Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

baycentilmen

En Karizmatik Dans : Zeybek

Zeybek öyle bir danstır ki dostlar; eğer ortada hakkını vererek oynayan biri varsa , ortam ciddi anlamda erkek kokar.  Hakkını vermek deyincede sadece figürleri öğrenip uygulayan olarak düşünmeyin hee. Çünkü bu dans ciddi anlamda bir tavır işidir.

Çoğu zeybek dansı türünün hikayesine bir göz atın. Hikayelerin başkahramanlarının nerdeyse hepsi bulundukları zamanın kabadayılarıdır. Kurtuluş Savaşı’nda çoğu silahını kuşanıp düşmanla savaçmıştır. Bu yüzdende halkın gözünde bir nevi kahramandırlar. E haliyle oynarken bu özgüveni ve bu eşkiya ruhu yansıtmanız gerekir. Yansıtamazsanız sadece figürler kurtarmaz.

Mustafa Kemal Atatürk te çok iyi oynarmış. Şaşırdık mı ? Tabiiki hayır. 7 düvelin birleşip deviremediği bir adamdan bahsediyoruz.

Ben bu işin biraz acemisiyim. Kendim trakyalı olduğum için ege kültürüne biraz yakınız ama yine de onlar gibi küçüklükten öğrenmedik bu dansı. Şimdilik sadece internetten videolar üstünden öğrendiği kadar biliyorum diyebilirim. Zamanla gelişicektir tabiiki. He bu arada halk arasında zeybek deyince akla sadece harmandalı gelir nedense 🙂 Ama bir çok zeybek oyunu türü vardır gençler. Her yörede farklı oynanır.

Benim gibi öğrenmek isteyenler için trt zamanında eğitim videoları çekmiş. Örnek olarak bir tanesini koyuyorum buraya.

 

Şuanda Türkiye de bu işi icra edenler arasında en meşhuru Evrim Çetin abimiz. Gerçekten çok iyi oynuyor. Şimdide şuana kadar izlediğim ve uzun süre etkisinden çıkamadığım bir kaç zeybek performansıyla yazıyı bitirmek istiyorum.

 

 

Daha çok var da şimdilik bu kadar olsun 🙂

Film Tavsiyesi #3

Bazı filmler vardır. Bir kere izlemek kesmez. İşte Rush ta aynen öyle bir filmdir. 3 kere rahat izlemişimdir.

Gerçek bir hikayeden alınan bir film olması ve formula 1 beni ekstra çeken bir faktör. Fazla uzatmadan sizi filmin konusu ve fragmanıyla baş başa bırakıyorum.

Filmin Konusu

1976 yılında gerçekleşen Alman Grand Prix yarışında Niki Lauda’nın kullandığı Ferrari ikinci round’un sonunda yaşadığı bir sorun nedeniyle yarış dışı kalır ve birincilik ezeli rakibi James Hunt’a gider. Bu kaza sonrasında Lauda yaralanır; aradan geçen altı haftanın ardından olağan hırsı ve öfkesiyle pistlere geri döner. İki yarışçı arasında italyan Grand Prix’i ile başlayan mücadele diğer yarışlarda katlanarak devam eder. Hedef dünya şampiyonluğudur…
Avusturyalı F1 yarışcısı Niki Lauda ve İngiliz rakibi James Hunt arasındaki dillere destan rekabeti konu alan film, Formula 1’in altın döneminde, 1970’lerde geçiyor.
A Beautiful Mind filminin Oscar ödüllü yönetmeni Ron Howard’ın yönettiği filmin başrollerini Daniel Brühl ve Chris Hemsworth paylaşıyor.

Fragman

 

Kadınlar ve Neg

Kadınlarla flört aşamasındayken kullanılan güzel bir sosyal beceriyi bugün sizlerle paylaşmak istedim kardeşlerim.

Daha önce pick up artistlerin belli metodlar kullanarak kadınlara yaklaştığını söylemiştim. Her ne kadar sadece kadınlara yoğunlaştırdıkları felsefelerini biraz saçma bulsam da sosyal beceriler anlamında onlardan öğrenebileceğimiz şeyler kesinlikle var.

Neg ise Mystery Metodunda çokça geçen ve öğrenmenizi istediğim bir olay.

Şimdi gençler kadınlar erkekler tarafından övülmeye alışıktır. Özellikle güzel kadınlara edilen iltifatların haddi hesabı yoktur. Adam normalde edebiyattan sınıfta kalır ama karşısına güzel bir kız çıktığı zaman Nazım gibi, Cemal Süreyya gibi konuşur 🙂 Bu böyledir yemin ediyorum. Sadece bizim ülkemize has bir durumda değildir hee. Güzel kızlar her zaman ve her yerde değer görür.

Haliyle bu aşırı ilgi, alaka, iltifatlar derken ister istemez güzel kızımızın egosu ponçiklenir. Halk arasında götü kalkar :)) E o kadar ilgiye alakaya çok normal. Artık sosyal medyanında etkisiyle her dakika böyle bir şey yaşayabildikleri ( her like bir ponçik ) için sadece güzel kızlar değil, ortalama kızlarda bile bu durum söz konusudur.

İşte neg tam burada devreye giriyor dostlar. Neg, diğer erkekler gibi kıza iltifat edip onun egosunu yükseltmek yerine, tam aksini yapıp kızla hafiften eğlenerek dalga geçip onun egosunu düşürmektir.

Neg aslında size şunu sağlar. Kıza attığınız neg ile bir nevi onu fabrika ayarlarına döndürüp ondan sonra söylediğiniz kelimeler, sözcükler ve ince bir iltifatla onu kendinize göre inşaa etmenize olanak sağlar.

Kızın karşısında kendi egonuzu ve özgüveninizi korumanız içinde birebirdir. Ve kızda şöyle bir takıntı yaratırsınız. “Herkes iltifatlar ederken bu neden benle eğleniyo ? Yoksa beni beğenmedi mi ? “.  Bu soru işaretleri bile yeterlidir dostlarım kızın size olan bakışının değişmesi için. O yüzden neg, özellikle kadınlar üstünde uygulayabileceğiniz güzel bir sosyal beceridir.

Gel gelelim ki nasıl atıcağınızı bilmeden neg atmak, elinizde olanı da kaçırmanıza neden olabilir. Tabiikide bunu başlarda kesin yaşayacaksınız. Fakat sorun mu ? Asla değil. Çünkü hala milyonlarca deneğiniz var 🙂

Tavsiyem kız hakkında onun egosunu düşürecek ama aynı zamanda komik olan bir şey söylemektir. Aksi takdirde ters tepme ihtimali çok yüksek.

Yani kıza “Bugün saçların bok gibi olmuş” demeyin sakın amk :)) Açıkçası bu hiç komik olmaz.

Onun yerine kıza; Saçlarını nerede kestirdin yaa.. Ona göre annemle kızkardeşime söyliycem orda kestirmesinler diyip piç piç sırıtmak gerçek negtir işte dostlar 🙂

Neg hakkında yabancı kaynaklarda çok fazla örnek vardır dostlar tıpkı açılış cümleleri vs gibi. Ama bunları alıp direk kullanmak tam bir saçmalıktır. Bu bir sosyal beceri. Bunu öğrenip kendiliğinizden yapmak mı istersiniz, yoksa şifreyi yazıp bölümü geçmeye çalışmak mı ? Kesinlikle bu konuda ezbere iş yapmayın. O an bulunduğunuz ortam ve durum dahilinde kendiliğinizden bir şey çıkarmaya çalışın 🙂 Emin olun çok şey var.

Ben size bunu öğrettim. Artık uygulaması size kalmış gençler. Güzel bir sosyal beceri kazandınız. Kısa günün karı 🙂

Saç Modelinin Etkisi

Dış görünüşü en çok etkileyen faktörlerden biri tartışmasız saçtır gençler. Günümüzde eskiye nazaran erkekler bunun daha çok farkına varıp üstüne düşmeye başladılar. Ama keşke üstüne düşmeselermiş. Bu ne be kardeşim 🙂

Yav bu çöp poşeti saç modelini kim buldu lan 🙂 Colin Farrell gibi karizma abidesi bir adamda bile böyle duruyosa siz kesinlikle bunu denemeyin gençler. Görüntü kirliliği yaratırsınız 🙂

Güzel duran var demeyin yemezler. Vikings teki Ragnar var ya abi demeyin, o modelle bunu alakası yok.

Moda kavramına uymak sizi sadece sıradan yapar bunu asla unutmayın. Herkesin tek derdi artık buna uymak olmuş. Fark yaratmak istiyorsanız kendinize has bir tarzınız olsun. O yüzden böyle şeylerden uzak durun çünkü tarz değil komik olursunuz.

Evet konuya dönücek olursak saç önemli fakat bu kadarda önemsemek çok iyi değil. Şahsi kanaatim kafanızda bir yada iki model belirleyip hep onu kestirmeniz.

Şu internette dönen yüz tipine göre saç modelleri geyiğinede sakın inanmayın. Kaçınız aynaya bakıp yüzünüzün üçgen mi, yuvarlak mı, kare mi olduğunu anlayabilir ki ben anlayamıyorum şahsen benim yüzüm hangi şekil amk. Kilo alıp verdikçe değişiyo çünkü. Üstüne bir de başka faktörlerde var. Bir arkadaşım var yüz tipine uyup, yanlışlıkla yanları bir makineyle kestirse, bütün paralı kanalları bedavaya izleriz. Öyle uydu alıcısı gibi kulak var elemanda.

O yüzden dostlar en iyi saç modeli deneye deneye bulduğunuzdur. Bir saç modeli herkeste aynı durmaz. Deneyeceksiniz sürekli. İlla birisi diğerlerine göre çok daha iyi duracaktır.

Şahsi gözlemim ve kadınlarında tercihlerini göz önünde bulundurursam kısa saç her zaman daha iyidir gençler. Hee uzun saçın yakıştığı erkekler yok mu? Tabiiki var. Fakat o insanların birde kısa saçlı hallerine bakın ne demek istediğimi anlıycaksınız.

Uzun saç feminen bir olaydır. Kadınsıdır. Eğer cidden çok aşırı erkeksi hatlara sahip değilseniz sizde de kadınsı durması kaçınılmazdır. Ünlüler ve yakışıklı oyuncular arasında bile yakıştırdığım nadir kişiler var mesela.

 

Thor dediğimiz adamda bile uzun saçın ne kadar kadınsı olduğuna baksanıza. Burda sakalsız gerçi ama yinede öyle. Bunun aksine kısa saçlı hali çok daha erkeksi bir tavır ve görünüş sergiliyor.

O yüzden saçları uzatmanın bir anlamı yok gençler. Gereksiz yere de bir ton uğraştırır sizi.

Sizlere benim de sürekli kullandığım bir kaç saç modelinide önermek istiyorum.

3 numara

Açık ara en erkeksi ve en rahat saç modeli budur. Size sert bir imaj verir. Lakin herkese yakışmaz dostlarım. Eğer 3 numara yakışıyosa o adam yakışıklıdır gibi bir anlayışta vardır halk arasında. Yakışana çok yakışır, yakışmayan hiç yakışmaz. Tam olarak böyle bir modeldir 🙂

Tavsiyem daha önce denemediyseniz kesin deneyin. Ama deneyipte beğenmediyseniz ve çevrenizdende o şekilde geri dönüşler aldıysanız bir daha kestirmeyin. Zorlamaya gerek yok 🙂

Serseri Serbest Stil

Bu modele bu adı verdim. Tam bir üşengeç işi 🙂 Eğer kurutmaya üşendiysem o gün böyle gezerim. Bu ne lan böyle saç modeli mi olur demeyin. O saçın dağınıklığı ve doğallığı ayrı bir hava katıyo olaya.

 

BayCentilmen Modeli

Klasik yanlar kısa üstler uzun modeli favorim dostlar. Bu şekilde şekil veriyorum bende. Saçın uzunluğu değişebilir tabiiki.

Sadelikten yanayım bu konuda. Fazla özen göstermenin saçma olduğunu düşünüyorum. Genelde fazla özen gösterilmiş modellerde hep komik duruyo zaten.

Şimdiden kolay gelsin dostlar bir daha ki yazıda görüşmek üzere.

Dış Görünüşün Önemi

Merhaba dostlar. Geçen yazımda kurduğum bir denklem vardı hatırlarsanız.

Dış Görünüş + Maddi İmkan + Sosyal Statü + X = Rüyaların Erkeği  demiştik. Bu arada bu rüyaların erkeği adını hiç beğenmedim 🙂 İsim önerilerinize açığım.

Bu denklem üzerinden gitmek istiyorum bu yüzden ilk olarak dış görünüşle ilgili konuşmak istedim sizinle.

Şimdi dostlar yaşı nedense büyük olan erkekler genelde dış görünüşün bir öneminin olmadığını paranın daha önemli olduğunu savunurken, yaşı küçük olan mesela liseye giden gençler yakışıklı olmanın her şey olduğunu sanır 🙂 Bunun ortası harbidende yoktur bu arada aq 🙂

Bu iki görüşte yanlıştır aslında dostlar. Dış görünüşten kastım kabaca; maskülen ve simetrik bir yüz, fit hatta kaslı bir vücut, boy gibi şeyler. Dış görünüş önemlidir. Ama asla her şey değildir. Aaa bak kadınlarda öyledir ama. Bir kadın için onun kendi dış görünüşü her şeydir. Çünkü o erkekler için sadece bunun önemli olduğunu küçük yaşlardan beri deneyimlemiştir.

Aynı denklemi kadınlar üstünden kuracak olsam denklem kesinlikle şöyle olurdu :

Dış Görünüş + X = Rüyaların Kadını

Kadınlarda X ise onun kadınsılığı , hali , tavrı vss.

İşte makyaja, bakıma, estetik ameliyatlara ve daha bir çok pasta cila çalışmasına bu kadar para harcamalarının nedeni budur 🙂

Biz deki önemin onlarınkinin yanında biraz sönük kalıyor fakat yinede önemli olduğunu söyleyebilirim gençler.

Yakışıklı bir erkek olmak her zaman daha avantajlıdır. Kadınlar açısından bakarsan; iyi genleri temsil edip taşıdığın için kadınlar seni çekici bulur. Bu konuda daha avantajlısındır.

Fiziksel olarak diğerlerinden üstün olmanın sana verdiği bir özgüven vardır.

Tüm insanlarda kendilerinin farketmediği bir estetik açlığı vardır gençler. Çevlerinde, hep estetik şeyler olsun isterler. Eve güzel mobilya alırlar, güzel bir tablo asarlar. İşe alımlarda bile eli yüzü düzgün diye tabir edilen erkekler daha avantajlıdır.

Bütün dizi ve film sektörü, insanların bu estetik açlığını bildiği için kamera karşısına hep yakışıklı erkekleri, güzel kadınları çıkartır. Sizde bile bu estetik açlığı var. İlla şunu demişsinizdir ” ulan bu adam hiç olmuş mu şimdi bu tiple bu role ” yada “bu kadın hiç yakışmıyo bu tiple bu diziye” gibi cümleler kurmuşsunuzdur.

Bu herrrr şeyde böyledir. Biliyorsunuz Küba devriminde en çok emeği geçen adam Fidel Castro’dur tartışmasız. Ama Küba devriminin tüm dünyadaki sembolü Che Guevera’dır 🙂 Dayı yakışıklı çünkü amınakoyim 🙂 Tabi aslında Kübalı olmadığı halde orada devrim yapmaya katılmasıda bir fakördür ama diğeride bir faktör.

Yaani fiziksel özelliklerin kişide iyi olması önemli bir faktördür dostlar. Denklemdeki diğer yazdıklarımda olduğu için her şey değildir. Kimisi yakışıklı değildir ama sosyal becerileri çok kapatır. Yada zengindir o açığı kapatır.  Sonuçta ortama hem fiziksel hemde maddi olarak iyi olan bir erkek girdiğinde, ilgi ona kayıcaktır. Kısaca her şey değil ama bir değeri var. Aksini iddaa edenin bu işten bir çıkarı vardır. Size onun söylediklerini uygularsanız, tipin gerek olmadığı yönünde hayal satıyodur. İnanmayın 🙂

Şimdi gelelim fasulyenin faydalarına. Bu işin kötü yanı yakışıklılığın/güzelliğin genetik bir şey olması. Misal çirkin bir kız, estetikte yaptırsa, her yerini şişirip patlattırsada Emma Stone kadar güzel olmayacak. Hee eski haline göre ilerleme kaydeder tabiiki ama belli bir yere kadar.

İşin güzel tarafına gelirsek, fiziksel özelliklerinizi geliştirebilirsiniz. Gözlemlerime dayanarak söylüyorum bir çok erkek kötü giyim tarzı ve kötü saç modeli gibi sebeplerle aslından güzel olan genetik özelliklerini gün yüzüne çıkartamıyo ve kendini kötüleştiriyo.

Güncel bir örnek vereyim size toplanın. Çok fazla yerli dizi izlemem ama bu ara sürekli karşıma çıkan Söz diye bir dizi var. Oarda oynayan bir oyuncu var. Adı Eren Vurdem. Tabi siz onu Eren Vurdem adıyla tanıyosunuz ama benim gibi epey eski rap dinleyicileri varsa aramızda onlar onun eski rapçi Mic Neşter olduğunu hatırlıycaktır 🙂 Sadece saç, sakal ve giyim tarzını değiştirerek dayı o kadar çok değişmiş ki ilk gördüğüm de zor tanıdım aq.

Eskiden buydu

Şimdi bu

Yaa işte böyle dostlar. Eğer artık büyümeniz durdu ise boyunuz dışında her türlü fiziksel özelliğinizi kendi potansiyelinizin maksimumuna getirme şansınız var. Burada da amacımız bu zaten.

Tek tek saç, sakal, bakım, giyim, tarz vs. konular hakkında yazılar gelicek. Boy uzunluğuyla ilgilide şuan bir şeyler araştırıyorum sizler için.

Bu yazı biraz önemini açıklamakla geçti. Bir dahaki yazılarda görüşmek üzere.

Rüyaların Erkeği Olmak

Merhaba gençler. Beni bir süredir tanıyosunuz. İnstagramda yazdıklarımı okudunuz. Okumadıysanız girin okuyun. Sonradan siteye geçtik burda da iyi kötü bir 15 gün oldu.

Ama hala buranın asıl amacını kavrayamayan arkadaşlar olduğunu farkettiğim için bu yazıyı yazmak istedim. Öncelikle burayı kız tavlama taktikleri veren bir blog sanıyosan yada benden beklentin buysa, derhal siktir git. Bana kıza ne yazayım, kıza napayım, hatuna ne diyeyim, nasıl kendime bağlıyım tarzı yazan arkadaşlar var hala. Al halatla bağla amk.

Burası alfa erkeğin mağarası. Bu ismin bir anlamı var. Mağara eskiyi temsil eder. Geçmişi anımsatır. Sıfırdan bir insanın ilk halini anımsatır. Burası sıfırdan başlayıp sizi o eski maskülen,güçlü,savaşçı,usta erkek yapmak için var. Hepiniz bu mağaradan başlayıp en tepeye çıkıcaksınız şayet yazılan şeyleri uygularsanız.

Daha önce birçok yazımda bahsetmiştim. Açın hepsini okuyun tekrardan. Bizim değerimizi belirleyen şeyler belli dostlarım. Bunları geliştirmediğiniz sürece çok bir şey beklemeyin. Pick up artistler yada bu konuda ahkam kesen başka insanlar hep dış görünüşün yada paranın bir öneminin olmadığından bahseder. Hayır kardeşim yok öyle bir şey. Onlar size böyle söylüyo çünkü size hayal satıyolar. Öğrettikleri taktikleri öğrenince her şeyin farklı olucağını ileri sürüyolar. Geri kalan her şey sözde önemsizmiş. YALAN. Çünkü bu işten bir çıkarları var.

Bakın daha öncede söyledim ama bunu bir denklem haline getirmek istedim daha iyi anlamanız için.

Dış görünüş + Maddi durum + Sosyal Statü+ X = Rüyaların Erkeği

X olarak yazdığım şey ise sizin karakteriniz, hayata bakış açınız ve sosyal becerileriniz (iletişim,genel kültür vs..).  Bazılarınız sadece bu X i geliştirince her şeyin mükemmel olucağını sanıyo 🙂 Hayır olmuycak.

Eğer hepsini geliştirirsen her şey mükemmel olucak kardeşim.

Kafayı sadece kadınlara takıp onlardan başka hiçbir amacı olmayan arkadaşlar artık feminenleşmiş erkek neslinin yeni ürünleri.

Tarihe bakarsanız eğer tarih her zaman büyük buluşlara imza atmış bilim adamlarını, büyük savaşlar kazanmış komutanları, büyük kahramanlıklar yapmış askerleri,büyük sanatçıları,oyuncuları yazar. Peki sizce bu adamlar kadın konusunda bir sıkıntı yaşıyo muydu ? Muhtemelen canının istediğini tavlayıp işini görüyodur. Yada kendi kadınıyla birliktedir. Ama asla 31 çekmemiştir amk.

İşin komik yanı hepsinin öncelikli amaçları listesinde, muhtemelen kadınlar ilk 5 te bile değil.

Bu yüzden artık hatun tavlamaya kafayı bu kadar takan arkadaşlarla değil daha zeki olanlarla yoluma devam edicem.

Daha realist bir şekilde yola devam edicez artık. Sıra sıra yazdığım ; dış görünüş,maddi imkanlar,sosyal statü ve x in içinde yer alan sosyal beceriler, genel kültür, davranışlar, bakış açısı gibi konuların hepsine değinicem.

Geçen bilardoyla ilgili yazı yazdım. Bir tanesi yazmış kadınlarla ilgili yaz reis napalım bilardoyu. Neyse sövmüycem. Sen instagram keşfette gününün yarısını geçirmeye devam et.

Kadınlar hakkında taktikleri bugüne kadar arz-talepten dolayı yazdım. Bundan hatunlar konusuna da daha realist yaklaşıcaz. Hatunlar hakkında az bilinen şeyler üstüne gidicez. Ama asla bana bir daha hatuna giriş cümlesi olarak ne diyim, hatuna ne diyim yada nasıl kendime bağlarım, napayım gibi saçma sorularla gelmeyin. O amaçla takip edende terketsin zaten burayı. Az ama daha zeki ve en tepeye çıkmak isteyen kardeşlerimle yola devam etmeyi tercih ederim.

Bir daha ki yazıda görüşmek üzere dostlarım.

En Karizmatik Spor : Bilardo

Merhaba dostlar. Hepinizin yaptığı buluşlarla tanıdığı Nikola Tesla nın konumuzla alakalı bir sözüyle başlamak istiyorum. Abimiz demiş ki : “Bilardo; Satranç kombinasyonları, fizik yasaları ve insan beyni ile vücut hareketleri arasındaki gözle görülür dikkat çekici bağlantının birleşiminden oluşan algılanması belki de en güç mükemmelliğin oyunudur”.

İşte bilardo tam olarak böyle bir spor gençler. Üstüne bir de oyuncuların resmi bir davete katılıyormuşçasına şıklıkları, sporun içindeki gözle görülür zeka faktörü ve oyunun centilmenliği eklenince; benim bu spora tutulmamam mümkün değildi 🙂 Hani ilk yazılarda rugby ye tam bir erkek sporu dedik ya, bilardoya da aynısını rahatlıkla diyebiliriz. Kadınlarla da oynaması aşırı keyifli bu arada tavsiye ederim :))

Bir çok ayrı türde oynanan bilardo genel olarak delikli ve deliksiz olarak 2 ye ayrılır. Deliksiz bilardoya örnek vermek gerekirse 3 top bilardoyu verebiliriz. Ülkemiz bu konuda ciddi anlamda iyi gençler. Semih Saygıner, 3 top bilardo konusunda bütün dünyada adını duyurmuş ve sadece bizde değil bütün dünyada efsane olan bir abimiz. Gurur duyuyoruz tabiiki.

Ama ben delikli bilardodan hem oynayış hemde seyir zevkinden dolayı daha çok keyif alıyorum. Delikli bilardoya 8 top, 9 top, snooker gibi örnekler verebilirim. Genelde biz de herkesin oynadığı 8 toptur. Düz mü giricek acaba parçalı mı 🙂 Hatırladınız dimi ?

9 top biraz daha zor çünkü topları numaralarına göre sıralı şekilde sokmak zorundasınız.

Snooker ise en zoru. 15 kırmızı top, farklı renklerde ve farklı puanlarda başka toplar. Bir kırmızı bir renkli şeklinden gitmeniz gerekiyor kural gereği. Ve kırmızılar tamamen bitmeden attığınız her renkli top tekrardan masaya çıkartılıyor. İngilizlerin çıkardığı bir tür. Her alanda farklı olma çabalarını bilardoya da yansıtmışlar. Normal amerikan bilardo masasının nerdeyse 2 katı büyüklüğünde bir masada oynanan snooker, bu saydıklarım arasından en keyifli olanı.

Türkiye’de snooker oynanıcak mekan sayısı sayılıydı, şuan sayıları biraz artmış vaziyette. Biz de o kadar yaygın değil fakat kesinlikle izleyip takip etmelisiniz dostlar. Özellikle Ronnie O’Sullivan diye bir abi var ki bu sporu tek başına sevdirebilir. Snookerın Maradonası diyebilirim. Karakter olarakta biraz İbrahimoviç 🙂 Tabiiki yukarda resmini koyduğum Neil Robertson ve Mark Selby gibi isimleride unutmamak gerek. Eurosporttan takip edebilirsiniz özellikle bu saydığım adamların maçlarını.

Kısacası hepinize oynamayı ve izlemeyi tavsiye ediyorum. Bende şuan başlayalı çok olmadığı için istediğim seviyede değilim. Bir ıstaka alıp uzun potlara biraz çalışmam lazım o konuda biraz sıkıntılar var. Uzatmadan sizin için seçtiğim bir kaç video ile sizi başbaşa bırakıyorum. Kolay gelsin gençler.

 

 

 

Konuşacak Konu Bulamamak

Merhaba gençler. Çok sık olarak şu tarz mesajar alıyorum. Usta kızla ne konuşucam ? Hangi konulardan bahsediyim ?  Senin bahsettiğin ilginç konular neler ? gibi gibi bu tarz mesajlar.

Şimdi öncelikle ilk 2 soruya yanıt vericem. Gereksiz bir endişe taşıyosunuz. Bu düşünülcek bir konu değil çünkü. Bunları yazan arkadaşların sadece tek bir kıza yazdığını ve farklı seçeneklerinin olmadığını, bu sorulardan rahatlıkla anlayabiliyorum 🙂

Hep dediğim gibi ne kadar çok seçeneğiniz olursa, her konuda o kadar rahat olursunuz. Tek bir kızla flört edince yokluk kafasıyla o kıza aşırı ilgi gösteriyosunuz ve kızın gözünde “bu yüksek değerde bir erkek değil, benden başka bir seçeneği yok” algısı oluşuyo. Ondan sonra ya sizi friendzone a atıyo yada sizi evirip çevirip istediği gibi oynatıyo.

Seçenekleri olan erkek ise kızı yeterince sallamıyo çünkü pelinsu olmazsa minesu var 🙂 Kızda haliyle bu tavırlarından dolayı onun yüksek değerli olduğunun farkında. Zaten açık olan kapılar daha da açılıyo yani dostlarım. Filmlerde, dizilerde yada çevrenizde bu işlerde başarılı olan adamlara bakın. Hepsinde o umursamazlığı görüceksiniz. O yüzden bu yokluk kafasından çıkıp bir çok kızla flört edin. Artık bu çok kolay. Tinder, instagram, swarm vs.. Sadece oturduğunuz yerden bile başlatabilirsiniz bunu artık öyle bir devirdeyiz.

Şimdi gelelim şu ilginç konular mevzusuna.

Gençler insanların büyük çoğunluğu bir rutin içinde yaşar ve haliyle bu konuştukları konularda genelde rutin konulardır. Bunlar genelde sıkıcı konulardır aynı zamanda. İnsanlar rutinden bunalırlar ve hep bir çıkış noktası ararlar. Onları rutinden çıkartan ve eğlence vadeden bir konuşma onlar için o çıkış noktasıdır

Daha öncede söylediğim gibi, dikkat ettiyseniz ortamdaki o eğlenceli, makarayı çeviren adam her ortamda aranan adam olur ve genelde grubu tamamen onlar yönlendirir 🙂 Çünkü insanlar kendilerini rutinden çıkartan ve eğlence vadeden her türlü konuşmaya ve aktiviteye tıpış tıpış gelirler. Buna ihtiyaç duyarlar. Siz hala gidip rutin ve sıkıcı konulardan bahsederseniz tabiikide diğerlerinden hiçbir farkınız olmayacağı için elenirsiniz.

Böyle biri olmak doğuştan bir yetenek gibi gözükse de aslında geliştirilebilir. Hobileriniz, bilgi dağarcığınız ve mizah kabiliyetiniz ne kadar iyiyse sizde bu konuda o kadar iyi olursunuz.

Bu yüzden belgesel izleyin. Kitap okuyun. Karikatür takip edin. Film ve dizi zevkiniz olsun. İlginç hobiler edinin. Şimdide diyecekler ilginç hobiler neler 🙂 Yani futbol maçı izlemek, pc oyunları oynamak değilde, ortalama insanların daha az yaptığı şeyler.  Geçenlerde bir yazımda rugby den bahsetmiştim mesela onun gibi. Şu sıralarda çok fena snooker a sardım bu arada. Onunla yada genel olarak bilardoyla alakalı da bir yazı gelebilir buradan duyurayım 🙂

Umarım artık ne konu bulsam diye düşünmezsiniz 🙂

Ceo ve Güzel Kız

Daha önceki Cinsel Pazar Değeri adlı yazımda bahsettiğim gibi biz erkekler olarak değerimizi artırmak kendi elimizde gençler. Kadınların ise bu konuda yapıcakları çok bir şey yok. Tamamen doğuştan gelen özellikleri çekiciliklerini belirliyo.

Verdiğim ilgili grafikte bizler 30 lu yaşların sonunda maksimum değerimizi görürken, onlar 23 yaşından sonra gerilemeye başlıyolardı. Çünkü güzellik geçicidir dostlar 🙂

Tam da bu konuyla ilgili tesadüfen gerçek bir olayı anlatan bir yazıya denk geldim. Bunu sizle paylaşmak istedim.

Dünyanın en büyük finans şirketlerinden J.P. Morgan’ın CEO’su James Dimon, günümüzde epey sayıları artan, güzelliğiyle herşeyi elde edebileceğini sanan bir kızın, ona attığı e-maile güzel bir ayar vermiş 🙂 Sizinde mantık olarak olaya böyle bakmanızı istiyorum. Fazla uzatmadan yazıya geçelim.

Önce kızın J.P. Morgan’a yolladığı elektronik postaya bir göz atalım:
“Sayın Morgan, size karşı dürüst olacağım. Bu yıl 25 yaşına giriyorum. Çok güzelim, iyi bir stilim var ve kaliteli şeyleri severim. Yıllık geliri en az 500 bin dolar veya daha fazla olan bir adamla evlenmek istiyorum.
Açgözlü olduğumu düşünebilirsiniz, fakat New York’ta yıllık geliri 1 milyon dolar olan insanlar maalesef orta sınıf sayılıyor. Çok şey istemiyorum.
Sizin sitenizde yıllık geliri 500 bin dolar veya daha fazla olan birileri var mı? Hepiniz evli misiniz? Bu konuları merak ediyor ve sormak istiyorum, sizin gibi zengin insanlarla evlenmek için ne yapmam gerek?
Bugüne kadar birlikte olduğum erkekler arasında en zengini yılda 250 bin dolar kazanıyordu. Central Park’ın batı yakasında, yüksek bütçeli rezidanslarda yaşamak isteyen biri için yıllık 250 bin dolar yeterli değil.
Size alçak gönüllülükle soruyorum;
1) Zengin bekârlar nerede takılır? (Lütfen bar, restoran, spor salonu, kulüp vs. gibi mekânların isimlerini ve adreslerini yazar mısınız?)
2) Hangi yaş kategorisine odaklanmalıyım? 3) Çoğu zenginin eşleri neden ortalama güzellikte? Birkaç kızla tanıştım; güzel veya ilgi çekici değiller ama zengin erkeklerle evlenebilmişler.
4) Kimin karınız, kimin yalnızca sevgiliniz olabileceğine nasıl karar veriyorsunuz? Benim hedefim evlenmek. Zengin bir adamla evlenebilmek için ne yapmalıyım?”
Saygılarımla
Bayan Güzel

İŞTE DIMON’UN KIZA YANITI

“Sevgili Bayan Güzel, yazınızı büyük bir ilgiyle okudum. Tahmin ediyorum ki sizin gibi aynı soruları soran pek çok genç kız vardır.
Lütfen profesyonel bir yatırımcı olarak durumunuzu analiz etmeme izin verin. Benim yıllık gelirim 500 bin doların üzerinde, sizin kriterlerinize uyuyor, bu sebeple zamanınızı boş yere çalmadığımı umut ediyorum.
Bir işadamı gözünden bakarsak, sizinle evlenmek kötü bir fikir. Nedeni ise çok basit, lütfen açıklamama izin verin.
Detayları bir kenara bırakırsak, yapmaya çalıştığınız şey ‘güzellik’ ile ‘para’ ikilisini takas etmek: A kişisi güzelliği sağlar, B kişisi de bunun için ödeme yapar, gayet adil.
Fakat burada ölümcül bir problem var; sizin güzelliğiniz kaybolacak ama benim param iyi bir sebep olmadıkça tükenmeyecek.
Aslına bakarsanız, benim gelirim yıldan yıla artabilir, ancak siz yıldan yıla güzelleşemezsiniz. Bu sebeple, ekonomik açıdan bakarsak, ben değer kazanan bir varlıkken siz değer kaybeden bir varlıksınız. Hem de sıradan bir değer kaybı değil, katlanarak artan bir değer kaybı.
Eğer güzellik sizin tek varlığınızsa, değeriniz 10 yıl sonra çok daha düşük olacak.
Wall Street’te kullandığımız bir terimden yola çıkarsak, sizin için ‘takas pozisyonu’ diyebiliriz, ‘satın al ve bekle’ değil.
Sizi satın almak iyi bir fikir değil, bu sebeple kiralamayı tercih ederim. Çünkü alışveriş değeri düşen bir şeyi uzun süre elde tutmak hiç de akıllıca değildir. Şüphesiz; aynı şey sizin istediğiniz evlilik için de geçerli.
Bu yazdıklarım size zalimce geliyorsa bir de şöyle düşünün; tüm paramı kaybetseydim, beni terk etmez miydiniz? Aynı şekilde güzelliğinizi kaybettiğinizde, benim de çıkış yolunu bulmam gerekmez mi?
Yıllık geliri 500 bin doların üstünde olan insanlar aptal değil; sizinle yalnızca çıkarız ama evlenmeyiz. Size, zengin bir adamla evlenme fikrini unutmanızı öneririm.
Bu arada, yılda 500 bin dolar kazanan o zengin siz olabilirsiniz. Zira o kadar parayı kazanmak, zengin bir aptal bulabilme ihtimalinizden daha yüksek.”
CEO J.P. Morgan

Çalışmaya ve her geçen gün daha fazla değer üretmeye devam gençler. Umarım bu yazı sizi epey motive etmiştir. Bir başka yazıda görüşmek üzere.

Alfa Erkeği Belgeseli : Ape Man

Anlattıklarımı okumak dışında öğrenmenizin farklı metodlarıda olucağını düşündüm. Bu yüzden sizlerle, epey eskiden izlediğim bir belgeseli paylaşmak istedim dostlar.

Belgeselin adı Ape Man.

3 kısma ayrılan bu belgeselin konuları sırayla : Baskın erkek, ilişki ve sosyal statü.

Bugüne kadar anlattığım şeyleri daha iyi anlamanızı sağlıycak ve size ekstra bilgilerde vericek güzel bir belgesel. Özellikle  Alfaymış Gibi Yapmak adlı yazımda bahsettiğim beden dili ve diğer hareketlerin anlamları açısındanda kesinlikle izleyin arkadaşlar.

1. Bölüm : Baskın Erkek

2. Bölüm : İlişki

3. Bölüm : Sosyal Statü