Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

baycentilmen

Erkek sporu: Rugby

Merhaba gencolar. Bugüne kadar hayatımın her aşamasında illa bir sporla ilgilendim. Halada öyle devam ediyo. Ama bu sporlar içinden bir tanesi var ki benim için yeri ayrıdır. Rugby ile ilk üniversite hazırlıkta tanıştım. Daha öncede diğer insanlar gibi “aaa o amerikan futbolunun korumasız hali değil mi ya?” seviyesinde hakimdim konuya:) Okuduğum üniverstinin takım seçmelerini duyunca videolar izledim araştırdım. Oyunun aslında öyle olmadığını bu şekilde öğrendim.

Her 10 saniyede duran sıkıcı ve uzun amerikan futbolunun yerine nerdeyse hiç durmayan gayet akıcı,sert ve seyir zevki bir o kadar yüksek bir sporla karşılaştım araştırınca.
O gazla takım seçmelerine girdim tabiiki:) Ama nasıl bir seçme:) Kusanlar mı dersiniz, yoksa bayılanlar mı.Hepsinden vardı. Rugby fiziksel temasın en yüksek
olduğu spordur arkadaşlar. E haliyle adamlarda seçerken kondisyon ve gücün sınırları ne kadarmış diye bakıyolar. Eskiden kalma bir altyapım olduğu için ve yapı olarakta iri olduğum için
rahat geçtim fakat bir midem bulanmadı değil gençler :)) O gün anladım ki bu spor her yiğidin harcı değil. Rugby kesinlikle bir ERKEK sporudur. Çünkü bu spor ciddi anlamda taşak ister gençler 🙂 Ve fiziki olarak en estetik duran vücutlar bence bu spordadır.

Rugby kökeni epey eski bir spor. Günümüz futbolundaki kuralların konulmasında bile etkili olmuştur. Futboldaki ofsayt kuralı rugby den etkilenerek yapılmıştır. Köken eski agresiflik ve temas hat safhada olunca şaşırdım cidden Türkiyede olmamasına. Sonra zamanında Türkiyeye geldiğini ve yaşanan trajikomik olayı öğrendim. 1940 lı yıllarda fenerbahçe ve galatasayaray rugby takımı kuruyolar. Ve ilk defa 1947 de beklenen an gerçekleşiyo.
İki takım maça çıkıyor. Fenerbahçe galatasarayı tam 12-0 yeniyo. Galatasaray yetkilileride alınan bu yenilgiden sonra Galatasaray rugby takımını kapatıyolar.

Fenerbahçede tek takım kalıp maç yapıcak rakibi olmadığı için o da rugby klubünü kapatıyo:)) Dolayısıyla türkiyede rugby o olay yüzünden gelemiyo. Ulan şaka
maka 12-0 değilde böyle başa baş bir maç olsaymış şuan tv de rugby izliyoduk:)) Epey popülerde olucağına eminim nerdeyse. Şuanda daha çok üniversiteler seviyesinde oynanıyor.

Siz bakmayın benim böyle agresif dememe. Aslında oyun içi dinamikler olarak tam bir centilmen oyunu. Rugby de hiçbir oyuncu hakeme itiraz etmez.
Oyuncular genellikle hakeme “sir” efendim diye hitap ederler. Kardeşlik ve dostluk hat safhadadır. Ünlü bir yazar olan rugby hakkında şunu demiştir:
Rugby centilmenlerin oynadığı bir holigan sporudur. Futbol ise holiganların oynadığı bir centilmen sporu.

Dünyada ise bu olayın başını çeken ülkeler yeni zellanda ve ingiltere. Özellikle yeni zellanda , rugby nin brezilyası gibidir.

Kısacası hepinizin izlemesini ve oynamasını tavsiye ediyorum gençler. Şuanda her üniversitenin takımı var nerdeyse. Üniversiteye gittiğinizde yada ordaysanız kesinlikler değerlendirin derim. Ben sakatlık ve birazda üşengeçlikten bıraktım. Siz bırakmayın 🙂

The Redpill ve Pua

Selam millet. Bugünkü konumuz bize kadın-erkek ilişkilerini çözmede bugüne kadar yardım etmiş 2 akım. Ben böyle tanımlıyorum. Çünkü epey fanatiğide
olan iki farklı oluşumdan bahsediyoruz.
Pua yani pick up artist olayı özellikle 2000 li yılların başında kız tavlama olayına ciddi kafayı bozmuş adamların deneme yanılma yoluyla öğrendiklerini
bir sistem haline getirdikleri bir oluşum.Buna kendi aralarında oyun diyolar. Oluşturdukları sistemi kadınlar konusunda başarısız olan loser erkeklerede çeşitli dersler ve konferanslar vererek satıyolar. Oyun yapı itibariyle tamamen hatun tavlamaya odaklı bir oluşum. İşi o kadar çok matematiğe dökmüşlerki kendi aralarında kullandıkları gülünç terimler felan var:)) Bir kızın yanına gidip onunla tanışmaya “set açma” diyolar :)) Negler,açılışlar vesaireler terim içinde boğulabilirsiniz. Olayın tamamen hatun tavlamaya odaklı olması hoş bir olay değil. Bir erkek hayatının merkezine kendini koyup tamamen “her konuda nasıl en iyi halime
gelebilirim” diye düşünmelidir bence. Şu kadına nasıl bir açılış yapayım, hangi numarayı yapayımda etkilensin tarzı olaylar erkeğin kendi değerinide yaptığı bir saygısızlıktır bence. Hep derim değerinizi arttırın. Sonra ödül kız değil, siz olun. Peki pua kadınlarda işe yarar mı? Kesinlikle yarar. Olayın amacı bu zaten. Bu pua olayının üstadlarında Neil Strauss yazdığı The game adlı kitabın bir kısmında bir hikaye anlatır. (kesinlikle okuyun kitabı)
Hikayede, bir gece her zaman olduğu gibi bir bara avlanmaya gider. Ve o gece nerdeyse herkesin gözü ondadır. Yazdığı ne kadar hatun varsa hepsini tavlar.
Normaldede abimiz yine o bardan boş çıkmazdı. Ama bu denli ilgi onu şaşırtır. Ardından bardakilerin onu bir rock grubunun solistine benzettiğini öğrenir ve bu aşırı ilginin nedenini anlamış olur. Ardından şu sözleri yazar: “Anladım ki oyun amatörler içindir”.
Kesinlikle katılıyorum. Hee bu değilki ordan çıkarılcak dersler, öğrenilcek şeyler yok. Çok şey var. Özellikle iletişim konusunda size bir şeyler katıcağını düşünüyorum. O yüzden Neill Strauss un Oyun kitabını kesinlikle alın ve okuyun.

Şimdi the redpill i açıklayalım. The redpill , reddit sitesinde açılmış bir konudur arkadaşlar. Ancak o kadar popüler olmuştur ki dünyada bir akım haline gelmiştir. Hakkında çekilmiş bir belgesel bile var. The redpill in amacı erkeklere hayatın ve kadın-erkek ilişkilerinin acı ama gerçek yüzünü anlatmaktır. Onları aydınlatmaktır. Bu akım pua akımı gibi kadınlara değil Sadece kendinize odaklanmanızı öğütler. Cidden yararlı bir akımdır gençler. Kadınlar hakkında yaşanmışlık dışında öğrendiğim, olayın daha çok içyüzü olan evrimsel psikoloji vs. bilgilerin kaynağı çoğunlukla burası ve burda duyduğum kaynaklardır. Eğer ingilizce biliyosanız kesinlikle bakmanızı tavsiye ederim. İngilizce bilmiyosanızda öğrenin lan zaten artık:)

Tabiiki her şeyde olduğu gibi bu olayında fanatiği olmanızı tavsiye etmiyorum.Anlatılan bilgileri çok faydalı buluyorum fakat çok ciddi genellemeler oldğuğunuda düşünüyorum kadınlar hakkında. Okuyun,öğrenin yazılanları ama koyu fanatikler gibi kadınlar şöyle kötüdür böyle kötüdür gibi çemkirmeyin. Anlatınları sorgulayında kısacası. Benim anlattıklarımıda sorgulayın. Arada sorun kendinize ne anlatıyo bu piç diye 🙂

Pua ve The redpill konularında türkçe olarak bilgiler veren benim dışımda bildiğim 2 yer var bu arada. (İngilizce bilmeyen ve öğrenmek zor gelen üşengeçler mutlu şuan)
İnstagramda yayın yaparken bana gelen bir mesajdan öğrendiğim, ekşi sözlükteki skeptico isimli bir yazar var. The redpill olayını ve ilişkileri, kendince ekşi sözlükte anlatan güzel entryleri var okuyabilirsiniz. Bir diğeride tesadüfen öğrendiğim bir blog. Eskiden takip edenler bilir. İnstagramda ilk ismimiz erkekadamsayfasi idi. (evet çok boktan bir isim) O sıralar siteye geçersem diye domain araştırması yaparken, erkekadam isimli bir bloga rastladım. The redpill de yazılan bazı önemli konuları türkçeye çeviren bir blog. Onada bakabilirsiniz.

Ben tek bir konuya odaklanmaktan sıkılan biri olduğum için bu site olduğu sürece sadece kadınlar değil her türden içerik olucak gençler. Kadınlar,tarz,spor, ilgilendiğim ilginç
şeyler, izlediklerim, okuduklarım vs vs. Burası açıklamadada yazdığım gibi alfa erkeğin mağarası.

Başka bir yazıda görüşmek üzere öptüm bazı yerlerinizden.

Cinsel Pazar Değeri

Merhabalar gençler. Size kadın-erkek ilişkilerini anlatırken sık sık başvuracağım önemli bir terim olan “cinsel pazar değeri” hakkında konuşalım bugün. Kelime bize redpill de sık sık geçen “sexual market value” den geliyor. Belli başlı özellikleri girdiğinizde kaç puan olduğunuzu kestirebilirsiniz.
Sizin bir kız karşısında olan şansınızı bir matematiğe döktüğü için epey seviyorum bu olayı. Konu kadın-erkek ilişkileride olsa rakamlar yinede çok yalan
söylemiyor koçlar. Ve kötü haber puanınız daima elde etmek istediğiniz kadının puanından yüksek olmalı:)

Bu puanın belirlenmesinin iki cinsiyet içinde aynı şekilde olması tabiikide mümkün değil gençler. İşin kadınlar kısmı çok basit. Yaşına ve güzelliğine bakarsın ve puan bellidir. Hala temelde ilkel içgüdülerimizle hareket ettiğimiz için bir kadının doğurganlığını yansıtan yaşı ve güzelliği onun puanını belirler. Biraz acımasız bir sistem aslında kadınlar için. Nedeni ise güzelliğin büyük oranda genetik yani doğuştan gelen bir özellik olması ve yaşında hep aynı kalmaması:) Eğer kız güzelse ne ala ama çirkinse işi cidden zor bu bağlamda.

Biz erkeklerde ise olay çok daha farklı ve geniş. Nedeni sadece biz erkeklerin değil kadınlarında hala bir çok konuda içgüdülerinin esiri olması:) İlkel zamanları düşünün. O dönemde bir kadının seçeceği erkekten beklentileri: güçlü kuvvetli olup onu ve doğucak çocukları koruması ve avlanıp onları
beslemesi, doğacak çocuklarında seçtiği adam gibi iyi ve güçlü genlere sahip olup hayatta kalması vs vs.
E haliyle beklentiler bu kadar çokken bunun günümüz dünyasına yansımalarıda epey fazla. Ama bunları 3 ana başlıkta toparlayabilirim sizin için.

1) Fiziksel özellikleriniz

2) Sostal statünüz

3) Para

Bu özellikler sizde ne kadar yüksekse puanınız ve dolayısıyla sizinle birlikte olmak isteyen kadın sayısıda o kadar yüksektir koçlar.İyi haber kadınların puanı çoğunlukla genetik faktörlerle belirlenirken siz genetik olarak şanssız olsanız ( mesela kısa boylu ) bile sosyal statünüz ve ekonomik durumunuz
yüksekse hala değerli olacaksınız:)
Bu konuyu araştırırken ilgimi çeken diğer bir noktada yaşın cinsel pazar değerine olan etkisi oldu.

Yukarda grafikte gördüğünüz gibi kadınların en çekici bulunduğu yaş 23. Bunun nedeni yukarda bahsettiğim gibi en doğurgan sinyalleri verdikleri için. Ayrıca çocuk sahibi olmaları bizim gibi ( nerdeyse ömür boyu ) mümkün olmadığı için yaş onların aleyhine işliyor. Bizim ise en çekici olduğumuz yaş ise 36. İşte şimdi anladınız mı sosyal statü ve paranın önemini. Bir erkeğin fiziksel anlamda en iyi hali çok daha erken yaşlardır. Bunu kimse inkar etmesin. 36 yaşında kaç tane futbolcu yada manken var faal olarak o mesleği yapan. Nadir vardır. Ama kimsede 36 yaşındaki bir adamla 20 yaşındaki bir adamın ekonomik durumunu ve sosyal statüsünüde kıyaslayamaz. O yaşa kadar edindiği tecrübe ve karakterin oturmasıda cabası.

Kısacası koçlar biz bir bakıma şanslıyız. Çünkü puanımızı arttırmak bizim elimizde. Çoğu kişi yakışıklı olmadığı yada fakir olduğu için kaybettiğini sanar. Peki bunu değiştirmek için ne yaptın?

 

Boks sporunun dehası: Vasyl Lomachenko

Selam millet. Aganız dövüş sporlarıylada yakından ilgilenmekte. İzlemektende büyük keyif alırım. Ama öyle bir adam var ki bu farklı bi olay ustaa.
Abimizin adı Vasly Lomachenko. 29 yaşında, Ukraynalı ve tüy siklet bir boksör. Bu abi dövüşmüyo arkadaşlar. Bu sanat lan resmen. Eğer dövüşüyosada
şiir gibi dövüşüyo diyelim biz ona en iyisi. İzlemekten en çok keyif aldığım boksörlerden biri. Müthiş hızlı, çok seri yumrukları var,ofansif dövüşüyo fakat
defansı mükemmel. Ayak hareketleri ve ani yön değiştirmeler yani footwork konusunda abartmıyorum bu sporun tarihinde en iyi isimlerden biri.
Ve izlerken zekayı ciddi bir şekilde hissedebiliyosun aga. Ortada diğer boksörler gibi sadece makine gibi bir vücut değil aynı zamanda makine gibi
bir beyin var. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği türden bir sporcu yani:) Fazla uzatmadan sizi bu dahinin videosu ile başbaşa bırakıyorum.

Film tavsiyesi #1

Selam gençler. Film tavsiyelerim burdada kaldığı yerden devam edecek. İlk olarak aklıma bu geldi. Bu yakınlarda sinemada izlemiştim. Eğer benim gibi
casusluk filmleri hastası biriyseniz, kesinlikle bu filmi seviceğinize eminim. Üstüne bir soğuk savaş atmosferi ve o puslu havasıyla Berlin eklenince
film dahada güzelleşiyor. James mcavoy abimiz yine döktürmüş. Adama serserilik yakışıyo o belli:) Genelde gerçek hayattaki karakterlerine benzer karakterde
bir rol oynadıklarında oyuncular ister istemez dahaiyi bir performans ortaya koyarlar. Bundan dolayı olsa gerek. Başroldeki ablamızda fazla cool lan.
Uzatmadan filmin konusu ve fragmanını vereyim. İyi seyirler şimdiden.

Filmin Konusu

Lorraine Broughton MI6’in en ölümcül suikastçısıdır. Kaçış ustalığı ve yakın dövüşteki yeteneğiyle bilinmektedir. Soğuk savaş sırasında bir ajanın öldürülmesini araştırmak ve eksik ajanlar listesini bulmak için Berlin’e gönderilir. Yeni görevi için Berlin istasyon şefi David Percival ile işbirliği yaparlar ve ikisi gerilim dolu büyük bir aksiyona atılırlar. Ancak Lorraine’in gelişi gizli kalmayacaktır. Tehlikeli suikastçı kısa sürede kendisine tuzak kurulduğunu anlar. Bunu yapan teşkilatın içinden biridir. Lorraine artık kendi hayatı ve değer verdiği herkes için bu tuzağın içinden kurtulmalı ve gizemi çözmelidir…
Antony Johnston’ın aynı adlı romanından uyarlanan Atomic Blonde’un başrollerinde Charlize Theron ve James McAvoy yer alıyor.

Fragman

Kadınlarla Mesajlaşma Sanatı

Selam gençler. Kendinize hemen çekidüzen verelebileceğiniz bu tarz iletişim vb. konularda yazmak hoşuma gidiyor. Çünkü ötekileri ufak bir çaba
gerektirdiğinden çoğunuz ona bile üşeniyo:)) (ayıp lan kaldır o götü) Bu yüzden bunları dahada iyi okuyun. Şimdii başlayalımm.

Gençler öncelikle ilk yaptığınız hata çok mesajlaşmak. Ortada çoğu zaman zorlama
ilerleyen sokuk bir sohbet varken bile konuyu nasıl ilerletebilirim diye düşünüyosunuz. İşim var deyip salın olum hatunu. Sallayın direk. Hatun sizi sallamak için bilerek size tek cevap veriyo. Hmmm yazıyo mesela bizimki kıza ne yazsamda devam etsem diye düşünüyo. Olum o an
bırak direk hiçbir şey yazmadan çık nereden yazışıyosan. Hatta gör bırak orda çevirimiçi kal. Kızlar kudurur böyle durumlarda. Böyle yap.
Artık asla gidip “tamam,peki,olabilir,hmmm yada sadece bir emoji yada kız cevap yazmadan yazanlar var lan çıldırıcam” böyle durumlar kesinlikle cevap
yazma. Gör bırak o kadar.

Bu tamam anlağınızı farz ediyorum. Hatta koyu bir sohbet varken bile benim işim var, dışarı çıkıcam yada başka herhangi bir sebepten kes muhabbeti:)
Kızlar böyle durumlara alışık değildir arkadaşlar. Kudurular burda net. Herkes ben peki yazdığımda bile sohbet kasarken bu beni sikine bile takmıyo diye
kıymete binersiniz kızın gözünde. Çünkü bu ona sizin opsiyonlarınızın fazla olduğunu, ona ihtiyacınızın olmadığını dolayısıyla yüksek değerde bir erkek
olduğunuzu düşündürecek. Kadın beyni böyle çalışır. Adam diğer kızların ilgisini çekiyosa yani seçenekleri fazlaysa demekki bu adamda bir şey var olur:)

O yüzden kardeşlerim mesajlaşmalarınız çok kısa olsun. Buluşmak için koordinat ve zaman vermek dışında çok fazla aşırıya kaçmayın.
Yaptığınız diğer hatada kıza anında cevap vermeye çalışmak gençler. Yaptığınız bütün işleri bir kenara bırakıp o anda hatuna cevap vermeye çalışmak yokluk
mentalitesidir tamamen. Kız ona anında cevap verdiniz diye size ekstra bir ilgi duymuycak olum. Aksine “diğerleri” gibi olucaksınız. Meşgulseniz vermeyin.
Meşgul değilsenizde meşgulmüş gibi yapın:) Ciddiyim. Alfa olana kadarda öyleymiş gibi yapmayı genelde çoğu kişi küçümser genelde. Ama faydalı bir olay.
Bahsedicem ilerde.

Sonra gençler. Saçma sapan emojiler kullanmayın. Abartmayın. Her zaman olmanız gerektiği gibi eğlenceli olun. Sıkıcı konuları bir kenara bırakın.

Mesajlaşmak bir zaman kaybıdır. Bunu asla unutmayın. Kızla yeni tanıştıysanız bile kızla hemen bir buluşma ayarlayıp
mesajlaşmayı sonlandırın. Kıza “Fazla beyaz tenlisin yarın seni hayrına dışarı çıkartıcam:) Blabla ya gidiyoruz saat kaçta uygunsun” tarzında eğlenceli
dolayısıylada eğlence vadeden bir mesaj atın. Ben daha ters teptiğini görmedim 🙂

Tavsiyelerim şimdilik bu kadar dostlarım. Başka bir yazıda buluşmak üzere koçlarr..