Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

baycentilmen

Film Tavsiyesi #2

Gençler bu film hakkında çok konuşmak istemiyorum 🙂 Hepinizin ilgisini çekiceğine eminim. James Mcavoy abimiz yine bad boy luğun kitabını yazmış. Filmde tam bir alfa erkeği. Fazla uzatmadan filmin konusu ve fragmanı aşağıda. İyi seyirler.

Filmin Konusu

Bruce Robertson’ın kendi halinde bir polis memuru olduğu günler artık çok geridedir. Genç memurun belki de her şeyi düzeltebilmek için kurduğu terfi hayalleri onu günden güne bambaşka birine dönüştürmektedir. Bruce için terfiye giden yol bir hayli kutsaldır ve kendisi bu yolda tehlikeden tehlikeye koşarken rakip olarak gördüğü çalışma arkadaşlarına türlü tezgahlar hazırlamakta son derece yeteneklidir. Ancak durumu bu denli basit değildir; zira uyuşturucu bağımlığı ve acı dolu geçmişi peşine bırakmadıkça hırsları ve halüsinasyonları katbekat artar. Bruce, yakın zamanda yaşadıkları bölgede işlenen vahşi cinayetin soruşturmasını lehine çevirmek için tüm dikkatini bu davaya verir; eş zamanlı olarak da çalışma arkadaşlarının her birine ayrı bir tezgah hazırlar. Ne var ki uyuşturucu, karısının hayaleti ve peşini bir an olsun bırakmayan geçmişi başına türlü belalar açacaktır.
Filmin senaryo yazarı ve yönetmeni Jon S. Baird. Oyuncu kadrosundaysa övgü gören performansıyla James McAvoy’a, Jamie Bell, Jim Broadbent ve Eddie Marsan gibi isimler eşlik ediyor.

Fragman

Erkeğin Yakıtı : Testosteron

Size bir hormonun mutluluğunuzu, başarınızı, çekiciliğinizi ve hayat enerjinizi etkileyeceğini söylesem inanmıycaksınız büyük ihtimalle. Haadi lan ordan piç
diyceksiniz 🙂 Ama ben demiyorum usta, bilim diyo bunu. İşte testosteron tam olarak böyle bir hormon gençler.

Testosteron aynı zamanda saldırganlığı, rekabeti ve gücüde tetikleyen bir hormon. Bu bir yerden tanıdık geldi mi 🙂 Erkeklerde testosteron seviyesi kadınlara göre
daha fazla olduğu için biz erkekler daha saldırgan, daha güçlü ve daha rekabetçi eğilimleri bunun fazla olmasından gösteriyoruz. Sırf cs 1.6 da arkadaşı onu
bıçakladı diye internet kafenin önünde arkadaşına bıçak çeken gördüm lan :))

Bu hormondan kadınlarda, bize göre çok az miktarda var. Kadınında hayat enerjisini ve mutluluğunu veren bir hormon aslında. Testosteronun bir kadında fazla olması
çok göze çarpar. Aşırı hırslı, rekabetçi, kariyerinde yükselmeye çok önem veren yada böyle erkeksi tavırlar sergileyen bir kadın görürseniz bilin ki onun testosteron
seviyesi hemcinslerine göre epey yüksektir. Çevrenizde illa vardır böyle “delikanlı kız” diye tabir edilen kızlardan 🙂 Genelde çok erkek kankası vardır ve normalde
erkek erkeğe yapıcağınız muhabbetleri bile o varken rahat rahat yaparsınız 🙂 Hatta o da size katılır.
Buraya kadar bizim açımızdan bir sıkıntı yok. Ama şunu farketmişsinizdir ki günümüzde böyle kadınlara olan istek ve arzu epey arttı. Artık o “güçlü kadın” ,
erkek erkeğe yaptığınız muhabbetleri bile rahat rahat onla yapabildiğiniz kızlardan hoşlanıyor bir çok genç. Bunun bir nedeni var dostlar.

Bilim adamlarının araştırmalarına göre testosteron seviyesi yüksek olan erkekler daha feminin yani kadınsı, hanım hanımcık tipleri seçerken, testosteron seviyesi düşük olan erkekler, testosteron seviyesi yüksek olan kadınları beğeniyorlarmış.

Günümüzde de eskiden olduğu gibi “güçlü erkek” epey düşüşte. Erkeklerin çoğu spor ne onu unutmuş. Ya fast food a sarmış. Üstüne birde çok fazla alkol tüketiyosa, tamaaam tüyü dikti.
Eh işler böyle olunca haliyle düşük testosterona sahip erkek bireyler oluştu. Bunlarda testosteron seviyesi yüksek, rekabetçi ve erkeksi özellikler gösteren
kadınlardan hoşlanınca, onların elinde oyuncak oluyolar.

Kadında testosteronun yükseği çok makbul değildir gençler. Doğurganlığı daha ön plana çıkartan feminin kadınlar, her zaman daha iyidir. Nitekim yüksek testosterondaki
erkeklerde böyle kadınlara tutulup, mutluluğun tadına bakıyolar 🙂

Peki erkekte bu hormonun yüksek olması nasıl anlaşılır? Bu çok net bir şekilde kendini belli eder dostlar. Kalın ses tonu, daha köşeli yüz hatları, geniş omuzlar daha rekabetçi, daha saldırgan ve genel olarak daha başarılı. Yapılan araştırmalarda gösteriyor ki kadınlar yüksek testosterona sahip erkekleri daha çekici bulup, onları daha çok arzuluyorlar.
İşte tüm bu sebepler yüzünden bu hormonun yüksek olması önemli bir şey gençler.

Şöyle önemli bir noktada var ki, testosteron seviyeniz sürekli değişkendir dostlarım. Yani bunu artırmak ve daha mutlu olmak sizin elinizde. Testosteron hormonunu doğal olarak artırmak için ilk yapmanız gereken şey artık o götü kaldırıp ağırlık kaldırmaya başlamak. Özellikle o kimsenin çalışmayı sevmediği bacak kaslarınızı çalıştırmak, testosteronu çok fena artırıyor. Vücuttaki en büyük kas grubu olduğunu düşünürsek, epey mantıklı.
İkinci olarak doğal besinler tüketin ve yağları asla hayatınızdan çıkarmayın. Şunu artık anlayın vücudunuzdaki yağlarla, besin olan yağlar aynı şeyler değil. Basit bir isim benzerliği sadece. Yağlar özellikle cinsiyet hormonlarının salgılanmasında ve düzenlenmesindeki en önemli şey. Size önerim her sabah bir kaşık zeytinyağını direk için ve farkı görün. Libidonuz, enerjiniz nasıl değişicek hemen 🙂
Başarılı olmakta sizin testosteron seviyenizi artıran bir faktör. Bir maç sonrası yapılan deneyde kaybeden takımının oyuncularının testosteron değerleri kazananlara göre daha az olduğu gözlemlenmiş. Bu yüzden kazanmaya bakın 🙂 Ve ve ve geçen yazımda anlattığım olayın kanıtına geldik dostlar. Bir ted konuşması izledim ve burda anlatıldığına göre beden dilinizde alfa erkeğin yaptığı daha geniş yer kaplamak, daha rahat davranmak gibi yapıcağınız değişikliklerin testosteronu artırdığı gözlemlenmiş.
Yani alfa erkek olana kadar sanki öyleymiş gibi yapmaya devam gençler. ( bu beden dili olayınada bir gireyim bir daha ki yazılarda )
Konuşmayıda aha buraya bırakıyorum izlersiniz yazı bitince.

Düzenli seks yapmakta bu hormonu artırır gençler. Ama mastürbasyon düşürüyor üzgünüm 🙂 Onu artık bırakmanız gerekiyo buna da ilerde değenicem ama şimdiden bırakmaya çalışın.

Uzun lafın kısası bunları uygulayın ve değişimi görün. Erkek adamın testosteron seviyesi yüksek olur. Çevresindekilerde bunu derinden hissederler. Yürüyüşünüz, oturuşunuz
değişir. Zengin adamlara bakın. Ses tonları bile zengindir amk 🙂 Çünkü adam başarılı ve rekabetçi. Para konusunda derdi olmadığı için daha stressiz bir hayat sürüyo.
Şimdilik söyliyceklerim bu kadar dostlarım. Zeytinyağınıda abartmayın :))

Alfaymış Gibi Yapmak

Gençler, baskın karaktere sahip olmak yani popüler tabirle alfa erkeği olmak bir süreçtir. Doğuştan böyle olduğunu düşündüğünüz erkeklerin bile böyle olmalarında
doğup büyüdükleri çevre ve aileleri çok önemlidir. Bu yüzden alfa doğmak terimi ne kadar doğru bir kelimedir bilmiyorum. Doğuştan fiziksel özelliklerinizin
çok iyi olması, karakteriniz zayıfsa sizi alfa değil sadece yakışıklı bir beta yapar. Her yakışıklı erkek alfa olucak diye bir şey yok.
Erkeği diğer erkeklerden daha üst sıralara taşıyan özelliklerde fizikse özellikler vardır evet. Ama bu bir maddeden sadece biri. Alfa erkek dediğimiz
olay biraz farklı. Daha çok tavırlarınız,bükülemeyen karakterinizi ve sosyal becerilerinizle alakalı bir durum olduğunu düşünüyorum.

Bir örnek vermek gerekirse. İron Man ve Captain America, sivil bir şekilde gece bir mekana eğlenmeye gitseler sizce hangisi daha baskın olur ve daha çok kadını sulandırır ?
Filmlerden tanıdığımız bu iki ismi izleyenlerin yüzde 90 ının Tony Stark diyeceğinden eminim. Peki neden? Captain America fiziksel olarak çok daha üstün
daha yakışıklı ve çok daha kaslı bir fiziği var. Bunun nedeni Tony Stark’ın tavrı, cazibesi ve zekası.

Adam kimseyi sikine takmayan, ukala herifin teki. Çok yüksek olan özgüveni sayesinde rahatça hiç kendini kasmadan hareket ediyo. Beden dili bu yüzden çok başarılı. Yüksek özgüveni çevredeki herkese o yüksek
testestronunu saçmasını sağlıyo. Testestron sadece bir hormon değildir doslarım, çok önemlidir.( bir daha ki yazı belli oldu 🙂 )
Ve son olarak keskin bir zekası var. Bunuda zekanın en güzel dışavurumlarından biri olan mizahla yeterince gösteriyo.
Ayrıca captain america gibi kolayca tahmin edilebilir bir karakter değil. Kimseyi sallamadığı için ne zaman ne yapıcağı çok belli olmayan bir karakter.
Yani kısacası sosyal becerilerin, tavrın ne kadar önemli olduğunu görüyosunuz. Bu yüzden dostlarım size verebileceğim önemli bir tavsiye var.

Aileniz ve çevreniz tarafından küçük yaşlardan beri bastırılmış olabilirsiniz. Ama bu sizin alfa olmanızı engellemez. Bu konuda yapabileceğiniz en iyi şey
alfa erkek olana kadar zaten öyleymiş gibi yapmaktır. Bu tavrı,beden dilini,ses tonunu ve karakteri bir anda pat diye oturtamıycaksınız tabiiki.
İlla hatalar yapıcaksınız. Fakat bir süre sonra farkında olmadan yaptığınızı farkediceksiniz.

Ben bu yönden kendimi şanslı biri olarak görüyorum. Liseyi yatılı olarak anneden, babadan uzak okuduğum için daha 14 yaşında kendi ayaklarımın üstünde durmak zorunda kaldım.
Karşıma çıkan her türlü zorluğu tek başıma aşmak zorunda olduğum için mekanizma daha o zamanlar çalışmaya başladı. Nitekim farkında olmadan, başardığım şeylerden ve
edindiğim tecrübelerden sonra karakter kendi kendine yerine oturmuştu zaten. Bunu inşa etmek zorunda kalmadım. Direk buna maruz kaldım 🙂

Bu en etkili yöntem aslında. Yüzmeyi bilmeden suya atmak gibi bir şey.

Hatta anneden,babadan koparılmak bir çok ilkel kabilede ve devlette bir erkekliğe giriş geleneği olarak yapılırmış eskiden. 300 spartalı filmini izliyenler ordada
çocukların 7-8 yaşlarında sağlam birer savaşçı olabilmeleri için anneden koparılıp doğaya salındıklarını hatırlıycaklardır. Annelerimiz her zaman bitanemizdir.
Fakat büyüme çağında anneyle fazla vakit geçirmek erkeksi bazı özellikleri ister istemez törpülüyo. Çünkü asıl rol model olması gereken kişi o an işte çalışıyo.
Bu yüzden erkeklerin kadınların karşısındaki düşüşü asıl olarak sanayi devriminin ortaya çıkmasıyla başlamıştır. Baba işte , anne evde çocukla.
O yüzden ilerde oğlunuzla vakit geçirmeyi ihmal etmeyin dostlarım. Onun en büyük rol modeli siz olmalısınız.

Tabiiki olay tamamen sosyal beceriler ve tavırda değil. Bunlar çok önemli. Fakat yukarda bahsettiğimiz iki adamda ünlü,zengin,fit ve giyinmesini bilen adamlar.Sosyal becerilerinizi geliştirirken diğerlerini
es geçerseniz, sadece gereksiz özgüvene sahip salak bir tip olursunuz. Bu yüzden zaten yapmanız gereken şeyleri asla unutmayın.

Bu site ise yapmanız gerekenleri anlatmak için var. Yani doğru yerdesin 🙂

Bir dahaki yazıda görüşmek üzere gençler.

Film Gibi Bir Şarkı

Merhaba dostlar.

Yakın zamanda dinlediğim ve aşırı beğendiğim bir şarkıyı sizlerle paylaşmak istedim. Banada yengeniz önermişti. Şarkının adı Hooverphonic-Mad About You.

Klip, ses, müzik her şey adeta bir James Bond filminden fırlamış gibi. Fazla uzatmadan sizi şarkının videosu ile başbaşa bırakıyorum.

 

Hipergami Nedir ve Nasıl Tatmin Edilir

Merhaba arkadaşlar. İnstagram adresimiz kurulduğundan beri bizi takip eden arkadaşlar hipergamiyi bilirler. Fakat yeni gelen dostlarımız için
hipergamiyi tatmin etmeye geçmeden önce hipergaminin ne olduğunu açıklamak isterdim.

Hipergami, kadınların eş seçerken kendilerinden her yönden daha üstün bir erkeği seçme eğilimleridir. Sosyal statü, fiziksel özellikler, ekonomik durum
vs. her şey bu tanımın içine girebilir. Yani bugüne kadar dizilerin size pompaladığı zengin kız fakir oğlan olayını geçin. Daha çok gerçekçiliği yansıtan
Cem Karaca’nın tamirci çırağını hatırlayın 🙂 Hipergami budur işte.

Şimdi aranızdan bazıları “O zaman güzel kadınların yanında gördüğümüz çirkin adamlar ne oluyo?” diyecek. Öyle bir durumda anlayın ki o adamın fiziksel
özellikler dışında kalan özellikleri kadını epey cezbediyor. Yani hipergamisini tatmin ediyor. Çok zengin bir adam olabilir. Belki saygın herkes
tarafından saygı gören bir sosyal statüde olabilir. İllaki bir şey vardır ama bundan emin olun.

Bazı arkadaşlar benden bir sihirli değnek bekliyolar? Benim yazdıklarımı okuduktan sonra anında kadın mıknatısı bir alfa olucaklarını düşünüyolar.
Beklenti bu yani:)) Şimdi kardeşim sadece yazı okuyarak öyle bir şey zaten mümkün değil. Benim sana burada öğrettiğim şey olmak istediğin kişiye ulaşmak mı istiyosun, O zaman
yolun bu. Yol gösteriyorum yani sana. Kadın-erkek ilişkilerinin dinamiklerini mi merak ediyosun? Bunuda evrimsel psikolojiye dayandırarak anlatıyorum sana. Ama sen bunları sadece okur,
teoride bırakıp hiç pratiğe dökmezsen hipergamiyi tatmin edemezsin.

Hipergamiyi tatmin etmek ancak kendine değer katmakla, puanını yükseltmekle olur. Basit bir formül veriyorum. Spor yap,kendine biraz para harca(giyim,saç,sakal).
Sadece bunu yaptığınızda bile farkı görüceksiniz çok net bir şekilde. Nasıl iletişim kuracağınız felan o bende rahat olun 🙂

Hayat biraz acımasızdır dostlarım. Geçen gün Franz Kafka’nın “Dönüşüm” kitabını okudum. Kitabın başrolündeki karakter sadece bir sabah işe geç kaldığı
için hikayede o sabah bir böcek olarak uyanıyodu. Annesi,babası ve kardeşi herkes onu bir böcek olarak görüyodu tabiiki. Kısaca ekonomik olarak bir değer
üretmediği sürece günümüz dünyasında bir erkeğin, böcekten farkı olmadığını anlatmaya çalışıyordu Kafka reis. Bu ne yazık ki doğru.
İşte bu yüzden kendinizi hem fiziksel, hem maddi, hemde sosyal olarak geliştirmemiz ve değer üretmemiz gerçekten çok önemli gençler.

O yüzden bir sihirli değnek beklemek yerine harekete geçme vakti.

Herkese kolay gelsin.

Erkek sporu: Rugby

Merhaba gencolar. Bugüne kadar hayatımın her aşamasında illa bir sporla ilgilendim. Halada öyle devam ediyo. Ama bu sporlar içinden bir tanesi var ki benim için yeri ayrıdır. Rugby ile ilk üniversite hazırlıkta tanıştım. Daha öncede diğer insanlar gibi “aaa o amerikan futbolunun korumasız hali değil mi ya?” seviyesinde hakimdim konuya:) Okuduğum üniverstinin takım seçmelerini duyunca videolar izledim araştırdım. Oyunun aslında öyle olmadığını bu şekilde öğrendim.

Her 10 saniyede duran sıkıcı ve uzun amerikan futbolunun yerine nerdeyse hiç durmayan gayet akıcı,sert ve seyir zevki bir o kadar yüksek bir sporla karşılaştım araştırınca.
O gazla takım seçmelerine girdim tabiiki:) Ama nasıl bir seçme:) Kusanlar mı dersiniz, yoksa bayılanlar mı.Hepsinden vardı. Rugby fiziksel temasın en yüksek
olduğu spordur arkadaşlar. E haliyle adamlarda seçerken kondisyon ve gücün sınırları ne kadarmış diye bakıyolar. Eskiden kalma bir altyapım olduğu için ve yapı olarakta iri olduğum için
rahat geçtim fakat bir midem bulanmadı değil gençler :)) O gün anladım ki bu spor her yiğidin harcı değil. Rugby kesinlikle bir ERKEK sporudur. Çünkü bu spor ciddi anlamda taşak ister gençler 🙂 Ve fiziki olarak en estetik duran vücutlar bence bu spordadır.

Rugby kökeni epey eski bir spor. Günümüz futbolundaki kuralların konulmasında bile etkili olmuştur. Futboldaki ofsayt kuralı rugby den etkilenerek yapılmıştır. Köken eski agresiflik ve temas hat safhada olunca şaşırdım cidden Türkiyede olmamasına. Sonra zamanında Türkiyeye geldiğini ve yaşanan trajikomik olayı öğrendim. 1940 lı yıllarda fenerbahçe ve galatasayaray rugby takımı kuruyolar. Ve ilk defa 1947 de beklenen an gerçekleşiyo.
İki takım maça çıkıyor. Fenerbahçe galatasarayı tam 12-0 yeniyo. Galatasaray yetkilileride alınan bu yenilgiden sonra Galatasaray rugby takımını kapatıyolar.

Fenerbahçede tek takım kalıp maç yapıcak rakibi olmadığı için o da rugby klubünü kapatıyo:)) Dolayısıyla türkiyede rugby o olay yüzünden gelemiyo. Ulan şaka
maka 12-0 değilde böyle başa baş bir maç olsaymış şuan tv de rugby izliyoduk:)) Epey popülerde olucağına eminim nerdeyse. Şuanda daha çok üniversiteler seviyesinde oynanıyor.

Siz bakmayın benim böyle agresif dememe. Aslında oyun içi dinamikler olarak tam bir centilmen oyunu. Rugby de hiçbir oyuncu hakeme itiraz etmez.
Oyuncular genellikle hakeme “sir” efendim diye hitap ederler. Kardeşlik ve dostluk hat safhadadır. Ünlü bir yazar olan rugby hakkında şunu demiştir:
Rugby centilmenlerin oynadığı bir holigan sporudur. Futbol ise holiganların oynadığı bir centilmen sporu.

Dünyada ise bu olayın başını çeken ülkeler yeni zellanda ve ingiltere. Özellikle yeni zellanda , rugby nin brezilyası gibidir.

Kısacası hepinizin izlemesini ve oynamasını tavsiye ediyorum gençler. Şuanda her üniversitenin takımı var nerdeyse. Üniversiteye gittiğinizde yada ordaysanız kesinlikler değerlendirin derim. Ben sakatlık ve birazda üşengeçlikten bıraktım. Siz bırakmayın 🙂

The Redpill ve Pua

Selam millet. Bugünkü konumuz bize kadın-erkek ilişkilerini çözmede bugüne kadar yardım etmiş 2 akım. Ben böyle tanımlıyorum. Çünkü epey fanatiğide
olan iki farklı oluşumdan bahsediyoruz.
Pua yani pick up artist olayı özellikle 2000 li yılların başında kız tavlama olayına ciddi kafayı bozmuş adamların deneme yanılma yoluyla öğrendiklerini
bir sistem haline getirdikleri bir oluşum.Buna kendi aralarında oyun diyolar. Oluşturdukları sistemi kadınlar konusunda başarısız olan loser erkeklerede çeşitli dersler ve konferanslar vererek satıyolar. Oyun yapı itibariyle tamamen hatun tavlamaya odaklı bir oluşum. İşi o kadar çok matematiğe dökmüşlerki kendi aralarında kullandıkları gülünç terimler felan var:)) Bir kızın yanına gidip onunla tanışmaya “set açma” diyolar :)) Negler,açılışlar vesaireler terim içinde boğulabilirsiniz. Olayın tamamen hatun tavlamaya odaklı olması hoş bir olay değil. Bir erkek hayatının merkezine kendini koyup tamamen “her konuda nasıl en iyi halime
gelebilirim” diye düşünmelidir bence. Şu kadına nasıl bir açılış yapayım, hangi numarayı yapayımda etkilensin tarzı olaylar erkeğin kendi değerinide yaptığı bir saygısızlıktır bence. Hep derim değerinizi arttırın. Sonra ödül kız değil, siz olun. Peki pua kadınlarda işe yarar mı? Kesinlikle yarar. Olayın amacı bu zaten. Bu pua olayının üstadlarında Neil Strauss yazdığı The game adlı kitabın bir kısmında bir hikaye anlatır. (kesinlikle okuyun kitabı)
Hikayede, bir gece her zaman olduğu gibi bir bara avlanmaya gider. Ve o gece nerdeyse herkesin gözü ondadır. Yazdığı ne kadar hatun varsa hepsini tavlar.
Normaldede abimiz yine o bardan boş çıkmazdı. Ama bu denli ilgi onu şaşırtır. Ardından bardakilerin onu bir rock grubunun solistine benzettiğini öğrenir ve bu aşırı ilginin nedenini anlamış olur. Ardından şu sözleri yazar: “Anladım ki oyun amatörler içindir”.
Kesinlikle katılıyorum. Hee bu değilki ordan çıkarılcak dersler, öğrenilcek şeyler yok. Çok şey var. Özellikle iletişim konusunda size bir şeyler katıcağını düşünüyorum. O yüzden Neill Strauss un Oyun kitabını kesinlikle alın ve okuyun.

Şimdi the redpill i açıklayalım. The redpill , reddit sitesinde açılmış bir konudur arkadaşlar. Ancak o kadar popüler olmuştur ki dünyada bir akım haline gelmiştir. Hakkında çekilmiş bir belgesel bile var. The redpill in amacı erkeklere hayatın ve kadın-erkek ilişkilerinin acı ama gerçek yüzünü anlatmaktır. Onları aydınlatmaktır. Bu akım pua akımı gibi kadınlara değil Sadece kendinize odaklanmanızı öğütler. Cidden yararlı bir akımdır gençler. Kadınlar hakkında yaşanmışlık dışında öğrendiğim, olayın daha çok içyüzü olan evrimsel psikoloji vs. bilgilerin kaynağı çoğunlukla burası ve burda duyduğum kaynaklardır. Eğer ingilizce biliyosanız kesinlikle bakmanızı tavsiye ederim. İngilizce bilmiyosanızda öğrenin lan zaten artık:)

Tabiiki her şeyde olduğu gibi bu olayında fanatiği olmanızı tavsiye etmiyorum.Anlatılan bilgileri çok faydalı buluyorum fakat çok ciddi genellemeler oldğuğunuda düşünüyorum kadınlar hakkında. Okuyun,öğrenin yazılanları ama koyu fanatikler gibi kadınlar şöyle kötüdür böyle kötüdür gibi çemkirmeyin. Anlatınları sorgulayında kısacası. Benim anlattıklarımıda sorgulayın. Arada sorun kendinize ne anlatıyo bu piç diye 🙂

Pua ve The redpill konularında türkçe olarak bilgiler veren benim dışımda bildiğim 2 yer var bu arada. (İngilizce bilmeyen ve öğrenmek zor gelen üşengeçler mutlu şuan)
İnstagramda yayın yaparken bana gelen bir mesajdan öğrendiğim, ekşi sözlükteki skeptico isimli bir yazar var. The redpill olayını ve ilişkileri, kendince ekşi sözlükte anlatan güzel entryleri var okuyabilirsiniz. Bir diğeride tesadüfen öğrendiğim bir blog. Eskiden takip edenler bilir. İnstagramda ilk ismimiz erkekadamsayfasi idi. (evet çok boktan bir isim) O sıralar siteye geçersem diye domain araştırması yaparken, erkekadam isimli bir bloga rastladım. The redpill de yazılan bazı önemli konuları türkçeye çeviren bir blog. Onada bakabilirsiniz.

Ben tek bir konuya odaklanmaktan sıkılan biri olduğum için bu site olduğu sürece sadece kadınlar değil her türden içerik olucak gençler. Kadınlar,tarz,spor, ilgilendiğim ilginç
şeyler, izlediklerim, okuduklarım vs vs. Burası açıklamadada yazdığım gibi alfa erkeğin mağarası.

Başka bir yazıda görüşmek üzere öptüm bazı yerlerinizden.

Cinsel Pazar Değeri

Merhabalar gençler. Size kadın-erkek ilişkilerini anlatırken sık sık başvuracağım önemli bir terim olan “cinsel pazar değeri” hakkında konuşalım bugün. Kelime bize redpill de sık sık geçen “sexual market value” den geliyor. Belli başlı özellikleri girdiğinizde kaç puan olduğunuzu kestirebilirsiniz.
Sizin bir kız karşısında olan şansınızı bir matematiğe döktüğü için epey seviyorum bu olayı. Konu kadın-erkek ilişkileride olsa rakamlar yinede çok yalan
söylemiyor koçlar. Ve kötü haber puanınız daima elde etmek istediğiniz kadının puanından yüksek olmalı:)

Bu puanın belirlenmesinin iki cinsiyet içinde aynı şekilde olması tabiikide mümkün değil gençler. İşin kadınlar kısmı çok basit. Yaşına ve güzelliğine bakarsın ve puan bellidir. Hala temelde ilkel içgüdülerimizle hareket ettiğimiz için bir kadının doğurganlığını yansıtan yaşı ve güzelliği onun puanını belirler. Biraz acımasız bir sistem aslında kadınlar için. Nedeni ise güzelliğin büyük oranda genetik yani doğuştan gelen bir özellik olması ve yaşında hep aynı kalmaması:) Eğer kız güzelse ne ala ama çirkinse işi cidden zor bu bağlamda.

Biz erkeklerde ise olay çok daha farklı ve geniş. Nedeni sadece biz erkeklerin değil kadınlarında hala bir çok konuda içgüdülerinin esiri olması:) İlkel zamanları düşünün. O dönemde bir kadının seçeceği erkekten beklentileri: güçlü kuvvetli olup onu ve doğucak çocukları koruması ve avlanıp onları
beslemesi, doğacak çocuklarında seçtiği adam gibi iyi ve güçlü genlere sahip olup hayatta kalması vs vs.
E haliyle beklentiler bu kadar çokken bunun günümüz dünyasına yansımalarıda epey fazla. Ama bunları 3 ana başlıkta toparlayabilirim sizin için.

1) Fiziksel özellikleriniz

2) Sostal statünüz

3) Para

Bu özellikler sizde ne kadar yüksekse puanınız ve dolayısıyla sizinle birlikte olmak isteyen kadın sayısıda o kadar yüksektir koçlar.İyi haber kadınların puanı çoğunlukla genetik faktörlerle belirlenirken siz genetik olarak şanssız olsanız ( mesela kısa boylu ) bile sosyal statünüz ve ekonomik durumunuz
yüksekse hala değerli olacaksınız:)
Bu konuyu araştırırken ilgimi çeken diğer bir noktada yaşın cinsel pazar değerine olan etkisi oldu.

Yukarda grafikte gördüğünüz gibi kadınların en çekici bulunduğu yaş 23. Bunun nedeni yukarda bahsettiğim gibi en doğurgan sinyalleri verdikleri için. Ayrıca çocuk sahibi olmaları bizim gibi ( nerdeyse ömür boyu ) mümkün olmadığı için yaş onların aleyhine işliyor. Bizim ise en çekici olduğumuz yaş ise 36. İşte şimdi anladınız mı sosyal statü ve paranın önemini. Bir erkeğin fiziksel anlamda en iyi hali çok daha erken yaşlardır. Bunu kimse inkar etmesin. 36 yaşında kaç tane futbolcu yada manken var faal olarak o mesleği yapan. Nadir vardır. Ama kimsede 36 yaşındaki bir adamla 20 yaşındaki bir adamın ekonomik durumunu ve sosyal statüsünüde kıyaslayamaz. O yaşa kadar edindiği tecrübe ve karakterin oturmasıda cabası.

Kısacası koçlar biz bir bakıma şanslıyız. Çünkü puanımızı arttırmak bizim elimizde. Çoğu kişi yakışıklı olmadığı yada fakir olduğu için kaybettiğini sanar. Peki bunu değiştirmek için ne yaptın?

 

Boks sporunun dehası: Vasyl Lomachenko

Selam millet. Aganız dövüş sporlarıylada yakından ilgilenmekte. İzlemektende büyük keyif alırım. Ama öyle bir adam var ki bu farklı bi olay ustaa.
Abimizin adı Vasly Lomachenko. 29 yaşında, Ukraynalı ve tüy siklet bir boksör. Bu abi dövüşmüyo arkadaşlar. Bu sanat lan resmen. Eğer dövüşüyosada
şiir gibi dövüşüyo diyelim biz ona en iyisi. İzlemekten en çok keyif aldığım boksörlerden biri. Müthiş hızlı, çok seri yumrukları var,ofansif dövüşüyo fakat
defansı mükemmel. Ayak hareketleri ve ani yön değiştirmeler yani footwork konusunda abartmıyorum bu sporun tarihinde en iyi isimlerden biri.
Ve izlerken zekayı ciddi bir şekilde hissedebiliyosun aga. Ortada diğer boksörler gibi sadece makine gibi bir vücut değil aynı zamanda makine gibi
bir beyin var. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği türden bir sporcu yani:) Fazla uzatmadan sizi bu dahinin videosu ile başbaşa bırakıyorum.

Film tavsiyesi #1

Selam gençler. Film tavsiyelerim burdada kaldığı yerden devam edecek. İlk olarak aklıma bu geldi. Bu yakınlarda sinemada izlemiştim. Eğer benim gibi
casusluk filmleri hastası biriyseniz, kesinlikle bu filmi seviceğinize eminim. Üstüne bir soğuk savaş atmosferi ve o puslu havasıyla Berlin eklenince
film dahada güzelleşiyor. James mcavoy abimiz yine döktürmüş. Adama serserilik yakışıyo o belli:) Genelde gerçek hayattaki karakterlerine benzer karakterde
bir rol oynadıklarında oyuncular ister istemez dahaiyi bir performans ortaya koyarlar. Bundan dolayı olsa gerek. Başroldeki ablamızda fazla cool lan.
Uzatmadan filmin konusu ve fragmanını vereyim. İyi seyirler şimdiden.

Filmin Konusu

Lorraine Broughton MI6’in en ölümcül suikastçısıdır. Kaçış ustalığı ve yakın dövüşteki yeteneğiyle bilinmektedir. Soğuk savaş sırasında bir ajanın öldürülmesini araştırmak ve eksik ajanlar listesini bulmak için Berlin’e gönderilir. Yeni görevi için Berlin istasyon şefi David Percival ile işbirliği yaparlar ve ikisi gerilim dolu büyük bir aksiyona atılırlar. Ancak Lorraine’in gelişi gizli kalmayacaktır. Tehlikeli suikastçı kısa sürede kendisine tuzak kurulduğunu anlar. Bunu yapan teşkilatın içinden biridir. Lorraine artık kendi hayatı ve değer verdiği herkes için bu tuzağın içinden kurtulmalı ve gizemi çözmelidir…
Antony Johnston’ın aynı adlı romanından uyarlanan Atomic Blonde’un başrollerinde Charlize Theron ve James McAvoy yer alıyor.

Fragman