artık bu konuda sıkıntısı kalmaması gerekiyor.

Geçen yazıda da dediğim gibi bu yazıda söylediğim adımları teker teker açıp bu dersten sizi mezun edicez artık.

Fazla uzatmadan başlayalım.

Bu işi aşamalara ayırmıştık. Şimdi bunlar neymiş hatırlayalım.

Oltayı atmak – Yemlemek – Pişirip – Yemek

Bu aşamalar duruma göre değişebilir dostlar. Eğer alkol faktörü varsa bazen sadece oltayı atmanız yeter? Zaten çoğunuzun en büyük yanlışı oltayı atıcak cesarete sahip olmamak. Hadi eskiden kadının gönderdiği sinyalleri bilmiyodunuz, artık onlarıda öğrendiniz. Artık harekete geçin yani dostlar. Hiçbir şey yapmadan başarıya ulaşıcağınızı mı düşünüyosunuz anlamadım ki aq.

Şimdi aşama aşama ilerleyelim.

Oltayı Atmak

Bu hatuna söylenen ilk sözcük, ilk girişmdir. Bu aşamada yapılan bir yanlışın geri dönüşü yoktur. Püf nokta teslimiyetçi bir şey söylememektir. Yani “merhaba, oturabilir miyim?” derseniz, banlanırsınız. Kız onaylasa bile onun gözündeki değeriniz, siz oltayı atmadan öncekine göre düşer. O yüzden erkek gibi davranıp teslimiyetçi olmayacaksınız. Karar mercii siz olacaksınız.

Oltayı atarken söyledikleriniz durumdan duruma, ortamdan ortama, kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir. Ama ana mantık, hatuna cevap vermek zorunda kalacağı bir şey söylemektir. Mesela bir kafeden içeriye girdin ve o anda böyle orta masalarda tatlısını yiyen bir hatun sana uzun bir bakış attı. Kısaca sinyal gönderdi. Şimdi bu durumda, “merhaba, oturabilir miyim?” derseniz hatundan olursunuz. Ama kıza yaklaşıp “tatlı nasıl güzel mi ?” derseniz, başarılı bir şekilde oltayı atmış olursunuz ?

Dediğim gibi durum, kişi, ortam; yapılan açılışı değiştirir. Bu konuda her insanın doğuştan sahip olduğu, hepinizde olan, gözlem yeteneğinizi kullanmanız yeterli.

Ortama bakın. Kıza bakın. Sonra bu iki şeye göre kıza bir laf atıcaksınız. Hepsi bu kadar işte.

Yemlemek

Geldik en sevdiğim yere.

Bu aşamayı layıkıyla yaparsanız, kadın bir alfa erkekle karşı karşıya olduğunu farkedecektir ?

Yemlemek, kadına neg atmaktır dostlarım. Kadınla, onunda hoşuna gidicek şekilde dalga geçmek, eğlenmektir.

Hatunlara açılma dersimizin ilkinde  D&R deki bir kıza yürümüştük. Yürürken hatırlarsanız kıza Yunus Günçe’nin kitabını gösterdiğimiz yer bir yemleme yani negti ?

O kadar erkek peşinde köpek gibi onu takip edip, iltifatlar ederken sizin onunla dalga geçip eğlenmeniz onu sulandıracaktır elbette. Bu yüzden bu aşamayı kesinlikle atlamayın.

Hee bu arada bazı tecrübeli PUA lar açılışı direk negle yaparlar. Siz şuan öyle yapmayın. Başarı ihtimalinizi düşürür. Hee eğer o gün kendinizi çok iyi hissediyosanız ayrı tabi?

Pişirmek

Pişirmek basittir.

Pişirmenin amacı, açılışı yaptığın ve ardından yemleyerekte etkilediğin; zaten çoktan düşmüş olan hatunu, yavaştan yenecek kıvama getirmektir ?

Pişirmek için hatunu bir yerlere davet etmen gerekir. Bunu da zaten o diğer 2 aşamayı yapan adamlar rahatlıkla yapar.

Yalnız burada 2 tane püf nokta var.

Birincisi, kızla olan flört yani takılma evresini çok fazla uzatırsanız, fazla pişirmiş olursunuz. Kızda yanar haliyle.

O yüzden maksimum 1-2 hafta içinde yemeye bakın.

Eğer aynı gün yemek istiyosanız, o zaman dereceyi arttırıcaz. Eğer yeni tanıştığınız bir kızı aynı gün içinde sürekli farklı mekanlara takılmaya götürürseniz, sanki bir süredir tanışıyo ve takılıyolormuş gibi kızın size karşı olan bariyerleri iner. Neil Strauss’un “The Game” adlı kitabında yer verdiği bu olay, cidden işe yarıyor. Denedim, onayladım.

İkinci nokta ise bu sürede duruşunuzu bozmamaktır. Bu zaten en önemlisi. Hiçbir zaman duruşunuzu bozmayacaksınız. Kızla tanıştıktan sonra sizin üstünüze çok şiddetli şekilde shit testleriyle gelicek. Siz bunların farkında olup rahatlığınızı hiç bozmayacaksınız tabiiki.

Yemek

Hepiniz zaten bu anı bekliyosunuz ? Kiminiz yıllardır bekliyo, kimi daha hiç yapmadı bile. O yüzden bu konuda başa çıkabileceğinizi düşünüyorum.

Eğer bu aşamaya geçtiyseniz, belinize kuvvet ?

Evet gençler, bu serimizin sonuna geldik artık. Bundan sonra açılma konularında soru istemiyorum, direk rapor istiyorum. Her şeyi açıkladım çünkü. Bundan sonrası size kalmış.

Bu yazıdan sonra giyimle alakalı bir yazı düşünüyorum. O da gelir yakında. Hee bu arada, sözlüklerin birinde arkadaşın bir tanesi bizi önermiş saolsun. Ona teşekkür ediyorum. O arkadaşın önerdiği entry nin altına, başka bir arkadaş bir tane link verip şu siteden alıntı yazmış ?

Şimdi koçum o siteyi ilk defa duydum. Baktım içerik olarakta, kız nasıl tavlanır diye başlık var amınakoyim ? Üstelik kasımda açılmış. Ben mayıstan beri yazıyorum ? Neyse böyle iyi oluyo. Daha öncede söylediğim gibi her zaman yoluma daha zeki adamlarla devam etmek istiyorum. Diğerleri o siteye gitsin. Alfaloji miydi neydi ?

Bir daha ki yazıda görüşmek üzere dostlarım.

 

Saha Raporları

Merhaba dostlar. Bugüne kadar bir çok şey öğrendiniz. Artık bu teoride öğrendiğiniz şeyleri pratiğe dökmenin vakti geldi.

Artık hücum. Hepinizin ödevi bu.

Bundan sonra bu başlık altındaki yorum kısmına, hatunlara yaklaşırken yada etkileşim içindeyken yaşadığınız başarılı veya başarısız saha deneyimlerinin birer raporunu yazmanızı istiyorum. Böylelikle yanlış yaptığınız yerleri düzelticem. Başarılı sonuçlarınızda diğer arkadaşlara örnek olacak.

Özellikle daha önce hiç tanımadığınız hatunlara yürümeniz daha iyi olacaktır. Bunu bir eğlence olarak görün ve bizimle paylaşın.

Haydi.

Harekete geçme vakti.

Şimdiden kolay gelsin.

 

Güç Sahibi Olmanın 48 Yasası

Merhaba dostlar. Daha önce benden kitap tavsiyesi olan arkadaşlara epey tavsiye verdim. Düşündüm de aynı dizi ve film tavsiyeleri olduğu gibi arada kitap tavsiyeleri de yapalım artık.

Bugünkü için zaten siteden de önce, daha instagram sayfasındayken bile bas bas bağırıyorum.

Robert Greene’in bütün kitaplarını okuyun. 

Artık bunu söylemekten dilimde tüy bitti. Hala soran var amk ne okuyayım diye ? Robert Greene aq Robert Greene. Bunları okumadan gelip ne okuyayım diye sormayın artık.

Üstadın bugün size önereceğim kitabının adı İktidar.

Hangi konu olursa olsun; başarılı olmak isteyen herkes bunu okusun. Kısaca güçlü olmak isteyen okusun. Kim istemez ki ?

Bazı şeyleri öğrenmek için okumanız gerekir dostlar. İzlemek, dinlemek yetmez. Yaşayarak öğrenmek ise çok uzun sürebilir. O yüzden zaman kaybetmeden alın, okuyun.

Kitapla ilgili bir tanıtım videosu ararken, pasif agresif bir youtuber arkadaş buldum ? Kitapta anlatılan şeylerin bir kısmını özet gibi anlatmış. Kitabın nasıl bir kitap olduğunu anlamanız açısından, sizlerle paylaşmak istedim. Ses tonuna takılmadan videoyu izlemenizi tavsiye ediyorum. Zaten videoyu izledikten sonra kitabın içeriği hakkında en azında bilgi sahibi olmuş olacaksınız.

Şimdiden iyi seyirler dostlar ve iyi okumalar dostlar.

 

Hatunlara Açılma Dersi 101

Merhaba dostlar. Bu yazı muhtemelen benden en çok beklenilen yazı.

Ben bugün size tabiiki örnekler vericem. Ama size asıl işin mantığını öğretmek istiyorum. Yani bu yazıdan sonra rahatça bulunduğunuz duruma uygun bir açılış yapabiliceksiniz dostlar. Benden direk şunları şunları söyleyin dememi bekleyen arkadaşlar eli nasırlı olarak yoluna devam edecek. Söylediklerimi öğrenip duruma uygun doğru açılış yapmayı öğrenen fakat kıza açılmaya cesaret edemeyenlerde eli nasırlı dolaşmaya devam edecek.

Uzatmadan konuya girelim.

Geçen 2 yazımı okumadıysanız bu yazı size anlamsız gelebilir. O yüzden son 2 yazıyı okumayanlar okusunlar.

Şimdi dostlar öncelikle bir erkeğin sokakta görüp beğendiği ve istediği her hatuna yazılabilicek cesarette olması gerektiğini düşünüyorum. ( eşi/sevgilisi olmayanlara tabiiki )

Yani açılış konusunda bir sınırın olmaması gerekiyo, benim görüşüme göre. Sinyal almasan bile gidip şansınızı denemelisin. Geçen yazılarda sinyallerden bahsettim. Ortada bir sinyal varsa zaten doğru açılışla başarılı olucaksın. Fakat demek istediğim eğer sinyal yoksa bile yürüyün. Çünkü kaybediceğiniz bir şey yok ? Olursa tok tutar. Olmazsa yine aynı. Bir kayıp yok yani ortada. Artık bu bolluk zihniyetini kafanıza sokun. Milyonlarca farklı ve güzel kız var. Biri sizi reddedince hepsi size karşı cephe almıycak amk. Böyle düşünüyo heralde bazılarınız?

Bu anlaşıldı. Beğendiysek, kız sinyal vermese bile yapıştırıyoruz. Çünkü biz erkeğiz ulenn.

Peki ne diycez ? Hepiniz burayı bekliyosunuz he ?

Şimdi ne diyeceğimiz ortama, duruma ve kişiye göre değişkenlik gösterir. Örnek vermek gerekirse, barlar sokağında, simsiyah giyinmiş, metalci kıza açılışta diyeceğiniz şeylerle, D&R de gördüğünüz entel ve seksi kıza söyleyeceğiniz şeyler tabiiki de bir olmayacaktır içerik olarak. Ama şanslısınız ki, ikisinde de mantık aynı ?

Olayın altın kuralı teslimiyetçi olmamak.

Mesela en büyük yapılan hatalardan biri:

Merhaba. Tanışabilir miyiz?

Şimdi sen naaptın. Teslim ettin kendini tamamen. Yani olay tamamen kızın dudağından çıkıcak iki kelimeye kaldı. Bütün sorumluluğu ilk andan yükledin kıza. Game over.

Mesela yine en çok yaptığınız başka bir hata :

Merhaba. Oturabilir miyim?

Hayır amınakoyim oturamazsın. Bunu dersen siksen oturamazsın orada. Otursan bile bir sike yaramaz. Biz bunu yapıyoduk lisede hakan diye yakın bir arkadaşımla ? Toy zamanlar tabi. Başarılı olduğumuzda çok fazla oldu fakat şunu farkettim ki başarılı olsakta kızların gözünde değerimiz, biz oraya oturmadan yani o salakça kelimeleri söylemeden öncekine göre çok daha azdı.

Şimdi kızın gözünden bakın mesela. Bir tane erkeği beğeniyosunuz ve sinyal gönderiyosunuz. Güzel bir fizik, simetrik bir yüz, erkeksi tavırları var. Off ne erkek diyosunuz. Sonra o erkek gelip size: ” Mirhibi. Tinişibilir miyiz ? ” diyo. Direk şutlardım lan. İyi bari kızlar yine evet diyodu arada ?

Kısacası ana kural, teslimiyetçi olmamak gençler.

Söyleyeceğiniz şeyler duruma, ortama göre değişkenlik gösterecek. Fakat tarz aynı.

Oltayı at, yemle ve sonra kancaya takılmasını bekle. Bazen yemlemeye bile gerek kalmaz.

Yukarda verdiğim D&R deki güzel kızla, metalci kız üstünden gidelim. Mesela şöyle bir örnek verebilirim.

D&R de kitapları inceleyen güzel kıza yaklaşıp “o kitap senin gibi birine uygun değil ? ” dersen burda oltayı atmış olursun. Özgüvenli, rahat ve gülümseyen bir şekilde söylemeniz gerektiğini söylemiyorum bile artık. 64646364 kere söylemişimdir. Şimdi kız burada oltaya takılmış olur zaten. Büyük ihtimal vereceği cevapta ” neden ki sence hangi kitap bana uyar ” yada ” senin bir önerin var mı ” olur. Heh. İşte tam burada, gülerek Yunus Günce’ nin kitabını elinize alıp bence böyle edebi değeri yüksek şeyler okumalısıngfdsfgsdf dersen yemlemiş olursun.

Artık kancaya takılmaması çok düşük bir ihtimal kardeşim. Olta atıldı, yemlendi. Pişirip yemesi çok daha kolay ?

Eğlence vadeden ve onunla dalga geçen yaaani seçenekleri bol bir erkek imajı çizdin. Bundan sonra herkes yazar oluyo bizde mi yazsak bir tane deyip pişirmeye başlayabilirsin. Daha sonrasında bir kaç ayaküstü sohbetten sonra ( isimler öğrenilir, bölümler okullar felan? ), haydi kahve içmeye gidelim sana şuan aklıma gelen kitap fikrimi anlatıcam, bayılcaksın?  dersen, ohh çok güzel pişmeye devam eder. Zamanım yok çekerse, numarasını al başka bir gün buluşmak için bahane zaten var. Buluşur anlatırsın kitabını? Ünlü bir pick up artist yalan söylemiyorum, flört ediyorum derdi. Sizde yalan söylemiyosunuz. Flört ediyosunuz. Ortada kitap felan olmadığının kızda farkında. Fakat ortada eğlence vadeden bir durumda var. Ge-le-cek.

Mantığı yavaş yavaş kavrıyosunuz değil mi ?

Oltayı at, yemle, takılsın sonra pişir ve ye. Yemek zaten nihai amacınız aq onu anlatmıycam bile?

Kimi zaman oltayı atmak, yemek için yeterlidir. Alkol gibi bir faktör varsa bu çoğu zaman böyledir aslında? Ama siz en zor duruma göre öğrenin şu mantığı; olur zaten.

Bu konu en çok önem verdiğiniz konu olduğu için ( anlamsız şekilde ) tek bir yazıya sıkıştırmak istemiyorum. O yüzden bugün güzel bir şekilde altlık yaptık bu derste. Asla teslimiyetçi bir şey söylememeniz gerektiğini öğrendiniz.

Bir daha ki yazıda, oltayı atmaktan yemeği yemeye kadar olan her aşamaya daha net bir şekilde odaklanıp bir örnek daha vericem. Bu konuda artık soru işaretiniz kalmayacak.,

Bir daha ki yazıda görüşmek üzere gençler.